Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarının eleştirilebileceğine ancak iktidarın bu kararlara uymak zorunda olduğuna ve 10 Aralık İnsan Hakları Günü'ne ilişkin açıklaması
İstanbul Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 29. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Aralık 2019 · 405 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hakkı Saruhan Oluç (Halkların Demokratik Partisi), 10 Aralık 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarının eleştirilebileceğine ancak iktidarın bu kararlara uymak zorunda olduğuna ve 10 Aralık İnsan Hakları Günü'ne ilişkin açıklaması); konuşma 405 kelime.
Hakkı Saruhan Oluç (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul). “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarının eleştirilebileceğine ancak iktidarın bu kararlara uymak zorunda olduğuna ve 10 Aralık İnsan Hakları Günü'ne ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-saruhan-oluc-27-2019-12-10-avrupa-insan-haklari-mahkemesinin-kararlarinin-elestirilebilecegine-an (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=83174
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul)- Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, tabii, Anayasa Mahkemesini tartıştığımız için kısaca bir iki noktaya değinmek istiyorum. Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de yargı aşamasının son ve ondan sonra başvurulacak bir yerin olmadığı bir kurumdan, Anayasa Mahkemesinden söz ediyoruz. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin elbette ki iyi işlemesi, kararlarını doğru alması, evrensel hukuk ilkelerine ve Türkiye’nin altında imzası olan uluslararası demokratik sözleşmelere -ki kastettiğim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıdır bu açıdan baktığımızda- uygun davranması elbette önemlidir, bunu bekleriz ve isteriz. Elbette Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları eleştirilebilir ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına bir iktidar uymak zorundadır, eleştirebilir ama uymak zorundadır.
Şimdi, ben iki örnek vereceğim. Bir tanesi, bizim önceki dönem Eş Genel Başkanımız sevgili Selahattin Demirtaş’la ilgilidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden bir karar çıkmıştır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden çıkan kararın uygulanmaması için Cumhurbaşkanı sıfatıyla Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Tayyip Erdoğan “Karşı bir hamle yapar, işi bitiririz.” demiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANTamamlayın Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul)Karşı bir hamleyi yapmışlardır hukuksuz, bir hileye başvurmuşlardır, işi bitirmişlerdir gerçekten ve Selahattin Demirtaş tutuklu kalmaya, siyasi olarak rehin tutulmaya devam edilmiştir. Kim için yapmıştır karşı hamleyi Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı? Siyasi rakibi için, kendisiyle siyaset alanında mücadele etmiş, karşısında aday olmuş bir kişi için yapmıştır.
İkinci örnek, yine Cumhurbaşkanı sıfatıyla Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Tayyip Erdoğan demiştir ki Selahattin Demirtaş’ı kastederek: “Bırakamayız.” Siz nasıl bırakıyorsunuz ya da bırakamıyorsunuz? Cumhurbaşkanı yürütmenin başıdır, yargının başında mısınız? Evet, işte, bu Cumhurbaşkanı, kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırıp kuvvetleri kendisinde birleştirdiği için, yargıya çok açık bir şekilde direktif verdiği için “Bırakamayız.” lafını kullanmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Başkan- Tamamlayın.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul)Tamamlıyorum.
Dolayısıyla, bu iki konuyu özellikle vurguluyorum. Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları açısından baktığımızda, yürütmenin bu tutumu yani iktidarın bu tutumu kesinlikle hukuki değildir, evrensel hukuka uymaz, asla kabul edilebilir de değildir, bunu vurgulayalım.
Şimdi, Osman Kavala kararında göreceğiz. Tabii ki Selahattin Demirtaş için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi karar verecektir, o kararda da alacakları tutumu göreceğiz.
İnsan Hakları Günü’ndeyiz, evet. Eğer iktidarlar bir ülkede demokratik iktidarlarsa onların verilerine inanılır ama iktidarlar demokratik değilse -ki Türkiye’deki durumdan söz ediyoruz- o zaman iktidarların verdiği verilere değil, bu alandaki sivil toplum kuruluşlarının, insan hakları derneklerinin ve hukuk alanındaki sivil toplum kuruluşlarının verilerine güvenilir. Bu, dünyanın her yerinde böyledir, bizde de maalesef böyledir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
103 konuşma daha · 10 Aralık 2019