İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 94. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve siyasetin saygınlığına ilişkin gündem dışı konuşması

Gürsel Erol

Elazığ Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 94. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Mayıs 2026 · 551 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Gürsel Erol (CHP), 13 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve siyasetin saygınlığına ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 551 kelime.

Gürsel Erol (CHP, Elazığ). “Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve siyasetin saygınlığına ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 13 Mayıs 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gursel-erol-2026-05-13-turkiye-buyuk-millet-meclisinin-ve-siyasetin-sayginligina-iliskin-gund (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=145118

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

GÜRSEL EROL (Elâzığ)Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Ben 3 dönemdir milletvekiliyim, 3 dönemdir de bu kürsüde konuşulan konular genelde hep aynı konular, yalnızca değişen konuşmacılar yani bir dönem seçilen bir sonraki dönem seçilmiyor ama seçilen de aynı konuşmalar, aynı değerlendirmeler üzerinden bu kürsüde konuşmalar yaptı. Ben bugün aslında Türkiye'nin içinde, siyasetin içinde bulunduğu koşullar nedeniyle hem Türkiye Büyük Millet Meclisinin hem de siyasetin saygınlığıyla ilgili bir değerlendirme yapmak istedim. Çünkü bizler Parlamentoda partilerimizden tercih edilme gerekçelerimiz çok farklı olan illerimizdeki en saygın, en seçkin, etki alanı en yüksek, akademik kariyerine göre, meslek kariyerine göre, siyasi kariyerine göre seçilmiş milletvekilleriyiz yani doğal olarak toplumun aynasıyız burada. Toplumun aynası olurken de bizim, topluma öncülük edecek, örnek oluşturacak davranışlara ihtiyacımız var. Bakın, ben "Geçmişten günümüze kadar liderler toplumda nasıl tanımlanırlar?" diye bir hatırlatma yapmak isterim. Mesela, İsmet İnönü'ye kamucu politikalarıyla, Başbakanlığı döneminde, özellikle yabancılara tahsis edilen limanların ve yer altı kaynaklarının, madenlerin kamulaştırılmasıyla ve devletçi politikalarıyla Cumhuriyet Halk Partisi kurultayı kararıyla "Millî Şef" unvanı verilmiştir. Çok partili sisteme geçmişiz, Adnan Menderes özgürlükçü siyaset söylemleriyle "halkın ve milletin adamı" diye tanımlandırılmıştır ve arkasından Süleyman Demirel DSİ Genel Müdürlüğünden Genel Başkanlığa geçmiştir. DSİ Genel Müdürlüğündeki barajların yapımıyla ilgili "barajlar kralı" diye adlandırılmış ama daha sonra, siyasetteki diliyle "baba" unvanını almıştır ve arkasından Bülent Ecevit, toprak işleyenin, su kullananın adıyla "halkçı Ecevit" olmuştur, Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan sonra da "Kıbrıs fatihi" olarak adlandırılmıştır. (CHP sıralarından alkışlar) Daha sonra Alparslan Türkeş Türkiye'de milliyetçilik üzerine kurguladığı siyaset fikrinin babası olduğundan dolayı "başbuğ" olarak adlandırılmıştır. Necmettin Erbakan, profesör, akademik kimliği ve muhafazakârlığın siyasete dâhil edilmesiyle birlikte "hoca" olarak adlandırılmıştır. Devlet Bahçeli siyasetteki öngörüleriyle "bilge adam" olarak adlandırılmıştır. Recep Tayyip Erdoğan kendi partisindeki siyasi iradesinden ve otoritesinden ve öngörüsünden dolayı "reis" diye adlandırılmıştır. Bizim 7'nci Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Ankara-İstanbul adalet yürüyüşüyle birlikte "Gandhi Kemal" olarak adlandırılmıştır. Yani liderlere baktığınız zaman, hepsi toplumda karşılık gördükleri ölçüde bir sıfat, bir ünvanla adlandırılmıştır.

SIRRI SAKİK (Ağrı)Ülke niye bu kadar kötü yönetilmiş?

GÜRSEL EROL (Devamla)Arkasından, dönüp bakıyorsunuz, siyasetçilere bakıyorsunuz, "devlet adamı" kimliğiyle anılan siyasetçiler var: 1970'li yıllarda Turan Güneş, Kamran İnan, Hikmet Çetin, İsmail Cem, Abdülkadir Aksu, Cemil Çiçek, Recai Kutan; bu isimler her partide çoğaltılabilir. Bir devlet geleneğini ve bir devlet geleneğiyle siyaset yapma tarzını yapmışlardır. Fakat geldiğimiz gün de, bugün de terörsüz Türkiye süreci ortadayken, Amerika-İran savaşının sonuçlarının Türkiye'yi nasıl etkileyeceğinin hâlâ meçhul olduğu bir süreçte, Orta Doğu'daki sürecin Türkiye'ye nasıl yansıyacağı konusunda hâlen tereddütler varken, güvenlik sorunumuz varken, millî güvenlik sorunumuz varken iç siyasetin bu kadar kirli yapılması, iç siyasette suikast amaçlı itibar kaybının sürekli planlanması asla ve asla doğru değil. Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekilliği itibarını kaybeder hâle gelmiş; bizim buradaki davranışlarımız, söylemlerimiz toplumda olumsuz etki yaratıyor. Bu kürsüde ne varsa anlamıyorum, hakikaten de anlamıyorum yani bu kürsüye çıktığımız zaman, salondan içeri girdiğimiz zaman başka bir adamız ama salonun dışına çıkıp kuliste bir araya geldiğimiz zaman aynı ortak değerlerde buluşabiliyoruz; birlikte yemek yiyebiliyoruz, birlikte çay içebiliyoruz, birlikte sohbet edebiliyoruz.

Bugün bulunduğumuz koşullar iç siyasetin bu derece kirli yapılmasına engel koşullar çünkü güvenlik sorunumuz var, önümüzde sonuçlanması gereken -ve doğru bir süreç olarak değerlendiriyorum- bir terörsüz Türkiye süreci var. Bunlar sonuçlanmadan, biz millî güvenlik sorunumuzu aşmadan, güvenlik problemleri çözülmeden iç siyasetteki dengelerin, konuşmaların, uzlaşmaların, nezaketin farklı bir dile dönüşmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim.

Hepinize saygılar ve sevgiler sunarım.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

59 konuşma daha · 13 Mayıs 2026

Günün kaydı →
59 konuşmanın tamamı →