İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 8. BİRLEŞİM · SALI

İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında

Gürol Ergin

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 8. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Ekim 2009 · 1.027 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gürol Ergin (CHP), 20 Ekim 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA); konuşma 1.027 kelime.

Gürol Ergin (CHP, Muğla). “İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2009-10-20-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

GÜROL ERGİN (Muğla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MHP grup önerisi lehine söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken siz değerli milletvekillerini ve yüce Türk ulusunu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce, Sayın Profesör Kirişci’yi dinledik. Bu ulusun kimi atasözlerinin ne kadar doğru olduğunu siz de ben de saptadık. Lafla peynir gemisinin yürümediğini ama böyle zannedenlerin olduğunu da burada görmüş olduk, tebrik ederim.

İkinci bir tebrikim, AKP İktidarınadır. Burada günlerce bir savaş verdiniz, Güneydoğu Anadolu’nun topraklarını İsrail’e vermek için, verebilmek için ama Anayasa Mahkemesinden -bütün muhalefet gruplarının konuyu Anayasa Mahkemesine göndermesiyle- çıkan kararla o konu iptal edildi. Onu başaramadınız ama sizi kutlarım, başardınız: O topraklarda şimdi rengârenk PKK bayraklarını sallandırıyorsunuz. Vatan size minnettardır!

Değerli arkadaşlarım, Sayın Kirişci 2002 ile bugünü karşılaştırıyor da, söylediği sözler tamamen enflasyon üzerine. Sayın Kirişci, ben bu sözlerinize, eğer parti grubum bana görev verirse, 2010 bütçesinin görüşmeleri sırasında bu kürsüden gerekli yanıtları vereceğim. Ama şunu özellikle söylemek istiyorum: Tarım Toprağını Koruma Kanunu’nu çıkardınız fakat maalesef kötüye kullanarak, aynen mayınlı arazilerde olduğu gibi, tarım topraklarının tarım dışında kullanılması için elinizden gelen her şeyi yaptınız.

Bir örnek: Bugün, değerli arkadaşlarım, Muğla’nın yalnız Marmaris’inin yüzde 48’i madenciliğe açılmış durumdadır, ruhsatlı madencilik alanı olmuştur. “Tarım” diyorsunuz. Marmaris Türkiye'nin en önemli arıcılık merkezidir. Nasıl yapılacak o arıcılık orada? Onun dışında, Türkiye'nin hemen her yöresindeki topraklar, yalnız madencilik değil, değişik amaçlarla kullanılmak üzere tarım dışına çıkarıldı. Bu muydu getirdiğiniz kanun?

“Tarım Kanunu” diyorsunuz. Tarım Kanunu gelmeden önce –“2002 yılı” diyorsunuz- tarım destekleri gayrisafi millî gelirin binde 5’i. Siz bunu on binde 45’e düşürdünüz, Tarım Kanunu’yla düşürdünüz. Siz değil miydiniz, o kanuna, biz “Millî gelirin en az yüzde 2’si tarım desteklerine ayrılsın.” dediğimiz zaman, “Hayır, fazladır, yüzde 1 yapalım.” diyen ve bunu yapan. Yüzde 1’i yaptınız ama yüzde yarımda da duramadınız. Önce yüzde 0,49 destek gösterdiniz, sonra onun da yüzde 10’unu alarak yüzde 0,45’e bağladınız. Çiftçiyi desteksiz bıraktınız.

Değerli arkadaşlarım, atarken bile destekli atın. Desteksizsiniz.

Şimdi, gelelim gene 2002 ile bugünün karşılaştırmasına. Diyorum, ayrıntılar sonra, ama 2002 yılında Türkiye gelişme hızı, büyüme açısından 149 ülke arasında 29’uncu ülke. Bugün -2009’da- büyüme hızı açısından bu 149 ülke içerisinde 136’ncı sıradayız değerli arkadaşlarım. İşte, getirdiğiniz Türkiye bu, tablo bu.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, Türkiye’de Çinli çiftçiyi konuşuyoruz, çiftçiyi… Ha, bu arada, tabii, satıp savmadığınız hiçbir şey bırakmadınız, onu da söyleyelim.

Değerli arkadaşlar, bu milletin namusu olan toprağı da sattınız yabancılara. Her şeyini sattığınız gibi, onu da sattınız. Ve geldiğimiz nokta bu.

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir)Borçlar?

GÜROL ERGİN (Devamla)Borçların durumu da: Biliyorsunuz, iç-dış borç 500 milyar doları aşmıştır bugün.

Şimdi, çiftçinin durumuna gelelim.

Değerli arkadaşlarım, çiftçi bu toplumun en yoksul kesimi. Türkiye’de ortalama yoksul oranı yüzde 16, çiftçide yoksulluk yüzde 34 ve 2003’le (Nerede Sayın Kirişci?) 2008 arasında millî gelir toplam olarak yüzde 34,8 artmış, bu beş altı yıllık sürede tarım millî gelirindeki toplam artış yalnız yüzde 1,1 olmuş. İşte, sizin çiftçiyi getirdiğiniz de bu.

Değerli arkadaşlarım, bakın, tek tek ürünleri kısaca söyleyeyim: Kotaları artırarak sürdürdünüz, şeker pancarını 2002 yılında 20 milyon ton iken bugün maalesef 13-14 milyon tonlara indirdiniz. Tütün: 2002 yılında 405 bin üretici tütün üretiyordu, bunu bugün 200 binin altına düşürdünüz, 160 bin ton olan tütün 80 bin tonun altına düştü.

ERTEKİN ÇOLAK (Artvin)Nereye satıyordunuz onu?

ÜNAL KACIR (İstanbul)El insaf! 400 bin ton tütün depolarda mıydı, değil miydi? Nereye satıyordunuz?

GÜROL ERGİN (Devamla)Değerli arkadaşlarım, laf atıyorlar “Nereye satıyordunuz? diye. Ben şimdi soruyorum: Tütünü nereden alıyorsunuz? Bana bunun yanıtını verin. Pamuğu nereden alıyorsunuz? Utanmanız gereken bir durum! Yunanistan’dan pamuk alan Türkiye ve onun milletvekilleri utanmak zorundadır! (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) Yunanistan’dan pamuk alıyorsunuz, tütün alıyorsunuz; bunu söyleyin. Nereye sattığını değil, nereden aldığını bugün konuşacaksın. Dün “nereye satarız” diye düşünüyordun, bugün “nereden alırız”ın hesabı içerisindesin ve bana soru soruyorsun “Nereye satıyorduk?” diye. Sen bugün nereden alıyorsun?

ÜNAL KACIR (İstanbul)400 bin ton depoda var mıydı yok muydu?

GÜROL ERGİN (Devamla)Değerli arkadaşlarım, tütün böyle, pamuk böyle. Türkiye’de 600 bin hektardan fazla alanda pamuk üretiliyordu, bugün kaç yüz bin hektara düştü? 300 bin hektarın altına düşürdünüz.

Değerli arkadaşlarım, bugün Ege’de pamuk yok. Türkiye bugün Kazakistan’a yalvarıyor, Amerika’ya yalvarıyor ve Yunanlıya yalvarıyor “Bana pamuk ver.” diye. Türkiye bu duruma gelmiştir.

Tarımda -biraz önce- dış ticaret rakamları verildi. Onlar tarım rakamları değil arkadaşlar, tarım ve işlenmiş tarım ürünü rakamları. Sırf tarım rakamına bakarsanız, ürün üretimiyle elde edilen gelire, bunun iç-dış ticaretine bakarsanız şunu görürsünüz: Değerli arkadaşlarım, 2008 yılında maalesef, Türkiye, cumhuriyet tarihinin en büyük tarımsal dış açığını vermiştir, en büyük dış açığını vermiştir ve Türkiye bugün tarımsal ürünlerde doğrudan doğruya ithalatçı ülke durumundadır. Buğdayı dışarıdan alıyorsun, ayçiçeğini dışarıdan alıyorsun, pamuğu dışarıdan alıyorsun, tütünü dışarıdan alıyorsun. Şimdi aklıma gelmeyenler de sizin aklınıza geliyordur ey AKP’liler! Onları da evet dışarıdan alıyorsunuz ve siz haksız ticaret yaparak ülkeyi büyük zarara sokuyorsunuz. Siz, çayın dışarıdan kaçak gelmesine göz yumuyorsunuz…

MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Yok, yok…

GÜROL ERGİN (Devamla)...şekerin dışarıdan kaçak gelmesine göz yumuyorsunuz. Çay üreticisi perişan, pancar üreticisi perişan. Bunları konuşmamız gerekiyor. Yoksa buraya gelip de, 2002’de enflasyon buydu, bugün bu… Çiftçinin durumun ne, çiftçinin? Çiftçi niye kan ağlıyor? Bunu konuşmanız gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, Doğu Anadolu’ya gelince: Doğu Anadolu’daki bütün üretimler düştü, şimdi Türkiye'nin şeker fabrikaları satılmaya çalışılıyor. Türkiye’de siz şeker fabrikalarını satışa çıkardınız. Bugünkü satışa çıkardığınız fabrikaları satarsanız, değerli arkadaşlarım, Çarşamba, Çorum, Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat fabrikalarını satarsanız, Malatya, Elâzığ, Erzincan, Erzurum, Muş, Kars, Ağrı, Erciş fabrikaları kapanır. Çünkü onlar, Türkiye'nin en yüksek maliyetle şeker üreten fabrikalarıdır, doğadan ötürü, üretim koşullarından ötürü. Devlet, biraz önce, ilk saydığım fabrikalarda elde ettiği kârla o zararı denkleştiriyor, 3 trilyon da kâr ediyor; 2008 rakamı.

Şimdi, siz, bunları sattınız. O fabrikaları kimse almadı, kaldı devletin üstüne. Devlet ya o zararı çekecek ya da devlet kapatacak bu fabrikaları. O zaman ne olacak? İşte Güneydoğu’da yaşanan bugünkü ciddi sorunun asıl ve temel nedeni budur. Süt fabrikaları kapatılmıştır. “Özelleştirdik” dediniz, bütün süt fabrikaları kapalıdır bugün. Tekeli özelleştirdiniz. Güneydoğu’da Tekel fabrikası mı kaldı? Ee, orada çalışan insanlar ne oldu? Eli silahlı, başı külahlı oldu, dağlara çıkmak zorunda kaldı. Şimdi, siz, şeker fabrikalarını bu şekilde haraç mezat sattığınızda, Güneydoğu’da ve Doğu’da yaşanacak olan budur.

Tarımda işler iyiye gitmiş!.. Bakın, size bir gazete haberi, 3 Ekim 2009: “Adana’nın –Adana, arkadaşlar, dikkat edin, Türkiye’de tarımın kalbi- Kozan ilçesinde…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

25 konuşma daha · 20 Ekim 2009

25 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook