İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 87. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

Ankara milletvekili levent gök ve 22 milletvekilinin, siyasi nüfuzunu kullanarak rant elde ettiği, çıkar ilişkisi kurduğu kamu görevlilerini himaye ettiği ve böylece görevini kötüye kullandığı iddiasıyla gençlik ve spor bakanı suat kılıç hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesinin ön görüşmesi

Hasan Hüseyin Türkoğlu

Osmaniye Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 87. Birleşim · 2. yasama yılı · 31 Mart 2012 · 878 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasan Hüseyin Türkoğlu (MHP), 31 Mart 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANKARA MİLLETVEKİLİ LEVENT GÖK VE 22 MİLLETVEKİLİNİN, SİYASİ NÜFUZUNU KULLANARAK RANT ELDE ETTİĞİ, ÇIKAR İLİŞKİSİ KURDUĞU KAMU GÖREVLİLERİNİ HİMAYE ETTİĞİ VE BÖYLECE GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANDIĞI İDDİASIYLA GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ HAKKINDA GENSORU AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGESİNİN ÖN GÖRÜŞMESİ); konuşma 878 kelime.

Hasan Hüseyin Türkoğlu (MHP, Osmaniye). “Ankara milletvekili levent gök ve 22 milletvekilinin, siyasi nüfuzunu kullanarak rant elde ettiği, çıkar ilişkisi kurduğu kamu görevlilerini himaye ettiği ve böylece görevini kötüye kullandığı iddiasıyla gençlik ve spor bakanı suat kılıç hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesinin ön görüşmesi”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-huseyin-turkoglu-24-2012-03-31-ankara-milletvekili-levent-gok-ve-22-milletvekilinin-siyasi-nufuzunu (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=1473

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MHP GRUBU ADINA HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye)Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi mensubu milletvekilleri tarafından Anayasa’mızın 98’inci, 99’uncu maddeleri ile İç Tüzük’ün 106’ncı maddesi çerçevesinde, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç hakkında siyasi konumunu kullanarak rant elde ettiği ve bu işte aracı olarak kullandığı kamu görevlilerini Bakanlık görevi sırasında himaye ettiği, önemli görevlere taşıdığı, böylece görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle gensoru açılması talebine ilişkin olarak Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini sizlerle paylaşmak üzere söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta)İftira! Hepsi tesadüf!

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Devamla)Yazılı ve görsel basında da yer alan bu hususun Sayın Bakan tarafından 2009 yılı Nisan ayında Altındağ Belediyesinin uzun zamandır ve başarılı bir şekilde restorasyon çalışması yaptığı Hamamönü bölgesinde restorasyon çalışmasının yapılacağı ve değer kazanacağı önceden bilinen iki taşınmazın ucuz bir fiyata satın alındığı, restorasyon sonrası ise taşınmazın değerinin çok yüksek rakamlara ulaştığı şeklinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu alım için de Altındağ Belediyesinin mensuplarının bizzat aracılık ve vekâlet etmeleri, sonrasında da Sayın Bakan tarafından himaye ve terfi ettirilmeleri iddiaları çok vahim ve önemlidir.

Aslında bu konu, AKP hükûmetleri döneminde on yıldır yapılan yolsuzlukların en masumudur. AKP iktidara geldiği günden bu yana kamuoyunda birçok yolsuzluk iddiasına muhatap olmuştur.

Henüz İstanbul Büyükşehir Belediyesindeyken birçok yolsuzlukla adı anılan Sayın Başbakan ve ekibi Hükûmeti kurduklarında da doğal olarak benzer söylentilerin muhatabı olmuşlardır. En çarpıcıları şunlardır: Hatay ilindeki Ali Dibo olayı, İzmir Devlet Demiryolları liman taşıma ihalesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi araç sigortalama ihalesi, Devlet Demiryolları istasyon yenileme ihalesi, TMSF otel ihaleleri, Derince arazi satımı, Balıkesir SEKA, Halk Bankası Net Holding alacağı, Mavi Akım formül yenileme işi, SSK’da Roche yolsuzluğu, Aycell-Aria birleşmesi, Aycell-Siemens anlaşması, Bingöl deprem konutları, Millî Eğitim Bakanlığı 62 ilköğretim okulu ihalesi, TÜPRAŞ’ın yüzde 14,76’lık hissesinin Yahudi iş adamına peşkeş çekilmiş olması, Beyaz Enerji, Isparta, Çorum, İstanbul, Kayseri, Nevşehir, Amasya, Samsun belediyeleri, Sabah-ATV Grubu satışı ve kredisi, Telekom’un özelleştirilmesi, Bolu tünelleri, Karadeniz otoyolu fiyat farkı ödemeleri; say say bitmiyor.

BÜNYAMİN ÖZBEK (Bayburt)Devam et ya!

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Devamla)Devamını siz yaparsınız.

Dünya Bankası tanımına göre, kamu yetkisinin özel çıkarlar için kötüye kullanılması diye tanımlanan yolsuzluk, hem ekonomik hem de moral hasarlara sebep olduğu için ölçülmesi güç bir olgudur. Ancak genel kabul gören anlayışa göre yolsuzluk, yoksulluğun ana sebebi, kalkınmanın önündeki en büyük engeldir.

Yolsuzluğun iki önemli kaynağı, kötü kanun ve art niyetli insandır. Kötü idari, hukuki, siyasi düzenlemeler insanları yolsuzluğa teşvik etmektedir ve düzeltilmelidir. Art niyetli insana ilişkin ise söylenecek çok söz vardır.

Sorumluluktan ve hesap vermekten kaçınmanın yolu, vatandaşların olan bitenden haberdar olmasının engellenmesi yani medya karartması yapıldığı bir gerçek olarak karşımızdadır; bu gensoru görüşmelerinin halk tarafından izlenmesine imkân verilmediği gibi.

Yolsuzluğun sistematik bir hâl alması, kamu harcamalarını yönetme hedefiyle başlar. Siyasetçi, mümkün olduğu kadar kaynağı güç sahibi olduğu bölgelere çeker. Bu hususlar sizlerin de aklına afet riskiyle ilgili tasarıyı, 2/B’yi, yap-işlet-devret modeli tasarısını, eğitim yasasını ve FATİH Projesi’ni, Kamu İhale Kanunu ve birçok benzer düzenlemeyi çağrıştırmaktadır eminim.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta)Ustalık dönemi eserleri olacak!

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Devamla)Yolsuzluğun en çok kullanılan ve basit tanımı, Dünya Bankası tarafından yapılan ve biraz evvel zikrettiğim, kamu yetkisinin özel çıkarlar için kötüye kullanılmasıdır. Her yolsuzluğun bir tarafında mutlaka ya kamu gücü kullanan siyasi otorite ya da bu siyasi otorite tarafından atanmış bürokrasi bulunmaktadır.

Yolsuzluk, bugün ortaya çıkmış bir sorun değildir ancak yolsuzluğun siyasi otorite tarafının ağırlık kazanması, mübahlaşması, kronikleşmesi, sıradanlaşması ve hatta kutsal gayeler gerekçe gösterilerek meşrulaştırılması, on yıllık AKP döneminin getirdiği bir sonuçtur. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar) Yolsuzluk tarihimiz, son on yıla kadar, çoğunlukla kamu görevlisi ve yüksek bürokratların bulaştığı yolsuzluk olaylarını kaydetmiştir ancak son on yılda, yolsuzluk konusunda bürokratların nal toplamaya başladığı, artık bu imtiyaz ve tekelin AKP’li bir kısım siyasetçilere geçtiğini görmekteyiz. AKP’li bakan, milletvekili ve belediye başkanlarının son on yıllık iktidarında şahit olduğumuz yolsuzluk olayları, AKP’nin yolsuzluklar konusunda ustalaştığını ve markalaştığını göstermektedir. Bu durum bizzat Sayın Başbakan tarafından da itiraf edilmiştir. Seçimlerde aday yapılmayan bakan ve milletvekilleri hakkında yolsuzluk iddialarının ayyuka çıkması gerekçe gösterilmiştir fakat bu açıklamalar Başbakanın çekirdek kadrosunun yolsuzluk konusunda hızını kesmeye yetmemiştir. Bir dönem Kabine, yolsuzluk konusunda âdeta mahkûm kadrosundan atanmış bir heyet görünümü vermekteydi.

Balık baştan kokar misali, iktidarın başının daha belediye başkanı iken elde ettiği serveti oğlunun sünnetinde gelen altınlarla aklamaya çalıştığı bir ortamda iktidarın bir bakanının 25’e alıp 300’e, 500’e satması ve bunu meşru bir ticari faaliyet olarak görmesi kadar normal bir durum var mıdır! (MHP sıralarından alkışlar) Yoldaş iş adamı bursuyla okuyan çocuklar, çocukların sahip olduğu gemicikler, damatların çalıştığı holdinglere verilen usulsüz krediler, hanımefendilerin aldıkları hediyecikler, hemşehri köylülerin milyon dolarlık villalarında ikamet etmeler, Oferler, Ogerler, likit yumurtacılar, sahte faturacı siyasetçiler, enerji ihaleleri, “özelleştirme” adı altında çekilen peşkeşler, Suudi Kralının beyan edilmeyen çok değerli hediyeleri hep AKP’nin devri iktidarında tanık olduğumuz olaylardır.

“Yolsuzlukla mücadele” sloganıyla 2002’de iktidara gelen AKP, daha iktidara geldiği ilk günden itibaren yolsuzlukları önleme yerine yolsuzlukları teşvik edici politikalar izlemeye başlamıştır. İlk icraatı, yolsuzlukla mücadele için çıkarılmış olan Kamu İhale Kanunu’nu değiştirmek olmuştur. Kamu gücünü kullanmak suretiyle çıkar sağlama eylemlerinin önemli bir kısmı suç olmaktan çıkarılmış, bu faaliyetler âdeta normalleştirilmiştir. AKP’nin on yıldır ülkemizde uyguladığı ekonomik politikalardaki yanlışlık ve başarısızlık yoksulluğun hızla artmasına yol açmış, bununla birlikte siyasi ve ahlaki yozlaşma yaygınlaşarak toplumsal bir kangren hâline gelmiştir. Toplumun refahına harcanması gereken kamu kaynakları siyasal iktidarı elinde bulunduranlarca yağmalanmış, fakir fukaranın, garip gurebanın hakkı gasbedilmiş, sofralardaki ekmek utanmazca çalınmıştır.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 31 Mart 2012

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook