Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi münasebetiyle
İstanbul Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 93. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Haziran 2020 · 275 kelime · yaklaşık 1 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hakkı Saruhan Oluç (Halkların Demokratik Partisi), 2 Haziran 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi münasebetiyle); konuşma 275 kelime.
Hakkı Saruhan Oluç (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul). “Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 2 Haziran 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-saruhan-oluc-27-2020-06-02-carsi-ve-mahalle-bekcileri-kanunu-teklifi-munasebetiyle (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=88195
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)HDP GRUBU ADINA HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul)Sayın Başkan, sayın vekiller; kırk sekiz günlük aradan sonra Meclis açıldı ve gündemimizdeki ilk konu bekçiler yasa teklifi. Teklifin tümüne ve maddelerine ilişkin değerlendirmelerden önce, bu konuyu hangi konjonktürde tartışıyoruz sorusunu ele almak istiyoruz çünkü öncelikle bu konuyu tartıştığımız ortamı konuşmamız gerekiyor. İktidar grubu olarak, bunları söylememizden hiç hazzetmiyorsunuz, biliyoruz ama söyleyelim yine de.
Bakın, otoriter yönetimlerde toplumlar sessizliğe zorlanır; muhalif seslerden hoşlanılmaz, eleştiriye tahammül gösterilmez. Yönetilenler, ezilmişler, dışlanmışlar otoriter rejimlerde konuşamazlar, konuşsalar bile seslerini duyuramazlar. Bu gibi toplumlarda terör her türlü baskının bahanesi niteliğindedir. Topluma terör korkusu pompalanır, sonra muhalifler terörist ilan edilir. İşte, bugün yaşadığımız da tam olarak budur, aslında tam bir iktidar terörü uygulanmaktadır.
Otoriter iktidarların en çok korktuğu, gerçeklerin söyleniyor olmasıdır. Yurttaşlar için otoriter iktidarlara karşı direniş, iktidara hakikati söyleme cesaretidir aynı zamanda. Türkiye’de haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, zulme, baskıya karşı çıkanların sesi duyulmuyor. Günümüz Türkiyesinde muhalefet etmek, hakikati söyleme cesaretini göstermek ve sesi duyulmayanların sesi olmak demektir aynı zamanda. Bugün, sesi duyulmayanların sesi hakikatin ta kendisidir. Ne yazık ki Türkiye’de bir kez daha devletin partileştiği bir dönem yaşıyoruz. Tarih yeni aktörler ve yeni koşullarda tekerrür etti ve geçmişte yaşanan tek parti döneminin devlet-parti örtüşmesi bir kez daha zuhur etti. İşte, bu nedenle de iktidar mensupları ve yandaşları tarafından, iktidara muhalefet etmek devlet ve millet düşmanlığı olarak tarif edilmektedir. Muhalif olanlara gayrihukuki yaptırımlar uygulanması haklı ve meşru görülmektedir. Valilerin Adalet ve Kalkınma Partisi il başkanları, kaymakamların Adalet ve Kalkınma Partisi ilçe başkanları, mahkemelerin de Adalet ve Kalkınma Partisi hukuk bürosu gibi çalıştığı bir dönemi yaşıyoruz.
Türkiye'nin otoriterleşmesinin en açık görünümü, yürütmenin her düzlemde aşırı güçlenmesidir. Bu bir mutlak iktidar yaratma durumudur, mutlak iktidar.
(Uğultular)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
82 konuşma daha · 2 Haziran 2020