Geçen hafta Siverek'te ve Kahramanmaraş'ta yaşanan olaylara ve kurulacak araştırma komisyonuna, gözaltına alınan madencilere ve Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’e ilişkin açıklaması
Kars Milletvekili ·
DEM Parti
Genel Kurul, 84. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Nisan 2026 · 896 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti), 21 Nisan 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Geçen hafta Siverek'te ve Kahramanmaraş'ta yaşanan olaylara ve kurulacak araştırma komisyonuna, gözaltına alınan madencilere ve Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’e ilişkin açıklaması); konuşma 896 kelime.
Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti, Kars). “Geçen hafta Siverek'te ve Kahramanmaraş'ta yaşanan olaylara ve kurulacak araştırma komisyonuna, gözaltına alınan madencilere ve Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’e ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 21 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gulustan-kilic-kocyigit-2026-04-21-gecen-hafta-siverek-te-ve-kahramanmaras-ta-yasanan-olaylara-ve-kurulac (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=144229
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars)Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın vekiller; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce, geçen hafta hem Siverek'te hem de Maraş'ta yaşanan olaylardan dolayı duyduğumuz derin üzüntüyü belirterek başlamak istiyorum. Ben de yaşamını yitiren çocuklara ve öğretmenlerimize Allah'tan rahmet; yakınlarına, sevenlerine ve tüm Türkiye halklarına başsağlığı dileklerimizi buradan iletmek istiyorum ve yaralılara da acil şifalar diliyorum.
Bunun bir münferit olay olmadığını, sadece güvenlik meselesi üzerinden ele alınamayacağını birçok kişi söyledi; bir kez daha altını çizmekte fayda var. O anlamıyla burada çok katmanlı, çoklu bir sorunla karşı karşıya olduğumuz ve bu soruna da gerçekçi bir zeminde, özellikle de sorunun gerçeğiyle yüzleşerek aslında çözüm üretmemiz gerektiği açık ve net. Yıllarca söyledik bu kürsülerde; okulların güvenlik sorununu söyledik, okuldaki yoksulluğu söyledik, öğrenci yoksulluğunu söyledik; gençlerin, çocukların yalnızlaşması meselesini söyledik, psikososyal destek mekanizmalarının yetersizliğini söyledik, rehber öğretmen atamasındaki sınırlılıkları söyledik; söyledik de söyledik ama ne yazık ki sesimizi duyuramadık. Sadece biz söylemedik, bu alanda gerçekten çalışan, emek veren sendikalar söyledi, kurullar söyledi, birçok dernek söyledi, STK'ler söyledi ama Hükûmet bütün bu seslere kulağını kapattı ve ne yazık ki bu acı olayı yaşayarak biz bugün bambaşka bir zeminde yeniden bunları konuşuyoruz.
Hâlihazırda binlerce defa verdiğimiz, söylediğimiz sözlerden biri de... Bu ülkenin çoklu bir şekilde yaşadığı bu sorunlara çözüm üretmek için bir çocuk bakanlığı kurması gerektiğini söyledik ama bu talebimiz de bu teklifimiz de görmezden gelindi. O nedenle söyleyelim, bu mesele çok katmanlı bir mesele. Meseleyi sadece dijital platformlardaki şiddete indirgeyerek ya da bir araştırma komisyonu kurup "Bu mesele siyasetüstüdür, gelin, siyasetüstü olarak ele alalım." denilerek işin içinden çıkılamaz. Hükûmet birinci derecede sorumluluk almalıdır. Yirmi üç yıldır, yirmi dört yıldır bu ülkeyi DEM PARTİ yönetmiyor, AKP iktidarı yönetiyor; onun Millî Eğitim Bakanı şu anda iş başındadır, tabii ki hesap verecektir, tabii ki sorumludur. Her seferinde bir olay yaşandığında "Efendim, bu siyasetüstüdür." diyemeyiz; tam da siyasete ilişkindir. Siyaset ne için yapılır? Toplum için yapılır. Siyaset, olayları engellemek için, faciaları önlemek için, katliamları önlemek için yapılır. Siyaset, sağduyulu muhalefetin çağrılarına kulak vererek "Bizi niye uyarıyorlar, neden uyarıyorlar, ne diyorlar?" denilerek yapılır. Bütün muhalefete sesinizi kapatacaksınız, topluma kulağınızı kapatacaksınız; STK'lere, sendikalara kulağınızı kapatacaksınız, sonra katliamlar yaşandığında da "Bu işi siyasetin malzemesi yapmayalım." Biz, zaten siyasete malzeme yapmıyoruz; biz, siyasetin çözüm üretmesi gerektiğini söylüyoruz. Çözüm üretmenin ilk yolu da sorumluluk makamında oturanların dönüp "Sorumluyuz." demesidir. Ya, bir kişi istifa etmez mi ya! 10 insanımız katledilmiş. Yaşamını yitiren çocuğu da dâhil edelim, o da bu ülkenin evladıydı; bu karanlığa hangi nedenle itildi, bu katliamı yapmasına sebep olan nedenler nedir? Aile ihmali, kurumsal ihmal, okulun ihmali, psikososyal destek yoksunluğu; nedir sorun? Bunları konuşmayacak mıyız? Bunların sorumluluğu kimde? Bizde mi? Biz burada binlerce defa uyarı yapıyoruz. Daha iki hafta önce burada, bu Mecliste televizyonlardaki dizilerin ve filmlerin yaydığı şiddet ve bunun olumsuzlukları üzerine önerge verdik. AKP'li hatip, dalga geçer gibi, çıktı konuşma yaptı, reddedildi o önergemiz; o zaman aynen de bu içeriklerin nasıl şiddeti teşvik ettiğini, bu magandalığı, çeteciliği, mafyacılığı nasıl özendirdiğini, şiddeti nasıl sıradanlaştırdığını içermişti önergemiz. Niye duymadınız sesimizi? Duymadınız, duymadılar. Kartalkaya Komisyonunun sonuçları ortada, İliç Komisyon raporunun sonuçları ortada. Kurduğumuz onlarca komisyon raporu var; hangisi yasaya döndü, hangisi mevzuata döndü? Hangisinde gelip bu Mecliste "Bizim raporumuzda şu şu noktalarda ortaklaştık, şu kanunu bu rapora dayanarak çıkarıyoruz." diye bu Mecliste tartıştık? "Kriz var, üstünü örtelim, ortak komisyon kuralım." Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Evet, sorumluluk alıyoruz, elimizi taşın altına koyuyoruz, her şeyi yapmaya hazırız ama bu, iktidarın kendini aklama süreci değildir, sorumluluktan kaçma süreci değildir. İstifa etmelidir Millî Eğitim Bakanı, açık ve net, istifa etmelidir. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) İstifa etmek bir erdemdir. Sizin yönettiğiniz bakanlıkta, bir okulda, iki okulda bu kadar yaralı varsa, 10 insan yaşamını yitirmişse, katledilmişse bir vicdan azabı duyacaksınız, bir sorumluluk hissedeceksiniz ya; bu kadar da değil!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, tamamlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars)O nedenle, kurulan araştırma komisyonunun da gerçekten şeffaf bir şekilde bu olayı dijital mecraya, ona buna, günaha yıkarak değil bütün yönleriyle araştırılmasını ve sonuçlarını bu Meclise getirip yapısal bir dönüşüme yol açacak şekilde ele alması gerektiğini ifade etmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, bakın, neyi konuşalım? Eskişehir'de madenciler yola çıktılar, yürüdüler. Ne istiyorlar? Lüks bir hayat mı istiyorlar, yat mı istiyorlar, kat mı istiyorlar, sizin babanızın evini mi istiyorlar? Hayır, alın terini istiyor ya, alın terini. Yerin 7 kat altında çalışıyor, emeğinin karşılığını alamıyor; sendikaya üye oluyor, işten atılıyor; TMSF her seferinde bir kuruma, bir şirkete devrediyor peşkeş çekiyor; buna itiraz ediyorlar. Yürüdüler, geldiler, diyorlar ki: "Ankara, Meclis, başkent, sesimizi duyar herhâlde siyaset, iktidar." Ne alakası var? Enerji Bakanlığının önünde 110 kişi açlık grevine girmiş, içinde hastası, yaşlısı olan...
BAŞKANBuyurun, tamamlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars)Toparlıyorum.
...çoğu da siyaset olarak bizim yanımızda olmayan, bize oy vermeyen insanlar; bunlar sizin seçmenleriniz, bunlar bu ülkenin yurttaşları; niye seslerini duymuyorsunuz, niye oradaki Bakanlığın önüne gidip ya, derdiniz nedir, bir derman olalım demiyorsunuz? Hayır, onun yerine madenciyi tekmeleyen, madenciyi darp eden, madenciyi gözaltına alan bir iktidar ama o yürüyenler patronlar olsaydı kırmızı halıları sererlerdi, baş köşeye oturturlardı. Patronlar için çünkü burada onlarca maden yasası geçirdi AKP iktidarının kendisi. Demek ki mesele ne? Burada mesele sınıfsal bir tercih. Madencinin patronuna gelince yasalar gırla, madenci hakkını arayınca tekmeler gırla gidiyor. Biz bu düzeni kabul etmiyoruz arkadaş, açık ve net kabul etmiyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Madencinin yanındayız, işçinin yanındayız ve hakkını alıncaya kadar da onlarla yan yana olmaya da devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
105 konuşma daha · 21 Nisan 2026