Orta asya ve kafkaslar bölgesel balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği komisyonu anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı
Osmaniye Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 125. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Haziran 2013 · 645 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Hüseyin Türkoğlu (MHP), 26 Haziran 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORTA ASYA VE KAFKASLAR BÖLGESEL BALIKÇILIK VE SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ KOMİSYONU ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI); konuşma 645 kelime.
Hasan Hüseyin Türkoğlu (MHP, Osmaniye). “Orta asya ve kafkaslar bölgesel balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği komisyonu anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim tutanağı, 26 Haziran 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-huseyin-turkoglu-24-2013-06-26-orta-asya-ve-kafkaslar-bolgesel-balikcilik-ve-su-urunleri-yetistiricil-2 (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=24555
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MHP GRUBU ADINA HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye)Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; 475 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Müzakere etmekte olduğumuz tasarı, hukukun evrensel kuralları ve Anayasa hükümleri yerine, farklı görüş ve düşünceleri dikkate almadan “Ben bilirim, başkası bilmez ve anlamaz.” tavrıyla Meclise ve topluma dayatılan bir yanlışın şeklen düzeltilmesinden ibaret olup hâlâ yanlışlar ihtiva etmektedir. Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisiyle Meclisin yasama görevinin Hükûmete devrini karıştıran iktidar partisi, bu yanlışı şeklen düzeltme gayretindedir ancak AKP de hukukun üstünlüğü yerine, üstünlerin hukukunu tercih etmiştir ve kendi hukukunu tesis etme ve yaşatma arzusundadır.
Amerikan demokrasisinin kurucuları “Yürütme vahşi bir aslandır. O aslanı kontrol altında tutan zincirler ise hukuktur.” derler. Yürütme yetkisini yed-i kudretinde siyasal iktidardır. Siyasal iktidarların doğasında ise otorite, belirleyici unsurdur. Otorite yani siyasal iktidarın gücüyle demokrasi ve hukuk arasında ters orantılı bir ilişki mevcuttur. Bir ülkede yürütme erkini elinde bulunduranların otoriterleşme eğilimleri arttıkça demokrasiye ve hukuk devletine bağlılık azalmakta, demokrasi ve hukukun üstünlüğüne olan bağlılık arttıkça yönetenlerin otoriterliğe olan hevesleri törpülenmektedir. Bu nedenle yürütme mutlak otoritesini tesis etmek ve sürdürebilmek için diğer erkleri özellikle de yargı kurumlarına daima boyun eğdirme, kuşatma ve sindirme istidadındadır.
Bugün, Türkiye'nin yaşadığı gerilimlerin, ayrışma ve çatışmaların temelinde de bu sorun yatmaktadır. Yürütme yetkisini eline geçirmiş olan iktidar, kendisini sınırlayan evrensel hukuk ilkelerinden kurtulmaya çalışmaktadır. Demokrasi teorisi bağlamında yürütme erkinin başı olan Hükûmetin valisi ve polisi belki tartışmaya değer bulunabilir ancak iş “benim mahkemem” noktasına gidiyorsa orada “Hop, hemşehrim, bir dakika, ne oluyoruz?” derler. Biz milletvekilleri olarak defalarca Sayın Başbakana bu kürsüden seslendik, “Bu gidişat iyi değil." dedik. “Demokrasi, hak, hukuk adalet” diye seslendik ama biz bunu herhâlde nezaket içerisinde ve terbiyeli bir şekilde yapmış olmalıyız ki Sayın Başbakan bir türlü bizi duymamış ve dikkate almamıştır. Ancak dijital gençlik Taksim Meydanı’ndan “Hop, hemşehrim, haddini bil, çizmeyi aşma.” diye bağırmaya başlayınca bizi yıllardır duymayan sağır kulaklar birdenbire dikiliverdi. Yıllardır siyasetçiye, bürokrata, iş adamına, gazetecilere ve aydınlara ayar vermeye çalışan Başbakan birdenbire Twitter’li çocuk gördükleri tarafından azarlanıp ayar verilmeye başlayınca apışıp kalmıştır, Anadolu tabiriyle “şakülü kaymıştır”
Başbakan 31 Mayıstan bu yana bir türlü düzen tutturamamaktadır. Kâh hayali bir faiz lobisi uydurup onun arkasına sığınmakta, kâh eski dost ve müttefiklerinin komplolarından bahsetmektedir. Kimdir bunlar, Başbakan neden isim verememektedir, adres gösterememektedir? Başbakan söyleyemiyor bari ben söyleyeyim: Başbakan, dün kendisini iktidara taşıyan ulusal ve uluslar arası sermayeyi bugün düşman ilan etmektedir. Daha dün Soros'la Soros'un desteklediği Açık Toplum Enstitüsüyle, TESEV'le iş birliği yapan siz değil miydiniz? Küresel sermayenin uzantıları olan Haririlere, Oferlere özelleştirme adı altında kamunun işletmelerini peşkeş çeken siz değil miydiniz? ABD'deki Yahudi kuruluşlarından üstün cesaret madalyası alan siz değil miydiniz? Türk ve Müslüman düşmanı Papa’nın heykeli altında Avrupa Birliği Müzakere Anlaşması’na imza atan, “Müzakere tarihi aldık.” diye gündüz vakti havai fişek patlatan siz ve sizin belediye başkanlarınız değil miydi? “Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eş Başkanıyım.” diye böbürlenen siz değil miydiniz? İş adamlarını baskı altına alarak sermayenin ve medya kuruluşlarının el değiştirmesine ve kontrolünüz altındaki medya kuruluşlarında liboş kötü adamlara propaganda yaptıran siz değil miydiniz? Bugün, ne oldu da bu çevreleri komplocu ve düşman ilan ettiniz? Dün, iktidarınızla ulusal ve uluslararası meşruiyet sağlayan bu mavi kuvvetlerin rengi neden kırmızıya döndü? Eski dostlarınızla şimdi neden düşman olduğunuzu yüce Türk milletine açık açık söyleyin. “İktidar beni sarhoş etti, güç zehirlenmesi oldum, otoriterlik sevdasına tutuldum.” deyin. Çekinmeyin, “Etrafımdaki şakşakçıların gürültüsünden milletimi duyamaz oldum, sağırlaştım.” deyin. “Gözüme kibir perdesi indi, milletimin gerçek hâlini göremez oldum, milletime karşı körleştim.” deyin. “Bana iktidar nasip eden Yaradan’a ve Türk milletine karşı küstahlaştım.” deyin. Milleti bölecek ve parçalayacak etnik ve mezhepsel fitneyi terk etmek gerekir. Doğuya gidince “millet”, Ankara’da miting meydana inince “Türk milleti” demekten; eski dostlarının şerrinden kaçarken üç hilalli bayrağın gölgesine sığınmaktan, münafıkça davranışlar sergilemekten vazgeçin.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Ayıp, ayıp!
Sayın Başkan, böyle konuşma olmaz hakaret ediyor Sayın Başkan.
HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Devamla)Çünkü, bunları artık bu millet, özellikle dijital gençlik yemiyor.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
46 konuşma daha · 26 Haziran 2013