Ölçme, seçme ve yerleştirme merkezi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s.s.616)
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 68. Birleşim · 5. yasama yılı · 17 Şubat 2011 · 522 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Gürol Ergin (CHP), 17 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.616)); konuşma 522 kelime.
Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Ölçme, seçme ve yerleştirme merkezi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s.s.616)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2011-02-17-olcme-secme-ve-yerlestirme-merkezi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevler (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
GÜROL ERGİN (Muğla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesi üzerinde verdiğimiz önerge nedeniyle söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, Sayın Başkan sizi, değerli milletvekillerini ve yüce Türk ulusunu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bu yasa teklifinde de gördüğümüz siyasal iktidarın kadrolaşma eylemlerini dur durak bilmeksizin sürdürmesidir. Bugüne dek tüm kamu kurum ve kuruluşları, özerk kuruluşlar, federasyonlar, meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri kadrolaşmadan nasibini aldı. Kadrolaşma, kuşkusuz, yükseköğretime de yansıdı. Sayın Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasından sonra YÖK Başkanlığına, YÖK üyeliklerine ve rektörlüklere hızla siyasal iktidar gibi düşünen akademisyenler atanmaya başlandı. Sonra, aynı anlayışı temsil eden İstanbul Teknik Üniversitesinde görevli türbana özgürlük bildirisine imza atan tekstil mühendisi bir profesör ÖSYM’nin başına getirildi. Şimdi sıra Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin tüm kadrolarını “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı” adı verilen yeni kuruma doldurmaya geldi.
Değerli milletvekilleri, ÖSYM 2010’a kadar sınavları titizlikle hazırlamış ve en güvenilir kurumlar arasında olduğunu kanıtlamıştır. ÖSYM’ye ilişkin gelişmeler KPSS’de 350 kişinin tam puan alması üzerine kopya iddialarının gündeme gelmesiyle başlamış; kopya iddiaları sonrasında eleştirilen, ÖSYM’de kuruluş yılı olan 1974 yılından itibaren çeşitli görevlerde bulunan ve Ekim 2004 yılında Başkanlığa getirilen Sayın Profesör Yarımağan’ın istifasıyla sürmüştür. Bugün ise ÖSYM’deki gelişmelerin son aşamasını yaşamaktayız. Sayın Profesör Yarımağan olaylardan sorumlu tutulduğu için istifa etti. Oysa en az Sayın Yarımağan kadar sorumlu olan ÖSYM Başkanının direkt bağlı olduğu YÖK ve YÖK’ün Başkanıydı ama YÖK Başkanı istifa etmedi.
Aslında ÖSYM’de yaşananlar, ÖSYM’deki kadroların tümünün ele geçirilmesine duyulan gereksinimi karşılamak amaçlı yıpratma senaryosunun uygulanmasıydı. Bu amaçla önce sorular ÖSYM’deki cemaat mensuplarınca sızdırıldı, sonra bu durum basına yansıtılarak “ÖSYM’de sorun var.” imajı yaratıldı. Böylece ÖSYM Başkanı ve yöneticileri hedef durumuna düşürüldü. Sonuçta da yandaş medya kullanılarak Başkanın istifası, diğerlerinin görevden alınması sağlandı. KPSS şüphelisi kişi, sızdırılan sorularla ilgili olarak cemaati işaret etti. Yine, kopya nedeniyle tutuklanan “reis” lakaplı öğretim elemanı da 2009 yılında sorular çalındığı ve çalınan soruların cemaate bağlı dershanelere dağıtıldığı ortaya çıktığı için iptal edilen polis meslek yüksekokulu sınavı sorularını cemaate bağlı kişilerden elde ettiğini ileri sürdü.
Yaşananlardan görülüyor ki artık, yalnızca polislik ya da KPSS sınavları değil, lisans programlarına yerleştirme sınavları, lisansüstü sınavları, hepsi cemaatin hedefindedir. Bunun için de ÖSYM personelinin tümüyle değiştirilmesi özel ve anlamlı bir öneme sahiptir.
Görüştüğümüz teklif YÖK ve Hükûmetin KPSS skandalından nemalanma çabalarını ortaya koymaktadır. Bu teklifin açık amacı ÖSYM’de çalışan personeli tasfiye etmektir. Hükûmet, hem KPSS hırsızlığını yapanları ortaya çıkaramamış hem de tüm sorumluluğu ÖSYM personelinin omuzlarına yüklemiştir. Bunu kabul etmek mümkün değildir.
Teklifte ÖSYM’nin 318 personelinin YÖK’e nakli ve bunların yerine yeni personel alımı öngörülüyor. Elbette ki, bunun adı kadrolaşmadır. Görüştüğümüz maddenin üçüncü fıkrasıyla, başkan ve başkan yardımcılarına huzur hakkı ödenmektedir. Oysa, aynı maddenin on üçüncü fıkrasında, ÖSYM Başkanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığında kadrolu veya sözleşmeli çalışan personele, sınav sorularının hazırlanmasına katkıları nedeniyle ayrıca sınav ücreti ödenmemesi hüküm altına alınmıştır. Çalışan kadrolu personele ücret ödenmezken, başkan ve yardımcılarına huzur hakkı ödenmesi adil değildir. Bu adaletsiz duruma yol açmamak için, üçüncü fıkranın başına “Başkan ve başkan yardımcısı dışındaki” ibaresi eklenerek…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
GÜROL ERGİN (Devamla)…başkan ve yardımcılarına huzur hakkı verilmesi maddeden çıkarılmalıdır diyor, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
66 konuşma daha · 17 Şubat 2011