Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek
Afyonkarahisar Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 117. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Haziran 2008 · 928 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Halil Ünlütepe (CHP), 12 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 223) VE 223' E 1 İNCİ EK); konuşma 928 kelime.
Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar). “Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 12 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-23-2008-06-12-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-223 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Sayın Başkan, saygıdeğer üyeler; bugün, Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair -223 sıra sayılı- Kanun Tasarısı’nın 3’üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Tümünüzü saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, biraz önce, Tapu Yasası’na bir madde ilave edilmesi konusunda bir önerge verilmişti. Bu önergeyle ilgili biraz önce önerge sahipleri adına konuşan Sayın Elitaş, bunu Genel Kurulda izah etme ihtiyacı duydu. Hâlbuki, bu yasa, bu kanun teklifi geri çekilmişti. Benim düşünceme göre bu bir suçüstü yakalanmaydı. Zaten Sayın Elitaş hukukçu değil. Adalet Komisyonundaki değerli üyeler yaptıkları hatanın farkına vararak verilen arada bu kanun maddesini geri çekme ihtiyacı duymuşlardır. Sayın Elitaş da biraz önce yaptığı konuşmada bunu açıklama ihtiyacı duymuştur. Sayın Elitaş, Komisyona gelir, bu kanun teklifini savunur, dilerim bizi ikna eder ama bu bir suçüstü yakalanmadır ve bundan da kaçış yoktur. Niçin bunu söyleme ihtiyacı duydum? Sayın Elitaş eğer öyle bir açıklama yapma ihtiyacı duymasaydı, komisyonda bu konudaki düşüncelerimizi paylaşacaktık.
Değerli arkadaşlar, Tapu Kanunu’ndaki bu madde üzerindeki değişiklik 1980’li yıllardan beri Türkiye'nin gündemindedir. Önce Özal’la başladı yabancılara mülk satışı. “Yabancıların parası gelsin, yatırımlara dönelim, ülke cennete dönüşecektir.” gibi birtakım açıklamaları gördük. “Sevda Tepesi” çıktı ortaya, İstanbul’un boğazındaki en güzel yerlerin parası olanlara satılması Türkiye'nin gündemine getirildi. O dönemde çıkan yasayla ilgili, değerli milletvekilleri tarafından, Anayasa Mahkemesinde dava açıldı ve açılan davanın sonucunda Anayasa Mahkemesi, hepinizin de bildiği gibi, şöyle bir kararı alma ihtiyacı duydu: “Toprak, devletin vazgeçilmesi olanaksız temel unsuru, egemenlik ve bağımsızlığın simgesidir.” Bu, 80’li yıllardan beri, 85 yılında verilen Anayasa Mahkemesinin bu kararına rağmen, devam eden Toprak Kanunu’nda bir değişikliği yaratmaya yönelik çalışmalar hep devam etmiştir. Bu çalışmalar bir yerde devam edebilir, buna ben saygı duyarım ama niçin Anayasa Mahkemesinin uyardığı doğrultuda yeni bir yasa yapmayı, bu konuda bir düzenleme yapmayı yüce Meclis düşünmedi? Bu bir iddialaşma: “Benim düşündüğüm doğrultuda olacak.” Sizin düşündüğünüz doğrultuda olmaz. Erkler ayrılığı sisteminde yasamanın düşündüğü doğrultudaki işlemler yargı denetimine tabidir. Yargı denetiminden sonraki olan aksaklıklara göre yeni bir yasal düzenlemeye gidebiliriz.
Bir düşünür şöyle diyor: “Yargının küçümsendiği yerde diktatörlük kapıdadır.” Katılırsınız ama katılmazsınız, yargı önemli bir faktör, kararı beğeniriz veya beğenmeyiz.
Bunun akabinde, değerli Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldikten sonra, 2003 yılından itibaren, yeniden toprak satışını düzenleyecek olan Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesinde değişikliklere gitti. O dönemde, 22’nci Dönemde de Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri olarak bizler, AKP milletvekillerinin aklına koyduğu ve hukuksal gerekçeden yoksun düşüncelerini çoğunluğun iradesine dayalı olarak sonuçlandırma çabalarına Cumhuriyet Halk Partisi olarak direnç gösterdik ve bunda da başarı sağladığımız yadsınamaz bir gerçektir. Bu konudaki çalışmalarımızı komisyonlarda yürüttük, Genel Kurul çalışmalarında yaptık. Hukuken korunması mümkün olmayan ve ülke gerçekleriyle bağdaşmayan görüşlere karşı itirazlarımız, iktidar partisi üyelerinin çoğunluk içgüdüsüyle dikkate alınmamıştır.
Saygıdeğer arkadaşlarım, 2003 yılında yapılan yasa değişikliği, sizin de bildiğiniz gibi, Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Ama 2005 yılında Anayasa Mahkemesinin gösterdiği kriterlere gene riayet etmeden “Ben güçlüyüm, benim dediğim olacaktır…” çoğunluğun diktatörlüğüne yol açacak, hukuk kurallarını çiğneyecek o tür davranışlar 2005’te de gündeme gelmiştir. Peki, 2003 yılında ve 2005 yılında hazırlanan yasa tasarılarında uyarılara dikkat edildi mi, yeterli çalışmalar yapıldı mı? Bakın arkadaşlar, 2005 yılındaki yasa 2007 yılında iptal oldu. Birincisi şu: “Bu fıkrada belirtilen koşullarla yüz ölçümü miktarını otuz hektara kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.” hükmü. Bu iptal oldu. Şimdi yeni dönemde getirilmemesi doğru bir iştir. Bu nedenle kutluyorum. Ama, Anayasa Mahkemesinin orada bir ikazı var. Anayasa’nın 7’nci maddesi “Yasama yetkisi devredilemez.” diyor. Yasamanın yürütmeye devri yönündeki uzun o dönemdeki ikazlarımız değerli çoğunluk iradesi tarafından ilgi görmemişti. Eğer o gün o uyarılarımız hukuk bazında ilgi görseydi, bugün tekrar bu kanunu belki görüşme ihtiyacı duymayacaktık. Hızlı çalışmak yararlıdır ama hukukun içinde kalarak. Eğer onu iyi frenleyemezseniz, arabayı duvara toslarsınız. 2003 yılından beri bu yasayla ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bunun müsebbibi, çoğunluğa sahip olan Adalet ve Kalkınma Partisidir.
Örneğin… Peki, bu yasada bu tür değişikliklere riayet edildi mi? Adalet ve Kalkınma Partisinin zaman zaman… Örneğin, bakın, 2005 yılında çıkan yasayla ilgili bir konudaki düşüncemi sizinle paylaşacağım. Komisyon zabıtlarından okuyorum, Millî Savunma Bakanlığı temsilcisi söylüyor: “Yunanistan’ın, Avrupa Birliğine üye olduktan sonra Adalet Divanının kararları üzerine yabancılara taşınmaz satışının önünü açtığını kaydeden Millî Savunma Bakanlığı temsilcisi adalarda hâlâ sınırlamaların olduğunu ileri sürdü. Yabancı ortaklı Türk şirketlerin taşınmaz alımında sınır olmadığını kaydeden Millî Savunma Bakanlığı temsilcisi, ülke güvenliği açısından bu şirketlerin ortaklık yapısının ve nerelerde taşınmaz aldıklarının önemli olduğuna dikkat çekti.” Millî Savunma Bakanlığının uyarılarına dahi o dönemde çoğunluk iradesiyle komisyonda dikkat edilmedi, Parlamentoda dikkat edilmedi.
Peki, bugün dikkat edildi mi önerdiğimiz bu yasa tasarısında? Hayır arkadaşlar. Örneğin, bununla ilgili, sivil toplum örgütlerinden harita ve kadastro mühendislerinin bir raporu var. Aynen şu: İmar planı sınırı içerisinde kalan alan üzerinde yüzde 10 satış uygulaması yapılması hâlinde, bu oranın konut ve ticaret alanları üzerinden yüzde 30-40 düzeyine denk geleceği belirtiliyor.
Peki, sivilleşmede, demokratikleşmede çoğulculuğa uyum sağlamak sizin öne aldığınız konulardan birisiydi fakat sizin düşüncelerinizle farklı çıkıyorsa sivil toplum örgütlerinin düşüncesi, hiç dikkate almaya gerek yok. Bu tür bir uygulama size puan kazandırmaz. Peki bununla ilgili bu yasal düzenlemede hakikaten ciddi şeyler yapıldı mı? Bana göre eksiklikler fazla. Nedir bunlardan bir tanesi? Sayın Bakana sorduk: “Bu yüzde 10’a düşürdüğünüzde nedir bu iller bazındaki tahminî rakamlar?” Sayın Bakan Genel Müdürün verdiği rakamları okudu “Yalnız bunlar tahminî rakamlar.” diyor.
Değerli milletvekilleri, sizler milletin adına iş gören kişilersiniz. Tahminî birtakım varsayımlara göre burada kanun yaparsanız bu kanun tasarısı gene yukarıdan geri döner. Bir altyapısı… Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü o tahminî raporları kesin rapora dönüştürecektir ve daha sonra da Sayın Bakanlık komisyonda olsun, Mecliste olsun bu yasanın arkasında olacaktır. Tahminî raporlara göre hazırlayacaksınız ve ondan sonra “Ee, iptal ediliyor.” Ha, oradaki düşündüğünüz şu: Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümüyor bu sırada ben satabildiğim kadar satarım. Satarsınız ama hukuku aksatarak tamamladığınız şeyler size meşruiyet tanımaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 12 Haziran 2008