DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Afyonkarahisar Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 56. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Şubat 2025 · 308 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Hakan Şeref Olgun (İYİ Parti), 12 Şubat 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 308 kelime.
Hakan Şeref Olgun (İYİ Parti, Afyonkarahisar). “DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 12 Şubat 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakan-seref-olgun-2025-02-12-dem-parti-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=132425
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kayyum uygulaması hukuk devletinin ruhuna saplanan bir hançerdir. Seçilmiş belediye başkanlarını mahkeme kararı olmadan görevden almak bir gasp operasyonudur, daha da vahimi, masumiyet karinesi ayaklar altına alınmaktadır. Hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmayan bir insanı görevden almak onu yargısız infaza tabi tutmaktır. İYİ Parti olarak biz buna hukuk devleti adına karşı çıktık, karşı çıkıyoruz, karşı çıkacağız. Meclise sunduğumuz kanun teklifimiz görevden uzaklaştırmaların yargı denetimine tabi olmasını, İçişleri Bakanlığının tek taraflı kararlarının Danıştay tarafından hukuka uygunluk ve ölçülülük açısından incelenmesini, ayrıca görevden alınan belediye başkanının yerine Belediye Kanunu'nda belirtildiği usulde belediye meclisince seçim yapılmasını öngörmektedir yani görevden alınan belediye başkanlarının yerine atanacak kişilerin belirlenmesi süreci tek bir makamın insafına bırakılamaz. Bu konuda İYİ Parti olarak görüşümüz açık ve net olup defalarca da beyan ettik. Bu vesileyle ben bir başka toplumsal meseleye değinmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün burada, ülkemizin geleceğini, çocuklarımızın sağlığını doğrudan ilgilendiren büyük bir halk sağlığı tehdidini dile getirmek istiyorum: Flor maruziyeti ve Sağlık Bakanlığının bu konudaki sorumsuz politikaları. Flor, doğal olarak çevremizde bulunabilen bir elementtir. Ancak asıl tehlike, endüstriyel yan ürün olarak açığa çıkan ve bilim insanlarının büyük bir kısmının toksik madde olarak sınıflandırdığı flor bileşiklerinin halk sağlığına zarar verecek şekilde yaygın kullanımıdır. Bu madde, alüminyum, gübre ve demir cevheri üretiminin bir atığıdır. Yani, aslında, yok edilmesi gereken bir zehirden bahsediyoruz. Ama ne yapıyorlar? Diş macunlarına, içme sularına hatta çocuklarımızın dişlerine uygulanacak cilalara kadar sokuyorlar. Şimdi soruyorum: Bir ülkenin çocuklarına endüstriyel atık enjekte edilir mi, bir devlet halkını zehirler mi? Florun sinir sistemine zarar verdiği artık bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Araştırmalar, florun çocukların zekâ gelişimini yavaşlattığını, epifiz bezi üzerinde toksik etki gösterdiğini ve erken ergenliğe neden olduğunu ortaya koymaktadır. Çocuklarımızın bilişsel gelişimi tehlikededir ama Sağlık Bakanlığı ne yapıyor? Bütün bu bilimsel gerçekler ortadayken çocuklarımızın dişlerine florlu cila uygulanıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
135 konuşma daha · 12 Şubat 2025