İstanbul Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Kars Milletvekili ·
DEM Parti
Genel Kurul, 82. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Nisan 2025 · 646 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti), 30 Nisan 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İstanbul Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması); konuşma 646 kelime.
Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti, Kars). “İstanbul Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 30 Nisan 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gulustan-kilic-kocyigit-2025-04-30-istanbul-milletvekili-ozlem-zenginin-yaptigi-aciklamasindaki-bazi-ifa (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=134566
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Evet "1 Mayısın arifesindeyiz." demiştik. Dün gözaltılarla güne başlamıştık, onlarca kentte 100'e yakın insan gözaltına alınmıştı. Bugün de o gözaltı operasyonlarının devam ettiği haberiyle yine güne başladık ve şu anda 1 Mayıs öncesi gözaltıların sayısı 200'e ulaşmış durumda. Gözaltına alınanlar arasında EĞİTİM SEN yöneticileri, üniversite öğrencileri, sendikacılar, sanatçılar, yayıncılar, gazeteciler, ekolojistler, devrimci kurumların temsilcileri yer alıyor ve bütün bunların niye gözaltına alındığına dair hiçbirimizin hiçbir fikri yok. Üstelik bu gözaltılarda evlerin dağıtıldığını, kapıların kırıldığını ve bazılarının işkenceye varan şiddete maruz kaldığını görüyoruz yine. Gözaltına alınanların tek bir ortak noktası var, 1 Mayıs için Taksim'e çağrı yapmış olmak ve anladığımız kadarıyla 1 Mayıs için Taksim'e çağrı yapmak bugün itibarıyla Hükûmet açısından gözaltına alınmak ve hatta belki de tutuklanma gerekçesi çünkü gözaltına alınanlar 1 Mayısta Taksim'e çağrı yaptıkları için örgüt üyeliğinden şu anda sorgulanıyorlar. Evet, örgüt üyeliğinden yani "1 Mayısta gelin, Taksim'e gidelim, Taksim bir işçi meydanıdır, Taksim'in 1 Mayısta tarihsel bir hafızası vardır, işçi sınıfı için önemli bir yerdir." denilip oraya çağrı yapıldığı için örgüt üyeliğinden işlem yapmaya götürecek kadar büyük bir akıl tutulmasıyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. O anlamıyla biz DEM PARTİ olarak derhâl bu gözaltı dalgasının sonlandırılmasını, gözaltına alınan bütün arkadaşlarımızın derhâl bırakılmasını ve 1 Mayıs Taksim alanının korkusundan artık Hükûmetin bir an önce vazgeçmesini, 1 Mayısta Taksimi 1 Mayıs işçilerine, emekçilerine açması çağrımızı buradan bir kez daha yapmak istiyoruz. Bu ülkede yıllardır emek hiç değer görmedi, emekçi hiç değer görmedi; gün geldi tekmelendi, gün geldi horlandı, gün geldi en ağır koşullarda çalıştırıldı, açlığa ve yoksunluğa mahkûm edildi ve bugün, işçi sınıfı hangi hakka sahipse onu çalışarak, çabalayarak, mücadele ederek elde etti; hiç kimsenin bir lütfu olmadığını ifade edelim. Bundan sonra da işçi sınıfı mücadelesine devam edecek ve ne olursa olsun sermayeden yana değil emekten yana, işçiden yana bir düzenin kurulması için biz de elimizden gelen mücadeleyi vermeye devam edeceğiz.
1 Mayısa gidiyoruz; tabii, tablo sadece işçilere yönelik gözaltı operasyonlarıyla karartılmıyor, aynı zamanda ekonomik göstergelere baktığımız zaman korkunç bir tablo olduğunu görüyoruz. TÜİK'in, TÜRK-İŞ'in açıkladığı verilere dikkatlerinizi çekmek istiyorum: Açlık sınırı 24 bin TL, yoksulluk sınırı 78 bin TL'yi aşmış durumda. Bekâr bir çalışanın insanca yaşamasının maliyeti 31 bin TL'ye ulaşmış. Peki, asgari ücret ne kadar bu ülkede? Sadece ve sadece 22 bin TL. En düşük emekli maaşı ne kadar? 14.500 TL. Bu koşullarda işçinin, emekçinin yaşamasını ve yaşamını devam ettirmesini bekliyorsunuz. Bunun nasıl yapılacağı sorusuna ben en azından iktidarın ve onun ekonomi kurmaylarının yanıt oluşturması gerektiğini ifade edeyim. Bu 22 bin TL'nin en temel ihtiyaçlar olan gıda, barınma gibi -aslında birinci basamak- insan yaşamının devamını sağlayan ihtiyaçları bile karşılamadığını görüyoruz. Sadece son bir ayda gıda harcaması 420 TL artmış ve yılın başından bu yana mutfak harcamaları üzerine gelen ek yük 1.900 TL'yi geçmiş durumda. Bu koşullarda yani asgari ücretlinin ve emeklinin aldığı reel maaşın her gün enflasyon karşısında eridiği, Merkez Bankasının hedef enflasyonu revize ettiği bir ortamda hâlihazırda bu enflasyon farkının işçiye, emekçiye ek zam olarak verilmemiş olmasını da kabul etmediğimizi ifade etmek istiyoruz. Tabii, yalnızca bir ekonomik kriz değildir bu, aynı zamanda bir sınıfsal krizdir. Yoksulun gittikçe yoksullaştığı, zenginin gün geçtikçe zenginleştiği ve toplumda tam bir kast sisteminin, ekonomik bir kast sisteminin inşa edildiği, tam bir dağıtılmış emek rejiminin inşa edildiği yeni bir dönemin arifesindeyiz ve en nihayetinde bunun temel motivasyonunun da kapitalizmin kâr odaklı ekonomi politikaları olduğunu çok iyi biliyoruz. Onun için, her gün büyüme rakamları açıklayan iktidara şunu soruyoruz: Büyüyen kim? Gerçekten işçi büyüyor mu, emekçi büyüyor mu, yoksul büyüyor mu, çiftçi büyüyor mu, bugün üniversite öğrencilerinin ekonomisi büyüyor mu yoksa halkın cebindeki para beş kuruş artmazken sermayenin kasası ve en nihayetinde insanlar büyük bir yoksulluk girdabıyla boğuşmak zorunda mı kalıyorlar? İktidarın ekonomi anlayışı asgari yaşam, azami kâr; evet, özetini böyle ifade edebiliriz. En dipte milyonları eşitlemek istiyor, asgaride milyonları eşitlemek istiyor ama sermayedarlar için azami kâr anlayışını devam ettirdiğini görüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
105 konuşma daha · 30 Nisan 2025