Milli eğitim temel kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair
Balıkesir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 70. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Şubat 2014 · 468 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Haluk Ahmet Gümüş (CHP), 28 Şubat 2014 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR); konuşma 468 kelime.
Haluk Ahmet Gümüş (CHP, Balıkesir). “Milli eğitim temel kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2014. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/haluk-ahmet-gumus-24-2014-02-28-milli-egitim-temel-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamele-2 (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=30241
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)HALUK AHMET GÜMÜŞ (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti midir? Anayasa’da öyle yazıyor. Peki, hukuk devleti nedir, hiç düşünülüyor mu ara sıra? Hukuk devletinde vatandaşların hükûmetin keyfî uygulamalarından korunması amacıyla devletlerin sınırları kanunlar tarafından çizilmiştir. Bunun da ötesinde, getirilen tanımların adil, evrensel, hukuk normlarına uygun olması gerekir. AKP’nin yasama alışkanlıkları bırakın hukuk devletine bağlı kalmayı, onu bertaraf etmeyi hedeflemektedir. Yasalar iktidarın dönemsel çıkarlarına göre yapboz tahtasına dönüştürülmüştür.
Değerli arkadaşlar, görüştüğümüz tasarıda her şey var, bir tek adalet yok. Şaibeli sınavlarınızla öğretmenleri meslekten ihraçtan tutun da her seferinde elinize yüzünüze bulaştırdığınız öğrenci seçme sınavları, yıllardır kadro bekleyen öğretmen adaylarına olanca haksızlıklar, kamu mallarının birtakım kişilere peşkeş çekilecek olmasına kadar her şey var, müsaittir.
Şu iktidar sıralarında bu önümüzdeki tasarının siyasi hedefleriniz için birilerini tasfiye etmeye dönük değil de gerçekten memleketin eğitim meselesini çözmeye dönük olduğunu ispat edebilecek bir kişi var mıdır? Okul müdürlerini valilerin atayacağı modele ne denir? Bırakınız hukuk devleti tanımındaki vatandaşı devletin keyfî uygulamalarından koruma anlayışını, iktidarınızda çıkardığınız tüm kanunlar partinizin, hatta daha net ifade edelim, partinizin liderinin keyfiyeti için çıkarılmıştır. En düzgün gelen tasarıya ya da tekliflerinize bile o günkü keyfiyetler eklendi ve bozulmaya uğradı. Komisyonlarda muhalefet sizin adınıza utanır hâle geldi. İktidar partisi milletvekillerinin neye imza attıklarından habersiz olduklarını defalarca gördük. Türkiye’de AKP iktidarı Anayasa’daki hukuk devleti tanımını değiştirmese de içeriğini olanca gücüyle zedelemiş ve hatta bozmuştur. Gelen her kanun hükmündeki kararname, gelen her torba kanun, içerisinde AKP iktidarının keyfî amaçlarını içerdikçe ülkemizin hukuk devleti normları zayıflamıştır. Zayıfladı. Zayıfladı da ne oldu? Artık Anayasa’mızda yazan hukuk devletinin yerini fiiliyatta bir kanun devleti almıştır. Biz kanun devleti içerisinde yaşıyoruz şu anda. Mutlak iktidara sahip olduğunu düşünen, böyle zanneden yürütmenin başı yasama faaliyetlerini yürütülmesi gereken sıradan bir prosedür gibi görerek Meclisi devre dışı bıraktı. Burada defalarca bu söylendi.
Çağdaş demokrasilerde olan güçler ayrılığı ilkesini bir angarya olarak gören yürütmenin başının hayalindeki kanun devleti modeli burada kalmıyor, daha ileriye de doğru gidiyor. Yasama organı yüce Meclisi angarya olarak gören, yargıyı kendisine ayak bağı, hatta düşman olarak gören yürütmenin başı için mutlak güç olmak esas hâlini almıştır. Genel Başkanımız “diktatör” dediğinde tepki gösterenler tabloya şöyle bir baksın.
Erdoğan otoritermiş. Ne otoriteri! Türkiye’de tüm erkleri kendisine bağlamak isteyen Erdoğan’ın sistemi totaliter bir sistemdir. Diktatörlerde başka şeyler de görülür, her şeyin kendisine ait olduğunu zannetme rahatsızlığı görülür. Devletin tüm maddi varlıklarını kendisine ait hisseder, devletin tüm gücünün kendisine devredildiğini zanneder. Tüm kurumların kendisini mutlu etmek için var olduğuna inanır. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi vatan haini zanneder. Diktatörler, vatanı kendisi zanneden ve bir süre sonra namusu gibi koruması gereken devlet bütçesiyle kendi cebini bile karıştırır hâle gelenlerdir. Bu diktatörler birçok şeyi sık yaparlar. Demagojiye çok sık sarılırlar, demagoji onlar için bir araçtır. Diktatörler öfkelerini haklılığın ispatı sayarlar, her fırsatta “Sandıktan yüksek oy aldım.” diyerek kendilerini millî irade yerine koyarlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
81 konuşma daha · 28 Şubat 2014