İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 19. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yargıtayın Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına ve Anayasa Mahkemesinin Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay kararının derhâl uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

Hakkı Saruhan Oluç

Antalya Milletvekili · DEM Parti

Genel Kurul, 19. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Kasım 2023 · 540 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Hakkı Saruhan Oluç (DEM Parti), 9 Kasım 2023 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Yargıtayın Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına ve Anayasa Mahkemesinin Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay kararının derhâl uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması); konuşma 540 kelime.

Hakkı Saruhan Oluç (DEM Parti, Antalya). “Yargıtayın Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına ve Anayasa Mahkemesinin Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay kararının derhâl uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 9 Kasım 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-saruhan-oluc-2023-11-09-yargitayin-anayasa-mahkemesi-uyeleri-hakkinda-suc-duyurusunda-bulunmas (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=118838

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, dün aşağı yukarı bu saatlerde burada konuşurken Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi arasındaki çelişkinin ve tartışmanın ne kadar vahim olduğuna dair cümleler kurmuştum hatta iktidara, ya, sizi uyarıyoruz, bak, burada çok tehlikeli bir durum yaşanıyor demiştim. Meğerse biz burada dün bunu konuşurken Yargıtay 3. Ceza Dairesi kapalı kapılar ardında bir darbe hazırlığını sürdürüyormuş ve akşam darbeye, darbeci bir ortama girdiğimizi hep birlikte gördük.

Yargıtayın Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması açıkça bir yargı darbesidir. Sayın vekiller, bu, kabul edilebilir bir şey değildir. Bu, aslında “Ben Anayasa’yı da tanımıyorum Anayasa Mahkemesini de tanımıyorum.” demektir açıkça. Yetki aşımı filan da değildir, çok açık bir yargı darbesinin adımıdır; bunu özellikle söylemek istiyorum. Yani diyor ki Yargıtay 3. Ceza Dairesi: “Ben suç duyurusunda bulunuyorum. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi üyelerini tehdit ediyorum.” Tehdit ediyor açıkça yani Anayasa Mahkemesi üyelerini tehdit ediyor ve bunun bir darbeye teşebbüsten başka hiçbir şekilde izahı mümkün değildir çünkü Anayasa’nın 153’üncü maddesi çok açık ve net, açık ve net diyor ki: “Anayasa Mahkemesi kararları… Yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” Yani “Birilerini bağlar, birilerini bağlamaz.” demiyor. Siz Anayasa Mahkemesi kararlarını beğenmeyebilirsiniz, eleştirebilirsiniz ama uygulamamak diye bir şey olmaz ve ben dün burada onu söylüyordum. Yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi kararını tanımayacak; Yargıtay, Anayasa Mahkemesi kararını tanımayacak; yürütme, Anayasa Mahkemesi kararını tanımayacak. E, ne olacak? O zaman Anayasa Mahkemesini kapatın gitsin; zaten işlevsiz bir hâle gelmiş, zaten siz onu işletmiyorsunuz, zaten siz Anayasa’nın üstünde bir Yargıtay ceza dairesi tahakkümü kuruyorsunuz. Böyle bir şey kabul edilebilir mi? Yani hukuk açısından gerçekten büyük bir kara lekedir bu.

Türkiye’de hep söylüyorduk, hukukun üstünlüğünü bırakmadınız, üstünlerin hukukunu tesis ettiniz diyorduk; işte, çıktı bir daha ortaya, bir daha çıktı ortaya ve nasıl bu duruma gelindi, bunu esas tartışmak lazım, nasıl bu duruma gelindi? Bu duruma nasıl gelindi, ben size birkaç örnek vereyim. Siz derseniz ki, yürütmenin mensupları olarak birileri “Ben Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımıyorum.” derse, başka birileri iktidarın içinde “Anayasa Mahkemesi derhâl kapatılmalıdır.” derse, başka birileri “Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamıyorum.” derse geriye bir şey kalmıyor. Yani bu durumu aslında iktidarın yarattığı bir ortam olarak görmek gerekiyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları Anayasa’nın 90’ıncı maddesine göre uygulanması gereken kararlardır, amir hükümdür uluslararası sözleşmeler. Peki, Türkiye de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir parçasıdır. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uyguluyor mu? Uygulamıyor. Burada kaç yıldır bunu tartışıyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları; Demirtaş, Kavala kararları uygulanmıyor ve bu iktidarın tutumu Türkiye’yi son derece zor bir duruma sürüklüyor, açıkça sürüklüyor. Peki, iktidar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamadığı zaman neyi çiğnemiş oluyor? Sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını değil, sadece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni değil; aynı zamanda Anayasa’nın 90’ıncı maddesini açıkça çiğniyor. E, iktidar Anayasa’nın 90’ıncı maddesini çiğnerse Yargıtay 3. Dairesi de “E, oluyor demek ki böyle şeyler." der, Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunur ve açıkça bir yargı darbesine giriştiğini ortaya koyar. İşte, bu meseleyi çok açık ve net böyle konuşmamız gerekir. Aslında, bu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya dönük bir adımdır, abarttığımı düşünmeyin; bu, bir kere, kabullenilirse böyle bir adım olur.

Sadece Anayasa Mahkemesi üyelerine ve Anayasa Mahkemesine parmak sallamıyor bu Yargıtay 3. Dairesi; aynı zamanda Meclise parmak sallanıyor, Meclise parmak sallıyor. Ya, böyle bir şey olabilir mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

94 konuşma daha · 9 Kasım 2023

Günün kaydı →
94 konuşmanın tamamı →