İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 48. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)

Hasan Çalış

Karaman Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 48. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Ocak 2010 · 810 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasan Çalış (MHP), 14 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜNİVERSİTE VE SAĞLIK PERSONELİNİN TAM GÜN ÇALIŞMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 418)); konuşma 810 kelime.

Hasan Çalış (MHP, Karaman). “Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 14 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-calis-23-2010-01-14-universite-ve-saglik-personelinin-tam-gun-calismasina-ve-bazi-kanunlar-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA HASAN ÇALIŞ (Karaman)Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının birinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Kıymetli arkadaşlar, bugün gerçekten önemli bir kanun tasarısı görüşüyoruz. Bu tasarı doktor, hemşire, ebe, sağlık memuru, hizmetlisine kadar, pratisyen hekiminden profesörüne kadar bütün sağlık çalışanlarını, dolayısıyla halkımızın tamamını ilgilendiren bir yasadır. Çünkü değerli arkadaşlar, hayatımızda, hele biraz hastalandığımız zaman, sağlığımızdan daha iyi bir şey olmadığını hepimiz biliriz. İhtiyaç hâlinde canımızı emanet ettiğimiz sağlıkçılara, doktorlara, hemşirelere, ebelere, sağlık memurlarına, anestezi teknisyenlerine ve diğer sağlık çalışanlarına, problemlerine, topyekûn bakmak gerekiyor ve problemleri de topyekûn çözmek gerekiyor. Siz çok iyi bir cerrah olabilirsiniz, en iyi ameliyatı yaparsınız ama anestezi teknisyeni bir hata yaparsa yaptığınız işin neticesi olumsuz olur. Siz çok iyi bir cerrah olursunuz, en iyi ameliyatı yaparsınız ama hastayı naklederken yardımcı personel bir hata yapar hastanın canına mal olur. Onun için, sağlık çalışanlarının moral, motivasyonunu yüksek tutacak tedbirleri almak öncelikle bu yüce Meclise ve ülkeyi yöneten siyasi iktidara düşüyor.

Kıymetli arkadaşlar, gerçekten hekimler ve diğer sağlık çalışanlarının öğrencilik hayatından başlayarak eğitim dönemi zordur, meşakkatlidir, zahmetlidir. Meslek hayatı da zordur değerli arkadaşlar; sürekli özveri içinde çalışmayı, bazen hastalarımızı kendi ailemizden birisi gibi görmemizi, annemiz gibi, babamız gibi, kardeşimiz gibi görmeyi gerektirir. Ancak, hekimi, ev-hastane-muayenehane üçgeninde koşarken vicdanı ile cüzdanının arasında sıkıştırmaya hiç kimsenin hakkı yoktur, bunun hakkaniyetle bağdaşır bir tarafı da yoktur. Hekim ve diğer sağlık çalışanlarının, hastaları ve mesai arkadaşları ile ilişkilerini onurlu hâle getirmeli ve onurlu hâlde tutmalıdır. Bunu sağlayacak ortamı oluşturabildiğimiz gün hastaların ve diğer sağlık çalışanlarının ve hasta yakınlarının, dolayısıyla sağlığımızın pek çok problemini çözmüş oluruz. Maalesef, değerli arkadaşlar, bu ideali yakalamak amacıyla çıkarılan pek çok çalışmaya rağmen sektörün devasa problemleri devam etmektedir.

Temennim odur ki bu tasarı kanunlaşır ve sağlık çalışanlarının problemleri asgariye iner. Ancak, bizi arayan dostlarımız oluyor, diyorlar ki: “Ağabey, ben gerçekten tam gün tasarısının taraftarıyım ama tasarıyı okuduğum zaman endişeleniyorum. Acaba, dağ fare mi doğuracak?” veya “Muayenehanelerimizi kapatacağız. Zayıf olan poliklinikler, sağlık merkezleri kapanacak. En az 50 bin kişi işsiz kalacak. Buralarda kullanılan aletler edevatlar atıl hâle gelecek, hurda hâline gelecek. Bunların, bu problemlerin çözümü ne olacak?” diyorlar. “Hekimleri kamu veya küresel patronlara ucuz emek sunan emek işçileri hâline mi getireceğiz?” diyorlar. “Klinik şeflerimize, tıp fakültelerindeki hocalarımıza bu sistemde sağlıklı bir şekilde ulaşabilecek miyiz?” diyorlar. Sorular uzayıp gidiyor değerli arkadaşlar. Gerçekten, ben böyle gönül rahatlığı içerisinde cevap veremediğim için, bu tasarının grup olarak da yanında olmamıza, taraftarı olmamıza rağmen, gerçekten “Acaba” larımız var, “Başarılı olur mu?” diye sorularımız var. İşte, bu acabaları asgariye indirebilmek için bu Meclisimizde, daha, bu tasarı çıkana kadar yapabileceğimiz çalışmalar var diye düşünüyoruz.

Kıymetli arkadaşlar, geçen günkü Sayın Başbakanın grupta yaptığı konuşmayı çok arkadaşımız izlemiştir. Kamuoyuna yansıtılan bilgileri de topluyoruz ve bunları üst üste koyduğumuz zaman artık hekimlere ve diğer sağlık çalışanlarına öyle büyük imkânlar sağlanmış ki artık bunların tek bir çıkar yolları var: Ne istedilerse, ne bekliyorlarsa iki fazlası verilmiş. Bu saatten sonra yapılacak bir şey var: Vatandaşımızın sağlık hizmeti ihtiyacını en iyi şekilde karşılamak zorundalar.

Kıymetli arkadaşlar, kamuoyuna bilgileri doğru aktarmak lazım. Bir doğrunun bir kenarından tutup onu yanlış bir yere götürmek gerçekten sektörün problemlerinin çözümüne bir katkı sağlamaz.

Şimdi, bu kamuoyuna yansıyan bilgilerin sonunda âdeta hekimler ve diğer sağlık çalışanlarını, eğer ileride aksaklıklar olursa, bu aksaklıklarının bedelini ödemek üzere sorumlu yerine âdeta günah tahtasına oturtuyoruz. Kıymetli arkadaşlar, gerçekten bu durum hakkaniyetle bağdaşmaz.

Şimdi, kamuoyuna yansıtılan, deniyor ki: “Efendim, bir klinik şefi, bir üniversite profesörünün eline ne geçecek? Klinik şefinin eline 13 milyon gibi, tıp fakültesindeki bir hocanın eline 17 milyon gibi bir para geçecek.”

Kıymetli arkadaşlar, hemen gene Bakanlığımızın sitesindeki bu tablonun altında başka bir tablo var. Bu tablo bugün itibarıyla döner sermaye gelirleri ve maaşları eklendiği zaman sağlık çalışanlarına ortalama ödemeyi gösterir. O da nedir arkadaşlar? Ortalama, uzmanların eline geçen 5 milyar civarındadır, pratisyenlerin eline geçen de 3 milyar civarındadır maaş artı döner sermaye. Şimdi bu yeni sistemle bunun üzerinden zorunlu meslek sigortasını ve diğer kesintilerini de eklediğimiz zaman, emeklilik sigortasıyla ilgili bölüme de kesintileri eklediğimiz zaman bu eline geçen miktar da azalacak değerli arkadaşlar. İşin doğrusu budur. Siz döner sermaye gelirlerini artırmadığınız sürece, döner sermaye gelirlerini gerçekten iyi bir noktaya çıkarmadığınız sürece bu verilen rakamlar hayal olmaktan, temenni olmaktan öteye geçemez. O zaman burada yapacağımız öncelikle şu: Döner sermaye gelirlerini artıracak tedbirler almak lazım. Onun da ötesinde kıymetli arkadaşlar, bu hekimlere emeklilik döneminde yansıyacak, emekli ücreti olarak kamuoyuna yansıtılan tablonun gerçeği nedir? Otuz yıl prim öderseniz, bu otuz yılın sonunda bir pratisyen hekim 2 milyar, bir uzman hekim 2,5 milyar, bir şef de 3 milyar civarında emekli maaşı alacak. Ne zaman? Otuz yıl sonra! Kıymetli arkadaşlar, bugün sağlık çalışanlarının bizden beklentisi şu: “Bugün çalışan arkadaşlarımızın maaşında kalıcı bir yükseklik sağlayalım; bu, bugünden itibaren, yarın emekli olacak arkadaşlarımızın maaşına da yansısın.” diyorlar.

Kıymetli arkadaşlar, bu tasarıyla, hekimlerin önüne iki seçenek koyuyoruz, diyoruz ki: Ya kamuda çalışacaksın ya da özel sektörde çalışacaksın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 14 Ocak 2010

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook