2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)
Karaman Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 34. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Aralık 2008 · 1.027 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Çalış (MHP), 22 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 1.027 kelime.
Hasan Çalış (MHP, Karaman). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-calis-23-2008-12-22-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA HASAN ÇALIŞ (Karaman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Bu vesileyle saygı ve hürmetlerimi arz ediyorum.
Değerli arkadaşlar, sağlık ailesinin içinden gelen bir arkadaşınız olarak yıllardır Sağlık Bakanlığındaki gelişmeleri takip ederim. Nitekim, Sayın Bakanımızın sağlıkta dönüşüm raporlarını, yaptığı icraatları, nitekim Plan ve Bütçe Komisyonundaki sunumlarını ve Genel Kurulumuzdaki sunumlarını da dikkatlice inceledim. Tabii ki bunlara baktığımız zaman, acil servis hizmetlerinde, koruyucu hekimlik hizmetleri alanında, ana-çocuk sağlığı, tedavi edici hizmetler alanında alınan mesafeler tespit edilmiş. Aslında, son yirmi yirmi beş yıl içerisinde görev yapan bakanlarımızın bu kürsüde, bu Mecliste yaptıkları sunumları yan yana koyarsak, sürekli, sağlıkta bir gelişmenin olduğunu, ilerlemenin olduğunu, sunulan hizmet kalitesinin yükseldiğini, problemlerin azaldığını ama öbür tarafta, sağlık sistemimizdeki devasa problemlerin de durduğunu görürüz. Tabii ki sağlık hizmetlerinin çok önemli problemlerinin çözümünde tek başına hükûmetler önemlidir. Koalisyon hükûmetleriyle, hele hele kısa ömürlü hükûmetlerle problemlerin hakkından gelmek zordur. Altı yıl bir görevi devam ettirmek ve -daha önü açık bunun, yedi yıl, sekiz yıl, dokuz yıl, on yıl, ne kadar olacağını zaman gösterecek- arkasında 338 ile 370 arasında çok önemli bir Parlamento desteği. Arkadaşlar, bu tablo, Türkiye’nin son elli yılda yakaladığı en önemli fırsatlardan birisidir. Geriye dönüp altı yılın yapılanlarına gerçekten objektif bir gözle baktığımız zaman, bu, Türkiye’nin önüne gelen fırsat gerçekten değerlendirilebilmiş mi, sağlık sektörünün devasa problemleri çözülebilmiş mi? Değerli arkadaşlarım, bu soruya gerçekten canı gönülden “Tamam, Türkiye’de sağlığın çok önemli meseleleri, problemleri çözülmüştür” demeyi 2009’da, 2010’da beklemeye devam edeceğiz. Bu kürsüde değerli kadronun hizmetlerini takdir etmek için bekliyorum değerli arkadaşlar, bir hekim olarak.
Nitekim, gerçekten geriye dönüp baktığımız zaman, evet, bazı şeyler yapılmış ama her dönemde bir şeyler yapılarak gelmiş fakat elle tutulur önemli ne var? SSK hastaneleri ve bazı kamu kurumlarına ait hastanelerin Sağlık Bakanlığına bağlanması elle tutulur en önemli aşamalardan birisi.
Tabii ki yapılan icraatların bazısında da şunu görüyoruz değerli arkadaşlar: Gerçekten, iyi niyetle, doğru bir hamle yapılmış ama hamlenin üç yıl, beş yıl, on yıl sonrasını öngörmek gerekiyor, öngörülemediğini görüyoruz.
Şimdi, Sayın Başbakanımızın sunumunda da dikkatimi çekti. Tifo gibi, kızamıkçık gibi veya ambulans alımı gibi bir konuyu alarak oradan sağlıkla ilgili çok önemli problemlerin çözüldüğü intibaını verecek bir tablo çizilmeye çalışılıyor.
Mesela, örnek vereyim değerli arkadaşlarım. Ben hatırlıyorum, sizler de hatırlarsınız, Sayın Başbakanımız televizyonlara çıktı “Benim vatandaşım artık hastane kuyruklarında beklemeyecek, eczane kuyruklarında beklemeyecek; isteyen dışarıdaki eczanelerden ilacını alacak, isteyen özel hastanelere gidecek.” dedi. Bu, doğru bir hareket mi? Doğru ama neticesine bakıyoruz: Şimdi, o gün, o heyecanla özel sektörümüz ciddi bir ivme içerisine girdi. Yatırım yaptılar, borçlandılar ve belli bir noktaya geldikten sonra yeni bir düzenlemeyle “Arkadaş, bundan sonra herhangi bir değişiklik yapacağınız zaman, hatta kadronuzda değişiklik yapacağınız zaman, yeni bir yere hastane açacağınız zaman benim iznime bağlı…”
Şimdi, tabii, bu uygulama karşısında maalesef hızla gelişen sağlık özel sektörümüz ciddi bir sıkıntıya girdi değerli arkadaşlar ve şu anda önemli bir kısmı gerçekten ayakta durma telaşesinde; kapanma, kapatma, el değiştirme korkusuyla yaşıyor. Nitekim, serbest eczane uygulamasında geldiğiniz nokta nedir? Serbest eczane uygulamasında geldiğiniz nokta, maalesef, bugün eczanelerimizin kapısında sıkça gördüğümüz bir yazı var. Ne diyor? “Almakta olduğumuz katılım payının eczanemizle ilgisi yoktur.” Ve eczacı arkadaşların ciddi sıkıntısı şu: “Yani biz bu parayı almazsak zaten bizim hesabımızdan kesiliyor.” Ve bu alınan paralara baktığımız zaman, hastamızı kamuya yönlendirmeye çalışıyoruz. Doğru mu? Doğru, ama kamuya yönlendirmek için öncelikle kamu hastanelerimizin özel sektör mantığıyla yönetilir hâle getirilmesi ve sunduğu hizmetin kalitesinin artırılarak hastaların kamuyu tercih etmesinin yolunun açılması gerekiyor. Tabii ki kamudaki bu yığılmalar çözülemediği için hastalarımız sıkıntı içerisinde kalıyor.
Şimdi, bu durumda, hem özel hastaneler, özel sağlık kuruluşları hem de dün sokaklardaki eczacılarımızın endişesi nedir? “Biz zaman içerisinde sistemin dışına mı itiliyoruz, biz sermayenin emrine mi gireceğiz” korkusuna kapılmış durumdalar. Bu korkuyu ortadan kaldırmak, önce Sayın Bakanlığımızın, sonra bu dönem Parlamentosu olarak hepimizin görevi değerli arkadaşlar. Tabii ki, dışarıya gitmek isteyen, özel sağlık kuruluşlarına gitmek isteyen arkadaşlarımız bunun bedelini ödesin ama gitmek istemeyenlere de biz kamuda arzu ettiği hizmeti verme imkânı bulalım.
Değerli arkadaşlar, bu uygulamanın yanında, bugün Anadolu’da çektiğimiz sıkıntı nedir? Uzman hekimlerimiz küçük şehirlerden büyük şehirlere doğru bir baskı içerisindedir ve Anadolu’da hekim tutmakta, uzman hekim tutmakta zorluk yaşanıyor. Bunun en önemli nedeni, sağlık özel sektörünün yolunu açarken zamanında tedbir alamamış olmamızdan; bir de sağlıkta tek çatı sistemini kurarken tıp fakültelerini, askerî hastaneleri, özel vakıf hastanelerini, yani sağlık hizmeti veren bütün kurumları tek sistemle, aynı politikalarla yönetecek bir hamleyi yapamadığımız için. Bugün üniversite hastanelerinde hizmet veren bir profesörün maaş dışındaki döner sermaye gelirleri, aynı ildeki devlet hastanesindeki bir uzman hekimin döner sermaye gelirlerinin çok altındadır. Tabii ki üniversite hastanelerinde verilen hizmetin gereği olarak orada çalışan kişilerin de problemlerinin beraber çözülmesi lazım. Tabii ki bunun neticesinde Anadolu’da küçük hastanelerde özellikle hekim tutamıyoruz. Nitekim, Sağlık Bakanlığımızın sunumuna baktığımız zaman, 2005 yılından beri her yıl yeni uzmanlar göreve başlamış olmasına rağmen uzman hekim sayımız belli bir yerde sayıyor. Niye sayıyor? İşte üç yıl önceden, beş yıl önceden bu günleri göremememizden kaynaklanıyor. O zaman yapacağımız iş nedir değerli arkadaşlar? Aksayan yönleri süratle halletmemiz gerekiyor.
Bir diğer husus, değerli arkadaşlar, eşit işe eşit ücret; halledemediğimiz gibi, aynı hizmeti veren, aynı sağlık hizmetini sunan kişiler aynı anda farklı okullardan mezun olabiliyor ve aynı anda farklı kadrolara mensup olabiliyor. Örnek vereyim: Aynı hemşirelik hizmetini veren, aynı serviste çalışan hemşire hanımlardan normal devlet memuru olanlar var, 4/B kadrosunda çalışanlar var, 4/C kadrosunda çalışanlar var, sağlık kuruluşlarındaki temizlik firmalarında geçici işçi statüsünde çalışıp aynı hizmeti verenler var. Değerli arkadaşlar, aynı hizmeti veren insanlarımıza aynı kadroları vermemiz gerekiyor. Aynı hizmeti veren insanlarımıza, aynı hizmeti veren personelimize gene aynı ekonomik imkânları ve kadro imkânlarını eşitlememiz gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Çalış, konuşmanızı tamamlayınız.
HASAN ÇALIŞ (Devamla)Bunun yanında, bu arkadaşlarımızın okullarından dolayı doğan farkı YÖK’le yapılacak özel bir protokolle, özel bir eğitim sistemiyle, lise mezunu olan veya meslek edindirme kurslarından görev almış olan -özellikle sağlık memurlarında, laboratuvar teknisyenlerinde, anestezi teknisyenlerinde bu durum var- arkadaşlarımızı üniversite mezunu edecek, aynı statüye getirecek tedbirleri almamız gerekiyor değerli arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar, bir diğer husus da ödenemeyen faturalar ve bu faturalardan dolayı, ödenemeyen senetlerden dolayı çok müracaatlar oluyor. Bu kriz döneminde bu müracaatlar artacaktır. Bu konuyu da Sayın Hükûmetimizin çözmesi gerekiyor.
Ben bu duygu ve düşüncelerle bu bütçenin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
74 konuşma daha · 22 Aralık 2008