İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 80. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Hakkı Ülkü

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 80. Birleşim · 1. yasama yılı · 15 Mayıs 2003 · 716 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hakkı Ülkü (CHP), 15 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 716 kelime.

Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 15 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2003-05-15-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İş Kanunu Tasarısının "İş hayatının denetim ve teftişi ile ilgili hükümlere aykırılık" başlığını taşıyan 107 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İş yaşamının denetim ve teftişine aykırılık adı altındaki 107 nci madde, 92 nci ve 96 ncı maddelerle ilişkilendirilmiştir. 92 nci ve 96 ncı maddelerde iki önemli husus var; biri, iş teftiş tüzüğü, bir diğeri; yani, 96 ncı maddede -tıpkı eski 94 üncü madde gibi- işçi ve işverenlerin karşılıklı sorumlulukları var.

Yine, 96 ncı maddesindeki "yasaklara uymayan işveren veya işveren vekiline bir milyar lira para cezası verilir" hükmü, eskisiyle karşılaştırıldığında -ki, eskisi 200 000 lira idi- caydırıcı bir nitelik taşımasa bile, olumlu; ancak, teftişi engellemeye yönelik, engellemelerde bulunan kişilerin sıfatlarının bulunmaması ve bunlara da 1 milyar lira ceza verilmesi, zaman zaman işçinin üzerine atılı bir suça yönelik olabileceğinden, aynı para cezasının, yani 1 milyar liranın olumlu olduğu söylenemez.

Aslında, bu 121 maddeden ibaret İş Yasası Tasarısının olumlu ve olumsuz yanlarıyla eleştirilmesi de, pek bir anlam taşımayabilir sizce; çünkü, hemen hemen tüm maddelerde -bazı AKP'li milletvekilleri hariç- âdeta "konuş konuş, heyecanlı oluyor" tavırları ısrarla sürdürülmekte. Oysa, 3 Kasım seçimleri öncesinde, meydanlarda, televizyonlarda, basın yoluyla ve başka araçlarla, evlere de giderek "biz iktidar olursak" diye başlayan cümlelerle, yoksullaştırılmış kesimin oylarını aldınız büyük bir çoğunlukla, onlara vaat ettiğiniz, iddianız, cennet yaratmaktı.

Ülke ekonomisinin, bugünden yarına düzelmesi elbette beklenemez. Ekonomide tercih ettiğiniz politikaları, kimlerden yana oluşturduğunuz ve uyguladığınız önemli.

Biz, burada, eleştirilerde bulunurken, aynı zamanda Parlamentonun saygınlığını da doğal olarak düşünmekteyiz. Bugüne dek, yasa koyucu durumunda olan bu Parlamento, çoğulcu demokrasinin kurallarını pek yerine getiremedi. Haydi getiremedi de, bundan sonrası için umut saçmalı hiç değilse; ama, bu bile yok. Bu da, bizi, bir hayli üzüyor. Bırakalım bugüne kadar uygulanan genel politikayı, İş Güvenliği Yasasına inat, İş Yasası Tasarısıyla, Uluslararası Çalışma Örgütünün belirlemiş olduğu esasların bayağı gerisine düşülüyor, Türkiye İş Kurumunun yanına özel kurumlar getiriliyor, dayıbaşılar icat ediliyor. Tabiî, bütün bunlar "sermayenin serbest dolaşımı" diye tariflenen uluslararası şirketlere, dayıbaşılar marifetiyle işçi bulmak anlamını taşıdığını düşündürtüyor bizlere. Yoksa, dün burada, Sayın Devlet Bakanının, Başbakan Yardımcısının dediği gibi, özel sigorta şirketleriyle düzenlemenin ilgisi yok.

Yasa taslağına gerilere gidip bakıldığında, tüm maddeler içerisinde, özellikle 7, 8, 19 uncu maddelerle, ödünç iş ilişkisi kavramı yerleştirilmeye ve yasalaştırılmaya çalışılıyor. Bunun Türkçesi, işçilerin alınır-satılır birer meta olarak görülmesidir; bu da, ILO'nun, yani, Uluslararası Çalışma Örgütünün standartlarına uymuyor, biraz da ayıp oluyor. Bir başka maddede de, sürekli gece çalışanlara, yıpranmaları dikkate alınmadan, vardiyalı çalışanlar gibi davranılıyor; ücret farkı verilmiyor; geçen de, yine bu kürsüden, Fransa örneğini anlattığım gibi...

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sanayi devriminden sonra, bilimsel teknolojik devrime geçmiş bulunuyoruz. Bilgi çağının süresi, sanayi devrimi gibi ya da o sanayi devriminin yaşandığı gibi, 200-250 yıl sürmeyecek; en fazla çeyrek asırlık bir dönem içerisinde -ki, bunun on yılı geçti bile- ya bu çağdaş ilişkiler içerisinde, çağdaş toplum içerisinde yer alacağız ya da alacakaranlıkta gezinip duracağız. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bilgi çağının tüm olumluluklarından yararlanmak ve tüm halkımızı da bundan yararlandırmak istiyoruz. Artık, küçük işyeri demeden, büyük işyeri demeden, rakamlar üzerinde durmadan ve parmak hesabı da yapmadan, verimliliğin, kârın, giderek, insanca yaşamanın koşullarını yaratmak istiyoruz. Ürettiğimizden fazla da tüketmek istemiyoruz; ancak, burada, yasa yapan bu Yüce Parlamentoda, boşuna nefes tüketmek de istemiyoruz. Ta 1215'ten beri Büyük Sözleşme ya da bilinen ismiyle Magna Carta diye anılan, sonra çağdaşlaşan ve bugünün parlamentolarını oluşturan bu altyapıyı hiç aklımızdan çıkarmak istemiyoruz. Uzlaşmanın, artık, kaçınılmaz politik davranış olduğuna inanıyoruz. Bu uzlaşmayı da, bilgi çağının, insanı öne çıkardığı bilinciyle, gerçek yaşamda görmek istiyoruz; ama, bunu yaparken daima ileriye bakmak istiyoruz.

Birkaç yıl önce Avustralya'ya gitmiştim. Sidney'deki opera binasının şehrin simgesi olduğu söylenir ve birçok arkadaşımız da büyük ihtimalle burasını bilir. Gerçekten harika bir yapı; ancak, Sidney Kentinin valilik binasının önünde de geleceğe yönelik bir başka simge daha oluşturulmuş. İki hayvanı kafa kafaya getirmiş bir simge; birisi kanguru, birisi koala ayısı. Bu iki hayvanın özelliği nedir bilir misiniz; her iki hayvan da daima ileriye gider, geriye adım atamaz. Onun için olsa gerek, Avustralya'da kişi başına düşen gelir 2 500 dolar değil de 27 000 dolar. O halde, yapılması gereken nedir; yapılması gereken, bilimin öncülüğünde, devletin yönlendiriciliğinde, üretimi ve istihdamı alabildiğine artıran... Bunu yaparken, yasa koyucu durumunda bulunan arkadaşlarımızın görevi, daima ileriye, çağdaşlığa, güzelliğe doğru koşa koşa gitmek ve halkımıza mutluluğu sunmaktır.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

41 konuşma daha · 15 Mayıs 2003

41 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook