İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 22. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Zirai mücadele ve zirai karantina kanunu ile tarım ve kırsal kalkınmayı destekleme kurumu kuruluş ve görevleri hakkında (s.s.229)

Gürol Ergin

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 22. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Kasım 2008 · 934 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gürol Ergin (CHP), 26 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ZİRAİ MÜCADELE VE ZİRAİ KARANTİNA KANUNU İLE TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.229)); konuşma 934 kelime.

Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Zirai mücadele ve zirai karantina kanunu ile tarım ve kırsal kalkınmayı destekleme kurumu kuruluş ve görevleri hakkında (s.s.229)”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 26 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2008-11-26-zirai-mucadele-ve-zirai-karantina-kanunu-ile-tarim-ve-kirsal-kalkinmay (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere yürürlük maddesinde söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, Sayın Başkan sizi, değerli milletvekillerini ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce bu kürsüye çıkan AKP sözcüsü şunu söyledi; dedi ki: “Muhalefet milletvekilleri biraz da Tarım Bakanlığının yaptığı iyi şeyler hakkında vicdanları ölçüsünde konuşsunlar.” Ben kendi adıma bir vicdan sahibi insan olarak, Türk çiftçisinin bugün yerlerde süründüğü durumu görerek, hangi vicdan ölçüsüyle kalkıp da Hükûmet ve Tarım Bakanlığı iyi şeyler yapıyor diyebilirim? Ve siz, vicdan sahibi insanlar olarak, Türkiye’de bugün altı yıl öncesine göre 1 milyon hektar alanda buğday artık üretilmiyorsa, 300 bin hektar alandan pamuk üretimi çekilmişse ve siz Bakanlık olarak, yaptığınız ihalelerde alacak sağlıklı hayvan bulamadığınız için on dört ihaleniz boş geçmişse ve daha yeni süt üreticisinin sütünde yüzde 10 fiyat düşüklüğü olduğu hâlde Bakanlıkta yapılan toplantıda bu konuda olumlu olacak hiçbir çaba göstermemişseniz, vicdanınıza danışarak nasıl diyebilirsiniz ki Türkiye’de çiftçinin durumu iyidir, Tarım Bakanlığı iyi şeyler yapmıştır? Mümkün müdür arkadaşlar? Hiçbir vicdan sahibi Türk evladı kalkıp da buradan “Altı yıl öncesine göre Türk çiftçisinin durumu daha iyiye gitmiştir.” diyemez. Diyemez! Mümkün değildir arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Onun için “vicdan” sözünü kullananların sözün kendilerine döneceğini bilerek dikkatli olmaları gerekir. Bunlar ağır ifadelerdir.

Şimdi, Sayın Bakana geliyorum. Sayın Bakan, sorulan bir soru üzerine “Yanlış söylüyorsunuz.” dedi soru sahibine, “Hiçbir yaş meyve, sebze geri gelmemiştir.” Doğrudur. Ama Sayın Bakan, Bakanlığın yanlışları yüzünden Rusya’yla üç yıl önce yaşadığımız krizi bu yıl yeniden yaşadık mı yaşamadık mı? Bu, sizin Bakanlık olarak hatanızdan kaynaklanmadı mı? Haziran ayında Rusya’yla ortaya çıkan durumu görmezden gelmemiz mümkün mü? Ve bütün bunlar yetmiyormuş gibi Almanya’da Baden-Württemberg eyaleti Tarım Bakanı Peter Hauk kalkıp da “Yalnız Almanya’ya değil bütün Avrupa Birliğine Türkiye’den armut girmemesi için çaba göstermeliyiz. Çünkü bu armutlarda bizim yasakladığımız ilaçlar olması gereken miktarın 6 katından fazla var.” dediyse şimdi siz nasıl kalkarsınız da bize “Ürün dönmedi.” dersiniz? Eğer ürün dönmediyse doğrudur. Ama ürün gidemiyorsa ne yapacağız? Ürünü ithal etmiyorlarsa ne yapacağız? Bakın, sırf bu yüzden, ürün ithalatı varken, Mersin’de 1 lira 20 kuruşa satılan limon bugün 50 kuruşa satılamıyor arkadaşlar, alıcısı yok. Portakal 30 kuruştan müşteri bulamıyor, mandalina 35 kuruştan müşteri bulamıyor, greyfurt 40 kuruştan müşteri bulamıyor. İşte bütün bu olayların müsebbibi Tarım Bakanlığının zirai mücadele konusundaki aymaz tutumlarıdır. Bunları söylememiz gerekiyor.

Ben şimdi, bir Bakanlık uygulamasına da bir ziraat mühendisi olarak girmek istiyorum, bir büyük ayıp olayı ortaya koymak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanun ve Ziraat Mühendislerinin Görev ve Yetkilerine İlişkin Tüzük hükümleri “Bitki koruma hizmetlerini herhangi bir ilave sınırlamaya tabi olmaksızın yerine getirebilirler.” diyor. Bizim tüzüğümüz, ziraat mühendislerinin tüzüğü “Bütün zirai mücadele hizmetlerini ziraat mühendisleri yapar.” diyor. Bunu ziraat mühendislerine hem görev hem yetki olarak veriyor.

Bakınız, şimdi, Bakanlık, Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu’nun 38’inci maddesinin Bakanlığa verdiği bir yetkiyi ziraat mühendislerinin hak ve yetkilerini kısıtlamak amacıyla kullanmaya kalkıyor.

Değerli arkadaşlarım, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü şöyle bir uygulama yapıyor, diyor ki: “Ziraat mühendisleri içerisinden bayilik yapmak isteyenlere sınav açacağım, bu sınavı kazanan bayilik yapacak.” Ama bununla yetinmiyor, o sınava ziraat mühendisi olmayanları da sokuyor. Eğer Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü bu düşüncesinde içtenlikliyse, veteriner hekimleri de veteriner sağlık teknisyenleriyle birlikte sınava sokması gerekmiyor mu? Böyle bir sınav var mı? Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de doktor, diş hekimi, eczacı ya da veterinerler bir iş yeri açabilmek için herhangi bir sınava mı giriyorlar ki, siz iş yeri açacak ziraat mühendisine böyle bir sınav yükümlülüğü getiriyorsunuz? Buna hakkınız var mı? Hakkınız yok, hukukunuz yok! Böyle bir hukuksuzluk olamaz değerli arkadaşlarım.

Bakınız, bu yapılan işlem hukuka ve bilime aykırıdır ama bu işlemi yapan Bakanlık sektörün şu durumlarını da dikkate almak zorundadır: Hâlen Avrupa Birliğinde yasaklanmış 100’ün üzerinde zirai mücadele ilacının aktif maddesi Türkiye’de ruhsatlı olarak satılmaktadır. Bunlardan 70 kadarını bu ocak ayından itibaren Tarım Bakanlığı ruhsat olayının dışında tutacak, bunu biliyorum ama, siz bugün o zehir saçan ilaçları bu ülkede kullandırıyorsunuz. Avrupa Birliği kullandırmıyor.

Zirai Mücadele Teknik Talimatı’nı yıllardır güncellemiyorsunuz. Mevcut olan zirai mücadele bayileri arasında yalnız ilkokul mezunları değil, okuryazarlar da var. Siz ziraat mühendislerinin elinden bu hakkı almak istiyorsunuz.

İhracata giden ürünlerde neler yaşandığını biraz önce öz olarak söylemeye çalıştım. Değerli arkadaşlarım, bizim yaş meyve sebzenin yüzde 5’ini biz ihraç ediyoruz. Eğer bu konuda bu sıkıntılar devam ederse Türkiye’de domates üreticileri de narenciye üreticileri de bugün olduğundan daha büyük sıkıntılar içerisine gireceklerdir.

Değerli arkadaşlarım, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen bu hukuka aykırı Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Sınavı’na 1.974’ü ziraat mühendisi, 345’i tekniker ve teknisyen olmak üzere 2.319 kişi girmiştir. Başarılı olmak için 80 puan istenmektedir. Ben bir üniversite hocasıyım. Üniversitede doçentlik sınavında bile yabancı dilden istenen puan 65’tir arkadaşlar. Siz kalkıyorsunuz, bayi dükkânı açacak insandan 80 puan istiyorsunuz. Bunun bir tek adı vardır: O insanlara o görevi yaptırmamak. Sonuçta ne oluyor? 2.319 kişiden “Kazandı” dediğinizin sayısı yalnızca 26, yani yüzde 1,12! Bu bir skandal olaydır değerli arkadaşlarım. Ancak bu benim meslektaşlarımın bilgisizliği sonucu ortaya çıkan bir skandal değil, Tarım Bakanlığının ve Koruma-Kontrol Genel Müdürlüğünün ziraat mühendisliği meslek üyelerinin hak ve yetkilerine karşı hukuk dışı saldırısının sonucudur.

Değerli arkadaşlarım, şu anda 5.758 zirai mücadele ilaç bayisi Türkiye’de görev yapıyor. Bunun 1.164’ü ziraat teknikeri ve ziraat teknisyeni, 502’si de asla tarım mesleğiyle hiç ilgisi olmayan, hatta bir kısmı yalnız okuryazar olan insanlardır ama maalesef Bakanlık bu durumda ziraat mühendislerini sınava çekmek gibi bir gayretkeşlik içerisine düşmüştür. Bunu meslektaşlarım adına, hukuk adına şiddetle kınıyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

92 konuşma daha · 26 Kasım 2008

92 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook