İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 36. BİRLEŞİM · PAZAR

2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

Gürol Ergin

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 36. Birleşim · 5. yasama yılı · 19 Aralık 2010 · 1.621 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gürol Ergin (CHP), 19 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 1.621 kelime.

Gürol Ergin (CHP, Muğla). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2010-12-19-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, Sayın Başkan sizi, değerli milletvekillerini ve yüce Türk ulusunu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün ülkemizin nüfusunun üçte 1’ini, çalışan nüfusun dörtte 1’ini oluşturan, gayrisafi ulusal gelirimize yüzde 9-10 katkı sağlayan ve hepsinden önemlisi, 72 milyonluk nüfusumuzu besleyen bir kesimin bütçesini görüşüyoruz.

Değerli milletvekilleri, Türk köylüsü, AKP İktidarı döneminde büyük ölçüde fakirleşmiştir çünkü AKP köylüye ne söz verdiyse tersini yapmıştır. “Mazot gibi kalemlerdeki ağır vergileri azaltarak çiftçinin üzerindeki tahammül edilemez yükü hafifleteceğiz.” dediniz, aksini yaptınız. İktidara geldiğiniz gün 1 lira 24 kuruş olan mazot, bugün 3 lira 13 kuruş; artış yüzde 152. “Gübreyi ucuzlatacağız.” dediniz. İktidara geldiğiniz 2002 Aralık ayındaki gübre fiyatları ile bugünkü gübre fiyatlarına bakınız: Şeker gübre 19 kuruştan 52 kuruşa, amonyum nitrat 21 kuruştan 67 kuruşa, üst gübre 26 kuruştan 85 kuruşa, DAB 38 kuruştan 115 kuruşa, taban gübre 27 kuruştan 74 kuruşa çıkmış; taban gübre yüzde 270, şeker gübre yüzde 274, DAB yüzde 300, amonyum nitrat yüzde 320, üst gübre yüzde 327 pahalılaşmıştır. Bir ikisi dışında hiçbir ürünün fiyatı yüzde 100’den fazla artmamıştır. Çiftçiye her yıl gayrisafi millî hasılanın en az yüzde 1’i kadar destek vereceğim diye kanun çıkardınız, kanun çıktığında bugüne sözünüzü hiç tutmadınız. Bu yılsa desteği, yüzde 0,5’in de altına düşürdünüz.

Tarım, iktidarınız döneminde yılda ortalama yüzde 1’in biraz üzerinde büyüdü. 2009’da yüzde 3,5 olan büyüme, 2010’da yüzde sıfır olacak, 2011’de ise yüzde 1,2 olacağı öngörülüyor. Bu büyüme hızları övünülecek değil, üzerinde ciddi olarak düşünülecek bir duruma işaret etmektedir.

Çiftçi giderek daha da borçlanıyor ama para kazanamadığı için borcunu ödeyemiyor. Çiftçinin geçen yılın mayıs ayında kullandığı kredi 14,9 milyar lira iken bu yılın mayıs ayında kullandığı kredi 17,8 milyar liraya yükseldi. Çiftçinin takipteki kredi tutarında yani batık borçlarında geçen yılın mayısı ile bu yılın mayısı arasında bir yılda yüzde 45 artış oldu. Çiftçi ürününden para kazanamadığı için artık, ekim yapmıyor, toprağını boş bırakıyor. Sekiz yılda işlenen tarım toprağı 26 milyon 576 bin hektardan 24 milyon 300 bin hektara, buğday ekim alanları 9 milyon 300 bin hektardan 8 milyon 100 bin hektara indi. Halkımızın yüzde 17’si yoksul, çiftçinin ise yüzde 38’i yani 5 çiftçiden 2’si yoksul. Bunun anlamı şudur: Tarım artık insanımızı geçindirmiyor.

Sayın Başbakan bütçe konuşmasında tarım ürünlerindeki artıştan söz ediyor, kirazın ne kadar arttığını belirtiyor ama buğdaydan, pamuktan, tütünden, etten söz etmiyor. Bir kısım derneklerin Sri Lanka, Nijerya, Moğolistan, Burkina Faso, Kamboçya ve Mozambik’te kurban kesmek zorunda kaldığından, kurban kesmek için 300 bin koyun ithal edildiğinden söz etmiyor. Dünyaya tütün satan, pamuk satan Türkiye'yi ne hâllere getirdiğinden söz etmiyor. Narenciyesi dallarda, eli böğründe kalan çiftçimden söz etmiyor.

Sizin uyguladığınız politika küçük çiftçiyi yok etme politikalarıdır. 3 milyon hububat üreticisini perişan ettiniz. Toprak Mahsulleri Ofisinin alım merkezlerini kapadınız, ürününü kapatılmayan alım merkezine götüren çiftçiye bin bir sıkıntı yaratıp üreticiyi tüccarın kucağına ittiniz. Ziraat Odaları Birliğine göre maliyeti 62 kuruş olan buğdaya hem de en kalitelisine 55 kuruş fiyat verdiniz, primini artırmadınız. Kaldı ki fiyatı geç açıkladığınız için de Çukurova çiftçisi buğdayını 47 kuruştan satmak zorunda kaldı.

Pamukta durum daha vahim. 2002 yılında 2 milyon 542 bin ton olan kütlü pamuk üretimi 2009’da 1 milyon 725 bin tona düştü. Lif pamuk üretimi 900 bin tonlardan 380 bin tona geriledi. Türkiye'nin pamuk ithalatına verdiği para 2002’de 497 milyar dolar iken son üç yılın her birinde 1 milyar doları aşan parayı pamuk ithalatına ödedik.

Ayçiçeğinde 80’li yıllarda 1 milyon 250 bin tona yükselen üretim; yanlış fiyat, prim ve haksız ithalat politikalarınızla iktidarınız döneminde bu miktara bir türlü ulaşamadı.

Fındığa gelince, önce FİSKOBİRLİK’i bitirdiniz. FİSKOBİRLİK’i bitirdikten sonra Toprak Mahsullerini fındık alımına sokup milyarlarca lira görev zararı yaptırdınız. İki yıldır Toprak Mahsullerinin fındık alımına da son vererek üreticiyi tüccar karşısında tamamen savunmasız bıraktınız. Karadenizliye zarar verdiğiniz gibi hazinenin ihracat gelirini azaltarak devleti de zarara soktunuz. Fındıkta çözümü, üretimi azaltmakta değil ihracatı artırmakta arayın.

Şeker pancarı üreticisini de perişan ettiniz. İktidarınızdan önce 500 bin çiftçi ailesi şeker pancarı yetiştiriyordu. Pancar üreten aile sayısı 300 bine düştü. Pancara, hak ettiği fiyatı hiçbir yıl vermediniz. Şimdi şeker fabrikalarını özelleştirmek istiyorsunuz. Yanlış yapıyorsunuz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak şeker fabrikalarının özelleştirilmesine kesinlikle karşıyız.

Tütünde 2002 yılında 405 bin olan tütün üreten çiftçi sayısı bu yıl 70 bine, 160 bin ton olan tütün üretimi 50-55 bin tona düştü. Düşen üretimden dolayı geçen yıl tütün ithalatına 388 milyon dolar ödedik.

Zeytin üreticileri de dertli. 5 asit zeytinyağında fiyat 2,9 ila 3 lira. Son dört yıldır fiyat bir türlü artmadı. Üreticinin beklentisi zeytinyağına yeterli fiyat ve prim verilmesi yanında dane zeytine de prim verilmesidir. Üreticinin bu haklı isteğinin mutlaka karşılanması gerekir.

Narenciyeye gelince, bu yıl Hatay’da, Adana’da, Mersin’de, Antalya’da, Muğla’da, tüm Ege’de narenciye üreticileri büyük sıkıntı içinde. Hasat başladığında 83 kuruş olan limon bugün 25-30 kuruş, mandalina 30-40 kuruş, portakal 40, greyfurt 15 kuruş ama alıcı yok. İktidara geldiğinizde mandalina 40, portakal 45, limon 50 kuruştu. Sekiz yıl sonrasında bu fiyatlar artmadığı gibi, düşmüş oldu.

Köyceğiz’de bir narenciye üreticisi tüccara yalvarıyor, “Benim gücüm yetmiyor, sen kes limonumu da al git, helal olsun, senden hiç para istemiyorum.” diyor. Sıkıntının nedeni, yanlış ihracat politikaları ve yetersiz ihracat primidir. Ton başına 75 dolar olan ihracat priminin acilen 125-150 dolara yükseltilmesi gerekiyor. Bunu Sayın Genel Başkanım da bir Meclis grup konuşmasında söyledi. İnşallah, bu arada bu düzeltmeyi yapmışsınızdır diyorum ve umuyorum, Mersinli iktidar Milletvekillimiz Sayın Ali Er kürsüye gelir de narenciye üreticisinin feryadını, Plan ve Bütçe Komisyonunda olduğu gibi, burada da milletime söyler.

Maliyeti 106 kuruş olan çayda üreticinin eline primle birlikte 100 kuruş geçiyor. Çayda yaşanan bir başka sıkıntı, ülkemize sürekli olarak kaçak çay girmesidir. Ülkemize kaçak çay girişi mutlaka önlenmelidir.

Zirai mücadelede de sınıfta kaldınız. Gerekli karantina önlemlerini zamanında almadığınız için domates güvesi önce Ege Bölgesi’ne, sonra Akdeniz Bölgesi’ne yayıldı. Üretim 10 milyon tondan 5 milyon tona düştü. Türk halkı sayenizde ilk kez 10 liradan domates yedi.

Çiftçimizin sulamadan kaynaklanan ciddi elektrik borçları var. Nihayet bu borçların faizlerinde indirime gideceğinizi anlıyoruz ancak daha önce yaptığınız düzenlemeler gibi, bu düzenlemenin de sonuç vermemesiyle karşılaşmak istemiyorsanız ödeme süresini uzun tutun. Çiftçinin kullandığı elektriğin fiyatını düşürün. Bugün, seracılar, elektriği en yüksek tarifeden kullanıyorlar.

Yalnız sulamada kullanılan elektriğin fiyatı değil, sulama ücretleri de çok yüksek. Sulama ücreti borçlarına da kesin çözüm gerekiyor.

Çiftçiler Türkiye'min her yerinde icralık durumunda.

Sayın Bakan, sürekli olarak, hayvancılığa ne kadar büyük destekler verildiğinden söz ediyor. Bu nasıl destek ki destek arttıkça durum kötüye gitti. Keşke bu destekleri yapmasaydınız çünkü bu destekler ya bir kısım haramilere gitti ya da siz bu destekleri doğru yönde ve doğru amaçla kullanmadınız.

Sayın Bakana göre iktidarları döneminde büyükbaş hayvan sayısı ve hayvan başına verimde artış olmuş. Gerçek böyleyse Sayın Bakan, neden bugünkü perişanlık? Üretim niye düştü? Türkiye’de bugün, inkâr edilmesi mümkünsüz, et sıkıntısı yok mu? Kırmızı et üretimi 2002’de 434 bin ton, bugün 412 bin ton, 2009 rakamı. Et üretimindeki düşüşün nedeni AKP döneminde nüfusumuz yaklaşık 7 milyon artarken koyun sayısının 7 milyon düşmesi, bunun yanında sığır sayısında yalnızca 40 bin artışın oluşudur. Kaldı ki hayvan başına verimde de önemli bir artış sağlanamamıştır. Sayın Bakanın söyledikleri gerçek olsa, bugün dağ taş, tüm memleket hayvanla dolu olurdu.

Sayın Bakan, “Pirinçte olduğu gibi et fiyatındaki artışı da ithalatla düşüreceğiz.” diyor. Sayın Bakanın pirinç ve et ithalatının farklı sonuçlar vereceğini bilmemesi kendisi için de, Bakanlık için de, memleket için de bir talihsizliktir. Sayın Bakanın ette yaşanan sıkıntıya gösterdiği gerekçe evlere şenlik. Şöyle diyor Sayın Bakan: “Efendim, AKP döneminde refah o derece arttı ki insanımız çok daha fazla et yemeye başladı, onun için sıkıntı çekiyoruz.” Buna güler misiniz, ağlar mısınız sevgili milletvekilleri. Sayın Bakanın bir başka gerekçesi de şu: “Son yıllarda köyden kente göç arttı; bu insanlar koyun yetiştiriyordu, kapılarında bir iki inek vardı, kente gidince bu üretim son buldu, üretici köylü de tüketici olunca et sıkıntısı baş gösterdi.” Diyelim ki bu varsayım doğru, iyi de o köylü acaba niçin köyünü terk edip kentin varoşlarına sığındı? Siz kaç yıldır köyden kentte göçten övgüyle söz etmiyor muydunuz? Şimdi, çözüm olarak o insanların köylerine geri dönüşünü mü düşünüyorsunuz? Çözüm, küçük üreticiyi yok ederek yalnızca büyük üreticiyi desteklemek değildir, hele kasaplık hayvan ve et ithalatı hiç değildir Sayın Bakan.

Hayvancılıkta başarısız olunan bir başka konu da, hayvan hastalıklarıyla mücadeledeki yetersizlik. Türkiye'nin değişik bölgelerinde hayvan pazarları şap nedeniyle kapatılmış, Trakya Bölgesi hariç kırk iki ile bağlı yetmiş yedi yerleşim birimi şap nedeniyle karantinaya alınmıştır. Tüberküloz ve brusella çok yaygındır.

Gıda denetiminde de büyük sorun var. Salmonella ve listerialı olduğu belirlenen 12 ton hamburger köftesi ne oldu? İmha edildiği kanıtlanamadığına göre hastalık amili taşıyan bu köftelerin halkımıza yedirilmesine nasıl göz yumdunuz? Tarım Bakanının bu konuda bu kürsüden yanıt vermesini istiyorum.

Balıkçılarımızın da çözümlenmesi gereken çok ciddi sorunları var. Su Ürünleri Genel Müdürlüğü yeniden kurulup Su Ürünleri Yasası günün koşullarına acilen uydurulmalıdır.

Balıkçı barınağını kiralayan su ürünleri kooperatiflerinden kira alınırken Balıkçı Barınakları Yönetmeliği’ne göre ayrıca her yılın brüt gelirinin yüzde 10’u kadar katkı payı almak açık bir haksızlıktır. Balıkçı barınaklarını kiralayan su ürünleri kooperatiflerinin bu yükümlülüğü kaldırılmalıdır.

Avcı balıkçıların faizleri sorunludur. Su ürünleri yetiştiriciliği kredilerinin faizi yüzde 6,5 iken, su ürünleri avcılık kredilerinin faizi yüzde 9,75 ila yüzde 13 arasındadır. Avcı balıkçıların kredi faizleri de yetiştirici balıkçıların kredi faizine indirilmelidir.

Balıkçıların kullandığı ÖTV’siz mazot defterinin dağıtım yetkisi ve onay hakkı su ürünleri kooperatiflerine verilip merkez birliği güçlendirilmelidir.

Biraz sonra AKP sözcüleri ve Sayın Bakan bu kürsüye gelerek çiftçinin durumunu ballandıra ballandıra anlatacak. Ancak, durumu gazete başlıkları şöyle açıklıyor: “İpoteksiz tek bir tarla bile kalmadı.” “Harmanda öderim diyene veresiye bitti.” “İcra müdürlükleri çiftçilerin icra borçlarıyla dolup taştı.” “Aldığı traktörün borcunu ödeyemeyen baba ve 2 oğlu hapiste, anne ise firarda!” Şu başlık çok gerçekçi: “Tarlamı ekemiyorum. Bu sayede borçsuz tek çiftçi benim bu köyde.” Ve en anlamlı başlık şu: “Hepimiz züğürt ağa olduk!”

Değerli milletvekilleri ve Sayın Başkanım, hepinizi tekrar saygıyla selamlarken, yüce Türk ulusunu ve çiftçi kardeşlerimi de sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

82 konuşma daha · 19 Aralık 2010

82 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook