İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 134. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile rusya federasyonu hükümeti arasında türkiye cumhuriyetinde akkuyu sahasında bir nükleer güç santralinin tesisine ve işletimine dair işbirliğine ilişkin anlaşmanın onaylanması hk. (s.s.538)

Genel Kurul, 134. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Temmuz 2010 · 755 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hamit Geylani (Barış ve Demokrasi Partisi), 14 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE RUSYA FEDERASYONU HÜKÜMETİ ARASINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE AKKUYU SAHASINDA BİR NÜKLEER GÜÇ SANTRALİNİN TESİSİNE VE İŞLETİMİNE DAİR İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASI HK. (S.S.538)); konuşma 755 kelime.

Hamit Geylani (Barış ve Demokrasi Partisi, Hakkari). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile rusya federasyonu hükümeti arasında türkiye cumhuriyetinde akkuyu sahasında bir nükleer güç santralinin tesisine ve işletimine dair işbirliğine ilişkin anlaşmanın onaylanması hk. (s.s.538)”. TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hamit-geylani-23-2010-07-14-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-rusya-federasyonu-hukumeti-arasinda-t (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA HAMİT GEYLANİ (Hakkâri)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısının 1’inci maddesi üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bilim çevreleri ve meslek odalarının da belirttiği gibi, nükleer santrallerin zararları saymakla bitmiyor. Ancak, her nedense AKP Hükûmeti bu zararı ülkeye ve halka reva görmektedir.

Her nükleer santral nükleer atık meydana getirmektedir. Nükleer atıkların ne yapılacağı konusunda ise bugün dünyada hiçbir geçerli çözüm önerisi bulunmamıştır. Bu atıklar gömülmekte veya denize atılmakta, sonuç olarak da büyük ve çözümsüz bir ekolojik tahribat meydana gelmektedir.

Nükleer santraller çok riskli ve tehlikelidir. Çernobil faciası ve ardından yaşanan felaketle gelen acılar hâlen hafızalarımızdaki tazeliğini korumaktadır.

Bir nükleer santralde sızıntı olması, çok geniş bir bölgedeki tüm canlıları radyoaktif serpintiye maruz bırakması, insanların ölmesi, kanser gibi ölümcül hastalıklara yakalanmaları, ekosistemlerinin yok olması anlamına gelmektedir.

Değerli arkadaşlar, tüm olumsuzluklarına rağmen, dünyanın hiçbir yerinde kurulum modeli olmayan bir modelle Akkuyu’da kurulacak bir nükleer santral tamamen Rusya’ya ait olacaktır. Rusya’nın sahip olacağı bu nükleer santralin tüm denetimi, ham maddesi, teknolojisi ve personeli Rusya’dan sağlanacaktır. Rusya, Türkiye’de İncirlik Üssü gibi ikinci bir üs kurarak uranyumu zenginleştirecek ve Akkuyu’yu nükleer çöplük hâline dönüştürecektir, ayrıca, dünyada hiç denenmeyen sabıkalı teknolojisine sahip olacak bir nükleer santral modelinin Türkiye’de kurulmasını da sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlar, bir kez daha altını çizerek vurgulamak gerekirse bu Anlaşma’yla Türkiye nükleer santral sahibi hiçbir zaman olmayacaktır. Nükleer teknolojinin Türkiye’ye getirilmesi de söz konusu değildir. Yapılan iş, Rusya’dan hat çekip Türkiye’ye elektrik satılmasıyla aynı anlamı taşımaktadır. Tek farklılık Rusya’ya bedava arazi verilmesi ve satacağı elektriğe de alım garantisi sunulmaktadır. Bununla Rusya, on beş yıl boyunca yüksek fiyatlı satış garantisiyle nükleer santral sahibi yapılmaktadır.

Bu Anlaşma’da ülkemiz açısından ekonomik ve toplumsal anlamda hiçbir yarar bulunmadığını düşünüyoruz, tam aksine, milyarlarca dolarla ifade edilebilecek bir kamu zararı oluşturulacaktır.

Bakınız, bunun hukuka aykırı olduğu açılan davalarla da kanıtlanmıştır. TEK kurumunun katılımcı ihale ile Rusya’ya nükleer santral kurdurma işlemi, TMMOB’un açtığı dava sonucunda, yargının verdiği kararla adına ihale bile denilemeyecek yarışma iptal edilmiştir ama ne hazindir ki hukuka aykırılığı saptanmış olan işlemler, ihale sürecinden veya yargı denetiminden kaçırılarak devletler arası anlaşma yoluyla AKP tarafından Parlamentoya dayatılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu Anlaşma Türkiye'nin enerji güvenliği açısından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Nükleer enerji santralinin sahibi olan Rusya, enerji kaynağını da istediği yerden temin edecektir.

Enerji alanında dışa bağımlılık oranı ise yüzde 80’lere tırmanacak ve Rusya’ya olan bağımlılık daha da giderek büyüyecektir.

Alım garantileri nedeniyle bugüne kadar oluşan kamu zararları ortadayken böylesi bir anlaşmayla nükleer santrallerden üretilecek pahalı enerjiye garanti verilmesini anlamak mümkün değildir. Üstelik, garantinin kapsamı, nükleer santralden öngörülen düzeyde elektrik üretilemezse Rusya’nın bir şekilde temin edeceği elektriği de kapsamaktadır.

Değerli arkadaşlar, daha da önemlisi Türkiye'nin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmediği noktada bu şekilde dışa bağımlı, pahalı ve riskli bir teknolojiyle enerji üretimini kabul etmek ülkemizin yararına değildir. Bunun aksini hiç kimse iddia edemez. Türkiye’de 150-180 milyar kilovatsaat olarak hesaplanan hidrolik potansiyelinin 2009 yılı sonu itibarıyla yüzde 24’ü kullanılabilmiştir. Rüzgâr enerjisine ilişkin olarak 48 bin megavatlık potansiyel açıklanmış olmasına rağmen, 20 bin megavatlık bölümünün ekonomik olduğu düşüncesi bile işletmeye alınan rüzgâr enerji santrali kapasitesinin 1.030 megavat civarında olması önemli bir yerli ve yenilenebilir kaynağımızın henüz değerlendirilmediğini de göstermektedir.

Değerli arkadaşlar, güneş enerjisi potansiyeli de yıllık 380 milyar kilovatsaat olarak açıklanmıştır. Jeotermal ve biyoyakıt da önemli enerji kaynakları olarak sıralamada yer almaktadır. Baz yük santrali olarak görev yapmak üzere 10 milyar tonluk linyit kömür rezervi de değerlendirilmeyi beklemektedir.

Sayın milletvekilleri, nükleer teknoloji, dünyada yenilenebilir enerji kaynakları, temiz yakma teknolojisi ve pek çok çevre teknolojisinin gelişmediği dönemde dünya ülkelerinin cazip gördüğü bir teknolojidir. Uluslararası Enerji Ajansı ve ABD Enerji Bakanlığı tahminlerine göre 2030 yılında nükleer enerjinin elektrik üretimindeki payının düşmesi de beklenmektedir.

Aslında, Türkiye için enerji alanında ciddi çözüm olanakları bulunmaktadır. Nükleer enerji santralinin alternatifsiz olarak sunulması doğru ve de etik değildir. Mevcut enerji potansiyelinin değerlendirilmesi bir yana, öncelikle Türkiye’de enerji verimliliği uygulamasıyla yüzde 25 düzeyinde enerji tasarrufu olanaklı görülmektedir. Bu tasarruf gerçekleştirildiğinde, kurulacak nükleer santralden elde edilecek enerjiden çok daha fazlası çok kolay ve ucuz bir yoldan elde edilebilecektir.

Ülkemizdeki var olan santrallerin ciddi bir yenileme ve bakımdan geçirilmesi sonucunda kapasite kullanım oranlarının artırılması da enerji ihtiyacı için acil gündeme alınması gereken çözüm yoludur. Bu çerçeveye, iletim ve dağıtım hatlarındaki kayıp enerjinin azaltılmasına yönelik çalışmalar da eklenmelidir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye toprakları üzerinden enerji ithalatı anlamına gelen Rusya Federasyonu ile yapılan Nükleer Güç Santrali Anlaşması’nın onaylanması hiçbir şekilde kamu yararı içermemektedir. Ayrıca, yerli yenilenebilir enerji kaynakları üzerinden bir enerji stratejisi geliştirmenin de önüne geçilmektedir.

Özce anlattığımız nedenlerden ötürü bu yasaya karşı olduğumuzu belirtiyor, Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

96 konuşma daha · 14 Temmuz 2010

96 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook