2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)
Karaman Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 36. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Aralık 2009 · 746 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Çalış (MHP), 19 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 746 kelime.
Hasan Çalış (MHP, Karaman). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-calis-23-2009-12-19-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA HASAN ÇALIŞ (Karaman)Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Kıymetli arkadaşlar, sözlerime başlarken, bugün itibarıyla Silifke’de ve ülkemizin pek çok yerinde sel felaketinden zarar gören vatandaşlarımız var; şahsım, Mersin milletvekillerimiz, Grubum adına, sel felaketinden ülkemizin her tarafında zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum.
Kıymetli arkadaşlar, Sayın Bakanın sunumunu inceledim, geçmiş yılların tutanaklarını da inceledim. Gördüm ki, geçmişte çok önemli görevler icra etmiş olan Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğüne siyaset pek ilgi duymamış. Onun için müsaadeniz olursa ben birazcık bilgi vereyim istiyorum.
Kıymetli arkadaşlar, bazı enfeksiyon hastalıklarının bulaşıcı ve sınırlar ötesi, âdeta milletlerarası ortak mücadeleyi gerektiren bir vasfı vardır. Nitekim teknolojideki, bilimdeki, tıp ilmindeki gelişmelerle geçmişte çok önemli problemler arz eden hastalıklar gün geliyor önlenebiliyor kolerada, vebada, sarıhummada, vesair bakteriyel pek çok hastalıkta olduğu gibi ama maalesef son birkaç yılda yaşadığımız gibi kuş gribi, Çin gribi, işte en son domuz gribi gibi virüs kökenli salgın hastalıklarla her ülke gibi bizler de mücadele etmek zorunda kalıyoruz.
Kıymetli arkadaşlar, bulaşıcı hastalıklarla örgütlü mücadele aslında 1838’lere kadar gider, Yüksek Karantina Meclisinin ve Bürosunun kurulması bu tarihe rastlar; Karantina Talimatnamesi, karantina tüzüklerinin yayınlanması ve nihayet 1851’de Paris’te toplanan Mecliste karantina altına alınacak hastalıklar ve süreyle ilgili anlaşmalarla da uluslararası bir şekil alıyor. Bugün, cumhuriyet kurulduktan sonra 1924’te “Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü” hâline gelen Genel Müdürlük, Lozan Anlaşması’ndan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden ve yasalarımızdan aldığı yetkilere ve Dünya Sağlık Örgütünün kurallarına göre bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmekle yani kara, deniz, hava hudutlarımızdan, kısacası hudut ve sahillerimizden, gümrüklerimizden girecek bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmekle görevlidir.
Kıymetli arkadaşlar -tabii ki aslında, biraz sonra son yaşadığımız grip salgınına geleceğim ama- bu Genel Müdürlük âdeta unutulmuş gibi. Bu kampanyada da pek hissedemedik. Sanki boğazlardaki ve hudutlarımızdaki rutin işleri yapar hâle getirilmiştir. Bence bu, doğru değildir. Bugün, bilimdeki, teknolojideki, sanayideki, turizmdeki gelişmeler nedeniyle gerçekten yeni tehditler ve yeni fırsatlar önümüze gelmiştir. Yeni tehditler ve yeni fırsatlar doğrultusunda bu Genel Müdürlüğümüzün yeniden organize edilerek yeniden aktif hâle getirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Şöyle ki: Bugün sadece Batı Avrupa’da 5 milyona yakın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yaşıyor değerli dostlar. 20 milyonun üzerinde turist geliyor, ülkemizden dışarıya turist gönderiyoruz. Balkanlarda, Kafkaslarda, Orta Doğu’da, Türk cumhuriyetlerinde yaşayan soydaş ve akraba topluluklarından geliş gidişleri de göz önüne aldığımız zaman, gerçekten, deniz, kara ve hava hudutlarımızdan çok fazla bir insan sirkülasyonu, araç sirkülasyonu ve mal sirkülasyonu vardır. Buralarda da gerçekten insan sağlığını tehdit edebilecek yeni tehditler vardır. Yeni tehdit algılamasına göre yeni düzenlemeler yapmak gerektiğine inanıyoruz.
Kıymetli arkadaşlar, tabii ki sahillerimizin içine düştüğü durumu, bazı tehditleri irdelersek, bakınız arkadaşlar, bölgelerde yaşayan insanlarımız için önemli olan sahillerimiz belli mevsimlerde turizm için de çok önemli hâle geliyor. Bazen ülkemizin öyle yörelerine gidiyoruz ki biz, kendimiz o sahildeki güzelliklerden faydalanmaktan korkuyoruz.
Kıymetli arkadaşlar, zaman zaman sahillerimize yabancı gemilerin toksik atıklar bıraktığını, sanayi artıklarını bıraktıklarını, sahillerimizi, kara sularımızı kirlettiklerini görüyoruz. Aslında bunların hepsi, neticede bölgede yaşayan insanlarımızın sağlığını tehdit eden oluşumlar.
Şimdi, tabii ki bütçe cetvelini incelediğimiz zaman, bakıyoruz ki Genel Müdürlüğe gerçekten bu kadar önemli işlerin içerisinde mütevazı bir bütçe ayrılmış. Bu mütevazı bütçeyle, tabii ki sadece boğazlardaki rutin işlerini ve havaalanlarındaki veya kapılardaki rutin işleri yapar hâle gelecek değerli arkadaşlar. Biraz önce bahsettiğim örneklerde olduğu gibi gerçekten çevre koruma hizmetleri, bu Müdürlüğümüzün yapması gereken işler arasında ama ödeneklerin dağılmasına baktığımız zaman çevre koruma hizmetlerine sıfır ödenek ayrılmış. Teşkilat bünyesine baktığımız zaman çevre koruma ve turizmle ilgili, ilgili müdürlüğün, bünyedeki müdürlüğün de herhâlde faaliyetlerinde ciddi bir sıkıntı olacak demektir.
Kıymetli arkadaşlar, bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak görüşümüz, yeni tehdit algılamalarına, yeni fırsatlara göre bu Genel Müdürlük yeniden organize edilmelidir çünkü biz turizmden en iyi şekilde faydalanmak istiyorsak, biz ekonomimizdeki gelişmelerimizi en iyi şekilde ihracatla, ithalatla taçlandırmak istiyorsak öncelikle hudutlarımızı, sahillerimizi ve ülkemizin tamamını sağlık açısından güvenli hâle getirmemiz gerekmektedir.
Kıymetli arkadaşlar, domuz gribiyle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum ancak -grip salgını- böyle bir konuda dikkatli konuşmak gerekiyor. Bir milletvekili olarak benim dikkatli konuşmam gerekiyor, bir vatandaş olarak benim dikkatli konuşmam gerekiyor, siyasetçilerin dikkatli konuşması gerekiyor, hele hele böyle önemli bir salgını, sıkıntıyı atlatırken sorumluluk makamında oturanların, sorumluluğunun gerektirdiği gibi konuşması gerekiyor.
Kıymetli arkadaşlar, hafızalarımızı tazelemek adına söylüyorum, önce yurt dışında başlayan grip işte havaalanlarımızdan giriyor, havaalanından girerken sayıları döküyoruz, termal kameralar koyuyoruz, hastaneleri gösteriyoruz. Âdeta bir şov! Bu şovun sonunda ne oldu? Griple karşı karşıya geldiğimiz gün hastanelerimize ateşi çıkan herkes yüklendi. Yüklenince ne oldu? “Ya fazla endişelenmeyin, bu da sonuçta, neticede bir griptir, gidin evlerinize istirahat edin, dinlenin…”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
63 konuşma daha · 19 Aralık 2009