Muğla'nın köyceğiz ilçesindeki yuvarlakçay'da yaşanan olaylar hakkında
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 53. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Ocak 2010 · 494 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Gürol Ergin (CHP), 27 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MUĞLA'NIN KÖYCEĞİZ İLÇESİNDEKİ YUVARLAKÇAY'DA YAŞANAN OLAYLAR HAKKINDA); konuşma 494 kelime.
Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Muğla'nın köyceğiz ilçesindeki yuvarlakçay'da yaşanan olaylar hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 27 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2010-01-27-mugla-nin-koycegiz-ilcesindeki-yuvarlakcay-da-yasanan-olaylar-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
GÜROL ERGİN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Muğla ili Köyceğiz ilçesine bağlı Beyobası beldesindeki Yuvarlakçay’da yapılmak istenen hidroelektrik santrali nedeniyle çevre köylülerinin yaşadıkları dramı açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, Sayın Başkan, sizi, değerli milletvekillerini ve yüce Türk ulusunu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Yuvarlakçay’da gerçek bir dram yaşanmaktadır. Burada kurulmak istenen hidroelektrik santrali yalnızca 6 bin kişilik bir topluluğun ihtiyacını giderebilecek bir elektrik üretecektir. Buna karşılık korkunç bir çevre tahribatına, yöredeki bir belde ve altı köyün yüzlerce yıldır o suyla beslenen 14 bin insanının aç ve susuz kalmasına, alternatif ve ekolojik turizmin yok edilmesine neden olacaktır.
Bu dramın bölge insanına yaşatılmasında, Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığının, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun, DSİ Bölge Müdürlüğünün, İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün ve son derece yanlı raporlar düzenleyen bilirkişilerin, ama hepsinden önemlisi, halkına insafsız davranan iktidarın çok büyük vebali vardır.
Koruma Kurulu 15 Mayıs 2009 tarihindeki toplantısında, önce bu bölgedeki 30 ağacın anıt ağaç olduğuna karar vermiş, sonra aynı toplantıda, bu ağaçlardan 8’inin kesilmesini onaylamıştır. Özel Çevre Koruma Kurumu 2009 yılı başında içme suyu şişeleme tesisi yapmak isteyen bir şirkete, Yuvarlakçay’ın her iki tarafındaki 500 metrelik mesafenin su yatağını koruma sınırı olarak belirlendiğini, bu sınırlar içerisinde herhangi bir faaliyet olamayacağını belirtmiş ama her ne hikmetse, daha sonra çok daha vahim çevre katliamına yol açacak hidroelektrik santrali kurulması isteminde bu alanın koruma alanı olduğunu unutmuştur. Bilirkişi raporunda Yuvarlakçay’da balık yetişmediğini belirtmiştir. Oysa çevre köylüleri bu çaydan tuttukları balıkları tüketmektedir. Köyceğiz Orman İşletme Müdürlüğü anıt ağaçları acımasızca kesmiştir.
Değerli milletvekilleri, bu çayın suyu içilebilir nitelikte bir sudur. Altı köy ve bir belde bu suyla topraklarını sulamaktadır. Yuvarlakçay’ın debisi 5 metreküp/saniye değil, 3,5 metreküp/saniyedir. Projede, kadim hakkı olduğu hâlde Zeytinalanı köyünün su hakkı tamamen unutulmuş, Pınarköy’deki iki değirmen, Araplar ve Uzuncabük mahalleleri hesaba katılmamıştır.
Yapılacak santral yaz aylarında çalışmayacağından, yazın görülen elektrik sıkıntısına hiçbir katkı sağlamayacaktır. Eğer proje 1.900 litre/saniye tarımsal amaçlı, kadimden gelen su kullanım haklarını korursa, kalan 1.400 litre/saniye sudan üretilecek elektriğin hiç kimseye yararı olmayacaktır.
Santralin yapılmasıyla Köyceğiz Dalyan havzasının tuzlu su yoğunluğu artacak, tarım toprakları çoraklaşacaktır.
Hidroelektrik santralinin yapılması ile köylüler bu sudan ne içme suyu ne de kullanma suyu olarak yararlanabilecektir. İnanılmaz güzellikteki doğa katledileceğinden yörenin turizm özelliği kalmayacaktır.
İşte, yörenin binlerce köylüsü bu gerçeği gördüğü için, kendi yaşamına, çocuklarının yaşamına kastedildiğini bildiği için, kendisine zulmedildiğini anladığı için eksi 10 derece soğukta suyunun başında çadırlarda gecelemektedir.
Bir sayın yöre milletvekili dün bu kürsüden köylünün kışkırtıldığını söylemiştir. Sayın milletvekili haklıdır, bölgenin köylüsü kışkırtılmaktadır. Onu kışkırtanlar suyuna el koymak isteyenlerdir, ekmeğini elinden almak isteyenlerdir, sermayeye ve Başbakanına yaranmak güdüsüyle yalan yanlış bilgileri bu Meclis çatısı altında dillendirenlerdir. Bu köylüleri kışkırtanlar, tıpkı ekmeği için ölümü göze alan Tekel işçilerini günlerce görmezden gelip “Biz haksızlık yaptık ama yaptığımız haksızlık Tekel işçisine merhametli davranmamızdır.” diyebilenlerdir ve “Tekel işçileri provoke ediliyor.” diyen Sayın Başbakanın taa kendisidir. Ama günlerdir Tekel işçisini yok sayan Sayın Başbakan pabucun pahalı olduğunu görmüş ve kararlı duruşuyla kendisini dize getiren Tekel işçisine “Buyurun, gelin, görüşelim.” demek zorunda kalmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
86 konuşma daha · 27 Ocak 2010