İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 43. BİRLEŞİM · SALI

İç tüzük 37'ye göre doğrudan gündeme alınma önerisi

Hasan Çalış

Karaman Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 43. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Ocak 2009 · 743 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasan Çalış (MHP), 13 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇ TÜZÜK 37'YE GÖRE DOĞRUDAN GÜNDEME ALINMA ÖNERİSİ); konuşma 743 kelime.

Hasan Çalış (MHP, Karaman). “İç tüzük 37'ye göre doğrudan gündeme alınma önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 13 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-calis-23-2009-01-13-ic-tuzuk-37-ye-gore-dogrudan-gundeme-alinma-onerisi (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA HASAN ÇALIŞ (Karaman)Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 3’üncü maddesiyle ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce heyetinize saygı ve selamlarımı arz ediyorum.

Kıymetli arkadaşlar, bu madde ile orman sınırlarının sağlıklı bir şekilde tespit edilmesi amaçlanmıştır. Gerçekten orman sınırlarının tespiti ve bu tespitle ilgili anlaşmazlıkların giderilmesi hem mevcut ormanlarımızın korunması yönünden hem de bu ormanlarımızla iç içe yaşayan, güzel vatan topraklarını biraz daha güzel yerler hâline getiren orman köylülerimizin orman sınırlarından kaynaklanan, kadastro problemlerinden kaynaklanan, tapulamayla ilgili problemlerinden kaynaklanan sıkıntılarını çözmek gerekiyor.

Gerçekten bugün itibarıyla köylerimizin sıkıntısı büyüktür ama orman köylerimizin sıkıntısı gerçekten çok daha büyüktür. Buralarda ekilecek arazi son derece kısıtlıdır ve benim pek çoğunu bildiğim, Türkiye genelinde pek çoğumuzun seçim bölgesinde benzer problemleri olan köylerimizde bazen öyle vatandaşlarımız var ki otuz yıldır, kırk yıldır, elli yıldır kullandığı evine el koyulmuş yani evi hazineye devredilmiş. Gene kırk yıldır, elli yıldır, hatta yüz yıldır kullanılan bahçeleri kadastro sonucunda mahkeme kararıyla hazineye devredilmiş durumdadır. Yine bu köylülerimizin bayramda ihtiyacını giderdiği, oğlunu, kızını okula göndereceği zaman, oğlunu askere göndereceği zaman cep harçlığını hazırlamak için sattığı, ailenin sağlık problemlerini, başka problemlerini gidermek için kara gününde kullandığı keçilerini de maalesef hain ilan ettik, satmak zorunda bıraktık. Bu köylülerimize ihtiyaçtan kaynaklanan, orman köylüsü olmaktan kaynaklanan ihtiyaç odunu veriliyor, ihtiyaç kerestesi veriliyor. Bu kereste köyün hemen yakınındaki ormandan verilmek yerine önce 100 kilometre ileriye taşınıyor, sonra oradaki depolardan tahsis yapılıyor 100 kilometre geriye, köylülerimizin tekrar bir nakliye masrafıyla karşı karşıya kalması söz konusu oluyor.

Kıymetli arkadaşlar, bu şartlardaki köylüye ne kalıyor? Ya köyden göçecek ya da köyde çoluk çocuğu bırakacak, kendisi uzak şehirlere gidecek, çalışacak, kazandığıyla gelip o güzelim orman köylerimizde hayata tutunmaya çalışacak. Pekâlâ başka ne olacak? Çok sıkışırsa, işte o zaman her ağacın başına bir tane orman görevlisi diksek ormanımızı koruyamayacağımız durumlarla karşı karşıya kalacağız.

O zaman, ne yapmak lazım? Yapacağımız işlem, alacağımız karar açık değerli arkadaşlar. Köylümüzü doğduğu yerde doyuracak, o yurt köşelerini daha güzel, daha şenlikli bir hâlde tutabilecek tedbirler almamız lazım. Orada bu insanlarımızın geçimini kolaylıkla sağlamasının yollarını bulmamız lazım. Ne yapılabilir? Özellikle bu muvazaaların, bu problemlerin asgariye indirilebilmesi için kadastro ve tapulama çalışmalarının bir an önce bitirilmesi gerekiyor. Bir diğer yapılacak işlem de verimli orman arazilerinin, fundalık, çalılık, orman vasfını kaybetmiş tarıma elverişli arazilerin ve tarıma elverişsiz arazilerin mutlaka envanteri güncelleştirilerek çıkarılmalıdır. Ayrıca, orman, yayla, mera alanlarının problemleri ayrı ayrı ele alınmalıdır. Ferman tapularından ve zilyetten kaynaklanan problemler mümkün olduğunca buralarda yaşayan köylülerimizin lehine sonuçlandırılmalıdır. Büyük şehirlerimizin mücavir alanları veya gelişme alanları içerisinde olan problemlerle kırsal kesimde yaşayan orman köylülerimizin problemleri ayrılmalı, ayrıca turizm bölgesi ilan edilmiş rantı yüksek alanlardaki problemler de ayrılmalı, rant getirici yerlerin problemleri ile kırsal kesimin problemleri ayrılarak ayrı problemler olarak ele alınmalı ve ayrı çözülmelidir değerli arkadaşlar. Eğer bunu ayırmazsak önümüze yeni yeni problemler çıkacaktır.

Değerli arkadaşlar, bir diğer husus da şu: Ben köylülerimize de sordum “Sizin otuz yıldır, kırk yıldır, elli yıldır kullandığınız araziye devletin desteğiyle çam fıstığı dikseniz, zeytin dikseniz, orman vasfına, orman dokusuna uygun, ekonomik anlamı olan herhangi bir ağaç dikseniz bunu korumayla ilgili bir problem olur mu?” Her gittiğim yerde aldığım cevap şudur: “Bir tek dalını, bir tek yaprağını kimseye kopartmayız.” diyorlar.

Bir başka husus değerli arkadaşlar, özellikle tarıma elverişsiz ama köylüyle devlet arasında muvazaalı hâle gelmiş, orman vasfını kaybetmiş alanlar vardır. Buraların, buralarda yaşayan insanların kullanabileceği şekilde bir çözüme kavuşturulması lazım. Nasıl bir çözüm olabilir değerli arkadaşlar? Öncelikle, mülkiyeti devlette kalmak kaydıyla, özel orman alanı olarak tahsis edilip yine kullanıcılar tarafından kullanılması sağlanabilir. Hatta, daha ileri bir önerimiz var değerli arkadaşlar: Ormanlık alanlarımızı, ormanlık alanlarda yaşayan köylülerimize, buraların korunması ve bakımının yapılacağı şahıslara, köylülere tahsis edilmek kaydıyla buradan devletin elde edeceği gelirlerden bu köylülere pay verilmesi, tarıma elverişli veya tarıma elverişli olmayan arazilerin ötesinde, diğer ormanlık alanlarımızın korunması yönünden de çok önemli bir açılım olacaktır.

Kıymetli arkadaşlar, diyeceksiniz ki önerilerin bazısı yasalara aykırı düşer. Ee, biz burada ne için duruyoruz? Bizim görevimiz nedir? Yasaları düzenlemek, problemleri çözmek değil mi? Bu problemleri de çözmemiz gerekiyor.

Nitekim, değerli arkadaşlarım, öyle yerler vardır ki gerçekten ormandır ama çalı vasfındadır, ekonomik anlamı yüksek olan bir orman özelliği yoktur. Buralarda çam, sedir, zeytin veya ekonomik anlamı olan çam fıstığı gibi orman dokusuna uygun bitki örtüleri teşvik edilerek ve buraların -mülkiyeti devlette kalmasına rağmen- gelirlerinden de kullanıcılara pay çıkarırsak değerli arkadaşlar, ormanlarımızı korumak için önemli bir açılım sağlamış oluruz.

Bir diğer husus değerli arkadaşlar, eğitim, eğitim, eğitim. Orman köylüsünün, insanlarımızın ormanı seveceği, ormanı koruyacağı ve bu güzel toprak parçalarına sahip olacağı bir altyapı oluşturmamız gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 13 Ocak 2009

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook