Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 47. Birleşim · 1. yasama yılı · 15 Mart 2003 · 531 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Aydın (CHP), 15 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMEKLİ SANDIĞI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (SS.72)); konuşma 531 kelime.
Hasan Aydın (CHP, İstanbul). “Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 15 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2003-03-15-emekli-sandigi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ss-72 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
HASAN AYDIN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bir çatı altında olduğumuzda çıkarmış olduğumuz yasaların toplum yaşamında ne anlama geldiğini, zaman zaman, içerisinde bulunduğumuz ortamdan ötürü önemsemiyor olabiliriz. Yasa çıkarıyoruz ve bu, toplumumuzun geriye kalan zamanını ve sürecini doğrudan etkileyen, her insanımızı etkileyen bir durum.
61 yaş meselesine neden böyle baktığımı ifade etmek isterim. Ortaya konulan nedenler, gerek tasarruf açısından gerek devletin dinamikleri ya da dinamik çalışması, dinamizminin artırılması açısından gösterilen gerekçeler, ortaya konulan sayılarla karşılaştırıldığında, pek gerçekçi gözükmemektedir.
Arkadaşlarımız, bizim, bu noktaya, kadrolaşma açısından baktığımızı, bu noktadan endişeyle yola çıkarak değerlendirme yaptığımızı söylemektedirler. Aslında, bu noktadaki endişelerimiz haksız değildir. Elbette, bir yasayı çıkarırken, bir yasayı değerlendirirken, içerisinde bulunduğumuz halle, içerisinde bulunduğumuz gidiş ile yasa arasındaki bağlantıyı da kurmamız lazım. Bir kadrolaşma var ve bu kadrolaşma, haklı bir kadrolaşma değil. Bu kadrolaşma, Türkiye'nin menfaatlarını gözeten, ülkede, olumsuzluktan çıkışı hedefleyen bir kadrolaşma da değil. Millî Eğitim Bakanlığı -daha gelir gelmez- bildiğimiz bir kadrolaşmayı, bir maddeye dayanarak, bir boşluğa dayanarak gerçekleştirdi.
Değerli arkadaşlarım, buradan da ibaret değil. Sağlık sektöründe; benim milletvekili olduğum bölgede, sizin partili milletvekili arkadaşlarınızın da, mesela, Kartallı, benimle birlikte milletvekili olan arkadaşımın da çok beğendiği, çok takdir ettiği, açıkça "yazık olacak, günah olacak, bu tür insanları görevden almamak gerek, bu tür insanları görevden alarak bu ülkeye fayda sağlamak mümkün değil" dediği devlet görevlileri, üst düzey yöneticiler görevden alındı. Yani, sadece bir eleştiri olsun diye söylemiyorum, samimiyetle bir tespitimi söylüyorum. Daha dün... Gerçekçi olalım; yani, iktidar, kadrolaşma anlayışı içerisinde değilse, bir özel kurum olan TEDAŞ... Bildiğiniz gibi, özel sektör, fazladan kadro çalıştırmaz; hatta, bir insana iki insanın işini yaptırmak için elinden gelen her şeyi yapar. TEDAŞ, AKTAŞ'tan devralındı. AKTAŞ, inanılmaz bir biçimde elemanında tasarruf yapma noktasında da nam yapmış bir kuruluş. 2 000 küsur insan, hangi nedenle bilmiyoruz... İhtiyaç yok değil, bunlar ihtiyaç fazlasıdır değil, bunlar sözleşmeli eleman... Ne yapılacak? Sözleşmeli elemanların sözleşmelerini neden yenilemezler? İhtiyaç var, kurumda fazlalık yok. Kurum yetkilileriyle görüştüğümde, "bu, bir fazlalıktan mı? Acaba, elemanlar işsiz de, boşuna maaş ödediğinizden ötürü mü bunu yapmaktasınız" diye sorduğumuzda, kurumun hiçbir yöneticisinden "bunlar fazladır, bunlar çalışmaması gerekenlerdir" diye bir cevap almadım. Peki, 2 000 küsur insan, sadece bir bölgede... İşte, 61 yaşla bunun bağlantısını kurmak gibi bir haklı nedenimiz var. Hiçbir neden gösterilmeksizin, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin, çalışan ve oradaki tahsilatı başarmış, oradaki zararı asgarîye indirmiş olan bir kurumda, hangi sebeple, hangi nedenle böyle bir tenkisata, böyle bir işçi çıkarmaya gidilir. Bunu izah etmemiz mümkün mü?!
Ben, burada şöyle bir öneri yapmak isterim değerli arkadaşlarım: Eğer, Adalet ve Kalkınma Partisi başarılı olursa, bütün devlet kadroları -endişeniz olmasın- bugün, hangi siyasal partiye yakın olurlarsa olsunlar, başarılı bir partinin yanında yer alacaklardır; ancak, ne kadar kadrolaşırsanız kadrolaşın, hangi kanun maddelerini değiştirirseniz değiştirin; eğer, bir yıl sonra, iki yıl sonra Adalet ve Kalkınma Partisi başarısızsa, siz, iktidarda olduğunuz müddetçe sizin gibi görünecekler; ama, özenle, itinayla görevlere getirmiş olduğunuz insanlar, şaşırarak bakacaksınız -ki, tecrübelisiniz bu konuda- sizden değiller, sizin karşınızdalar; çünkü, gezegendeki bütün yapılanma, esas itibariyle başarı esasına endeksli. Bir dezavantajı daha var bu işin. Bakınız, düzgün bir devlet yönetme iddianızı sergilemektesiniz. Eğer sizler, siyasal yakınlık, akrabalık, hemşerilik esasına dayanan bir kadrolaşmayı gerçekleştirirseniz, atadığınız her yetkilinin arkasında, sizin partinizin içerisinde, halk diliyle bir dayısı olacak; kötü anlamda ifade için değil...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 15 Mart 2003