Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
İzmir Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 11. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Ekim 2019 · 599 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Kalyoncu (MHP), 30 Ekim 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 599 kelime.
Hasan Kalyoncu (MHP, İzmir). “Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim tutanağı, 30 Ekim 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-kalyoncu-27-2019-10-30-su-urunleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-munase (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=81251
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MHP GRUBU ADINA HASAN KALYONCU (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum.
Sözlerime başlamadan önce, Gazi Meclisimizin eseri, ilelebet payidar kalacak olan Türkiye Cumhuriyeti’nin 96’ncı yılını ve Cumhuriyet Bayramı’mızı kutluyorum.
Başta Ulu Önder’imiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere kurtuluş ve kuruluş mücadelesinde kan ve ter akıtan kahramanların hepsini rahmet ve minnetle anıyorum.
Ülkemizin Suriye ve Irak sınırlarının gerisinde tutunmaya çalışan terör yapılarını yıkmak üzere gerçekleştirdiği Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı, Pençe 1 ve Pençe 2 operasyonları ile özellikle Barış Pınarı Harekâtı’nda birçok başarı kazanan ordumuza teşekkürlerimi sunuyor ve terörle mücadeleyi işgal olarak niteleyen tüm tarafları şiddetle kınıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) Bölgenin huzur ve istikrar bulması için gerçekleştirilen bu kahramanca harekâtların Kürtlere karşı yapıldığı iftirasını teröriste sahip çıkma veya en hafifinden terör örgütlerine yaranma gayreti olarak görüyorum ve lanetliyorum.
Bu hayati dönemde görev alan kahraman askerlerimizin alınlarından öpüyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum. Ayrıca terörist saldırılarla evinde, sokağında, okulunda günlük hayatını sürdürürken hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet ve yaralılarımıza sağlık niyaz ediyorum.
Bu kutlu çatının altında Türkiye Cumhuriyeti’nin yüceltilmesine hizmet eden her çabamız eminim onların ruhunu şad edecektir. Bu şuurla görev yaptığından şüphe duymadığım milletvekillerini, Genel Kurulu ve aziz Türk milletini saygıyla selamlarım.
Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi 1915 tehcir olaylarını kendilerince soykırım sayan bir karar almıştır. Anlaşıldığı kadarıyla, ABD Kongresinde Ermeni lobisi ile Türkiye düşmanları iş birliği içinde, yangından mal kaçırır gibi, kendi yerleşik usullerinin dışında hızlandırılmış bir karar almışlardır. Kahramanlıklarını alkışladığımız ordumuzun eliyle Türkiye Cumhuriyeti’nin elde ettiği başarının sesi okyanus ötesinden gelmiştir. Suriye’de ABD beslemelerinin yaşadığı hezimet, bir dediği bir dediğini tutmayan Başkanlarında olduğu gibi Amerikan Kongresinde de kuyruk acısına yol açmış görünüyor. Acele etmelerinin sebebi, Türklerin en büyük bayramı olan 29 Ekim gününe denk getirilmesi de tesadüf değildir. Alınan karar bizim için yok hükmündedir. Tekerleme hâline gelen “stratejik ortaklık” meşhur bir yalan hâline dönerken hâlâ himaye edilen Pensilvanya’da yerleşik teröristbaşı aklımızdan çıkmıyor. Üstelik ürettikleri yeni teröristleri Türkiye Cumhuriyeti’ne muhatap etmeye de uğraşıyorlar. ABD Temsilciler Meclisinin kararına konu edilen 1915 olayları, Birinci Dünya Savaşı sırasında düşmanla iş birliği yapan Hınçak, Taşnak terör örgütlerinin Türklere karşı uyguladıkları katliam ve ordumuzu arkadan vuran ihanetine karşı alınan bir tedbirler dizisidir. Bu terör örgütlerinin Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde gerçekleştirdiği kıyımlar, Talat Paşa’dan başlayarak diplomatlarımıza karşı yaptıkları terörist saldırılar, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’ı işgali ve Hocalı’da uyguladıkları soykırım hakkında bir kelam eden de çıkmıyor.
Kıymetli milletvekilleri, uzun zamandır gündemde yer alan ve bundan sonra sürekli üzerinde konuşacağımız konuların başında küresel ısınma ve iklim değişikliği sorunu gelmektedir. Bu konuda Türkiye, uluslararası anlaşmalar ve diğer önleyici tedbirler konusunda üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirme gayretindedir. Dünya karbon salımında payı yüzde 1 düzeyinde olan Türkiye’nin iklim değişikliği konusunda tek başına önlem alması yetersizdir. Fakat karbon salımından dolayı oluşan küresel ısınma ve iklim değişikliklerinden ülkemizin etkilenmesi de kaçınılmazdır. Ancak bizim de ülke olarak iklim değişikliğinin oluşturacağı etkilere karşı tedbirler almamız ve bunu titizlikle uygulamamız gerekmektedir. Meydana gelecek sağanak yağışlara göre şehirlerin altyapı planlamalarının, tarım alanlarında drenaj sistemlerinin ve yağmur suyu depone alanları oluşturma çabalarının acilen devreye sokulması gerekmektedir.
Yeryüzüne düşen yağışlar tarım alanlarında oldukça büyük hasarlara sebebiyet vermektedir. Bu sebeple, seracılık ve altyapıda yağış rejimindeki değişimlere göre tarım alanlarının uygulanması ve planlanması gerekmektedir. Ayrıca, su taşıma sistemlerinde açık kanalların tamamen terk edilmesi ve kapalı kanal uygulamasına da geçilmesi gerekmektedir. Bu sayede buharlaşmadan kaynaklı kayıpların büyük bir çoğunlukla önüne geçilebilmesi mümkündür.
İklim değişikliğinden olumsuz etkilenecek alanların başında su ve su ürünleri gelmektedir. Üzerine konuşmakta olduğumuz Su Ürünleri Kanunu en son kırk sekiz yıl önce yapılan düzenlemelerle 1971’den beri yürürlüktedir. Geçen süre içerisinde su ürünleri avcılığı, yetiştiriciliği, sularda kirlilik düzeyleri ve kirleticilerde çok büyük değişimler yaşanmıştır.
(Uğultular)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
44 konuşma daha · 30 Ekim 2019