Bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanun ile devlet su işleri umum müdürlüğü teşkilat ve vazifeleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s: s.:94)
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 102. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Mayıs 2008 · 494 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Gürol Ergin (CHP), 9 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN İLE DEVLET SU İŞLERİ UMUM MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE VAZİFELERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S: S.:94)); konuşma 494 kelime.
Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanun ile devlet su işleri umum müdürlüğü teşkilat ve vazifeleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s: s.:94)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 9 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2008-05-09-bazi-yatirim-ve-hizmetlerin-yap-islet-devret-modeli-cercevesinde-yapti-3 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
GÜROL ERGİN (Muğla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısının tümü üzerinde oyumun rengini belli etmek üzere söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken Sayın Başkan sizi, değerli milletvekillerini ve yüce Türk ulusunu saygıyla selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz tasarıda, özellikle 6200 sayılı Yasa’yı ilgilendiren bölümde, devletin hükümranlık haklarını zedeleyici bir yaklaşım vardır. Bu hususu özellikle açıklama gereğini duyuyorum.
Kamuya ait sular, Anayasa’mızın 168’inci maddesine göre, devletin hüküm ve tasarrufundadır. Devletin hüküm ve tasarrufunda olan, devletin egemenlik haklarının çok açık bir biçimde izlenebileceği bu doğal kaynaklarla ilgili ihtilafların kamu hukuku çerçevesinde çözümlenmesi zorunludur. Bu sularla ilgili yap-işlet-devret modeliyle yapılacak sözleşmelerde, ihtilafların genellikle tahkim yoluyla çözümleneceği hususunda hükümler konulmaktadır. Hele sözleşmenin taraflarından biri veya birkaçı yabancı uyruklu şirketler ise bu konuda uluslararası tahkim kurallarını ileri sürerek dayatmalar yapılabilmektedir. Böyle bir sözleşmeyle, sınır ötesi akan ya da sınır oluşturan ırmaklarımızdan kaynaklanarak, yap-işlet-devret modeliyle yapılacak sulama tesislerinde uluslararası tahkim kuralı sözleşmede yer aldığı takdirde devletin akarsular üzerindeki egemenlik haklarına yabancı hakem heyetleri dâhil edilmiş olur. Yabancı hakem heyetlerinin mansap devletleri tarafından nasıl etkilenebileceği de diğer bir soru işaretidir. Bu nedenlerle, yap-işlet-devret modeliyle yapılacak sulama şebekelerinde ihtilafların Türk yargısınca çözümlenmesi hususunda yasaya bir madde konulması şarttır.
Bu kanun tasarısında, yap-işlet-devret modeliyle yapılacak şebekelerden yararlanacak çiftçiden alınacak olan ücretin dayanağı da görülmemektedir. Ülkemizde kamuya ait suyun metreküp/saniye olarak satışını düzenleyen bir su kanunu yoktur. Dolayısıyla, görüştüğümüz tasarıda çiftçiden ücretin hangi kriterlerle tahsil edileceği açıkça belirtilmeliydi. Aksi durumda çiftçi yerli, yabancı özel kuruluşların insafına terk edilmiş olacaktır ve bizim bunu yapmaya hakkımız yoktur.
Değerli milletvekilleri, su, tarımın olmazsa olmazıdır. 2007 yılında yaşanan kuraklığın çiftçiye faturası 5 milyar yeni Türk lirası oldu. Bu yıl da Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde şiddetli kuraklık yaşanıyor. Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Hakkâri, Muş, Siirt, Şırnak, Gaziantep ve Elâzığ’da buğday ve arpada yüzde 90, mercimekte yüzde 60 verim kaybı var. Elâzığ’da bağlarda yüzde 30 üretim kayıpları var. Bölgede meraların gelişememesi de hayvancılığı ciddi olarak etkilemektedir.
Çiftçinin içinde bulunduğu dayanılmaz sıkıntının giderilmesi için Hükûmet tarımsal sulama hizmetlerini yerli, yabancı şirketlere havale etmekten vazgeçmeli, tarımsal sulamalara bir seferberlik anlamında önem vermeli, sulanabilecek durumdaki yaklaşık 4 milyon hektar alana su götürülmesini bir kamu hizmeti olarak üstlenmelidir.
Tarımsal elektrikte 2002 öncesinde verilen ve AKP İktidarının kaldırmış olduğu yüzde 35 destek yeniden verilmeli, tarımda kullanılan elektriğin KDV’si yüzde 18’den yüzde 1’e çekilmelidir.
Mazottan özel tüketim vergisi alınmamalıdır.
Tarım ilaçları ve gübrede KDV yüzde 1’e indirilmelidir.
Türkiye’de üretilmeyen ve yurt dışından getirilen gübreden gümrük vergisi alınmamalıdır.
Çiftçinin TEDAŞ’a, tarım krediye, Ziraat Bankasına borçlarının faizi silinmeli, borcun anaparasının ödemesi üç yılı ödemesiz olmak üzere on yıla yayılmalıdır ve icra takipleri kesinlikle derhâl durdurulmalıdır.
Değerli milletvekilleri, biraz önce AKP adına konuşan arkadaşım benim konuşmamı ismimi vermeden andı ve Devlet Su İşlerinde çalışanların şeref ve namuslarıyla çalıştıklarını söyledi. Ben bu konuda aksi bir şey söylemedim, ben yapılan yanlışı ortaya koymaya çalıştım ve yine söylüyorum: Devlet Su İşlerinde 2.500 tane insanın işinden, ekmeğinden edilmesi yanlış olmuştur, haksızlık olmuştur, yapılmamalıydı diyorum. Ve onların yerine getirilenlerin -yine söylüyorum- hiçbir liyakat anlayışıyla alınmadığını söylüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 9 Mayıs 2008