Adana milletvekili seyfettin yılmaz ve 21 milletvekilinin; uygulamalarında siyasi nüfuzunu kullanarak gazi yerleşkesini, orman genel müdürlüğü arazisini ve istanbul orman bölge müdürlüğündeki hafriyat alanlarını devrederek kamuyu zarara uğrattığı ve görevini kötüye kullandığı iddiasıyla orman ve su işleri bakanı veysel eroğlu hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin ön görüşmeleri
Manisa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 24. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Kasım 2012 · 1.526 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Ören (CHP), 14 Kasım 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ADANA MİLLETVEKİLİ SEYFETTİN YILMAZ VE 21 MİLLETVEKİLİNİN; UYGULAMALARINDA SİYASİ NÜFUZUNU KULLANARAK GAZİ YERLEŞKESİNİ, ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ARAZİSİNİ VE İSTANBUL ORMAN BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNDEKİ HAFRİYAT ALANLARINI DEVREDEREK KAMUYU ZARARA UĞRATTIĞI VE GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANDIĞI İDDİASIYLA ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU HAKKINDA GENSORU AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGENİN ÖN GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.526 kelime.
Hasan Ören (CHP, Manisa). “Adana milletvekili seyfettin yılmaz ve 21 milletvekilinin; uygulamalarında siyasi nüfuzunu kullanarak gazi yerleşkesini, orman genel müdürlüğü arazisini ve istanbul orman bölge müdürlüğündeki hafriyat alanlarını devrederek kamuyu zarara uğrattığı ve görevini kötüye kullandığı iddiasıyla orman ve su işleri bakanı veysel eroğlu hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin ön görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 14 Kasım 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-oren-24-2012-11-14-adana-milletvekili-seyfettin-yilmaz-ve-21-milletvekilinin-uygulamalar (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=6863
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA HASAN ÖREN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz ve 21 Milletvekili tarafından, uygulamalarında siyasi nüfuzunu kullanarak Gazi Yerleşkesi’ni, Orman Genel Müdürlüğü arazisini ve İstanbul Orman Bölge Müdürlüğündeki hafriyat alanlarını devrederek kamuyu zarara uğrattığı ve görevini kötüye kullandığı iddiasıyla Orman Bakanı Veysel Eroğlu hakkında gensoru önergesi verilmiştir. Önergenin lehinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, Sayın Bakanımızın vukuatı bu kadar değil. Sayın Bakanımızın gerçekten bu gensoru önergesi verilmeden önce istifa etmesi gerekliydi. Biliyorsunuz, Manisa, 3 konu üzerinde anılır ve bilinir: Bir’incisi, lalenin ana vatanıdır “lale” dendiğinde Manisa akla gelir. 2’ncisi, Osmanlı döneminin şehrazatları, Manisa’da yetişmiştir, şehzadeler şehridir. 3’üncüsü ise önemlidir, Tarzan’ıyla anılır. Tarzan ise Spil Dağı’ndaki ormanlık alanda o fidanları diken; bugün kırk, elli, altmış yaşında olan ağaçları yeşerten kişidir. Hatta filmler de çekilmiş Tarzan’la ilgili; çok fazla yağmur yağan gecede, topraktan kökleri sökülen bir ağaca sırtını veren o ağacın köklerinin o topraktan ayrılmaması için sabahlara kadar ağaçlara sırtını veren bir isim olarak, bir simge olarak Manisa’nın simgesidir Tarzan.
Değerli arkadaşlarım, geçen haftalarda Manisa Spil Dağı’nda 50 hektarlık bir alanda yangın çıktı. Manisa Tarzanı’nın yetiştirdiği otuz, kırk, elli 40, 50 yaşlarındaki ağaçlar yandı. Gerçekten bizim Manisa milletvekilleri olarak yüreğimiz sızladı, ciğerimizden bir parça alındı.
Benim anlatacağım Çal Dağı ile Manisa arası 20 kilometredir kuş uçuşu. Ağlamaktan öteye götürdüğümüz… Sayın Manisa milletvekillerinin, AK PARTİ’nin milletvekillerinin, Spil Dağı’ndaki yanan ağaçlara ağlar iken, Çal Dağı’nda Sayın Bakan’ın emriyle yüz binlerce ağaç kesilir iken Çal Dağı’na dönüp hiçbir şey söylememeleri maalesef üzüntü yaratmıştır.
Şimdi, Çal Dağı nedir? Çal Dağı, bir nikel madenidir. Çal Dağı nerededir? Çal Dağı Turgutlu’ya 10 kilometre mesafede olan, eteklerinde köylerin bulunduğu, köylerin mesafesinin 3 kilometre olduğu alanda kurulu bir madendir. İzmir’e Turgutlu’nun uzaklığı 40 kilometre, Manisa’ya uzaklığı da 28 kilometredir. Çal Dağı’nda bir katliam yaşanmaktadır.
Şimdi, ben uydudan çekilmiş, Çal Dağı’yla ilgili bir fotoğrafı göstermek istiyorum. Çal Dağı dediğimiz yer şurası. Şu, 2011 yılında çekilmiş ve bugün “Cehennem Çukuru” diye adlandırdığımız bu çukur, 2 katına çıkmış vaziyette.
Şu gördüğünüz alanlarda yüz binlerce ağaç kesilmekte.
SADİR DURMAZ (Yozgat)Katliam yapılmış, katliam.
HASAN ÖREN (Devamla)Bunun hemen altında –bu da uydudan çekilmiş bir fotoğraf- Sayın Bakanım, köylerin bulunduğu yer, Gediz Nehri, Turgutlu. Bunun Turgutlu’dan yüksekliği, deniz seviyesinden yüksekliği 680 metre yani 45 derece eğimli bir arazi. Eğer siz buradaki yüz binlerce ağacı kesiyor iseniz, burada erozyon olmaması mümkün değildir, muhakkak erozyon olacaktır.
Şimdi, şurada kesimler başladı. Bu Çal Dağı’nda, şirketin söylediğine göre 160 bin, Bakanlığın söylediğine göre ise 150 bin ağaç kesilecektir. Bu ağaç kesimiyle ilgili, sayın milletvekillerimize o kadar söylememize rağmen, Manisa Milletvekilleri, sanki burası yasaklı bölgeymiş gibi buraya gitmekten çekiniyor. Hatta içlerinde -ismini de söyleyeyim ki buraya gelsin, söz hakkı olsun- Sayın Muzaffer Yurttaş -3 kişi, 5 kişi dışarıda kaldığımızda- diyor ki: “Sayın Vekilim, ben de karşıyım bu projeye. Turgutlu’nun topraklarında, Manisa Ovası’nda altın var iken nikele gerek mi var?” Altın nedir? Altın, Turgutlu Ovası’nda yetişen üzümdür yani 500 milyon TL’lik üzüm ihraç eden o ovayla ilgili. Ama buraya geldiğimizde, ne hikmetse, burada sayın vekiller fikirlerini değiştiriyorlar, bu madenin yanındaymış gibi bir tavır takınıyorlar.
MUSTAFA SERDAR SOYDAN (Çanakkale)Korku var, korku.
HASAN ÖREN (Devamla)Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu sadece otuz beş kırk yıllık 150 bin ağacın kesilmesidir. Burada bu ağaçlar kesilecek, ne yapacağız? Burada ağaçlar kesilecek, bu ağaçlar kesildikten sonra, biz bu ağaçların yerine madenin işletmesini kuracağız; peki kuralım. Yani maden, Türkiye’yle ilgili gerçekten Türkiye'nin sorunlarına ve Türkiye'nin bütçesine katkı koyacak ise madenle ilgili karşı çıkmamız mümkün müdür? Ama bunların hesaplarının yapılması gerekli. Bunların hesapları nedir? Getirisi götürüsüdür. Siz Gediz Ovası’ndan -yani Akhisar, Manisa, Salihli, Turgutlu, Alaşehir borsalarında tescil edilmiş ürünü söylüyorum- yılda 4,2 milyar liralık ürün kaldırıyor iseniz… Bunlar sadece borsada tescil edilenler; borsanın dışında kirazıyla, eriğiyle, şeftalisiyle, meyvesiyle, halde satılanla -bir bu kadar daha yılda ürün kaldırdığınız- koruma altına alınmış, dünyaca ünlü bu topraklarda, nasıl bir maden çıkarsa çıksın milyonlarca yılda oluşan bu topraklarda hiçbir şey yapamazsınız, deyip -dünya örgütünün, Ramsar’ın sözleşmesine imza atmış bir Türkiye- on beş yıl sonunda 3 milyar dolar getirisi olan bir madene izin veriyorsunuz. Bu izni neye göre veriyorsunuz? Eğer bu kadar topraklar verimli ise, bu topraklar üzerinde bu kadar getirisi var ise, Manisa’da tarımla ilgili… Manisa tarım kentidir. İhracatta ve Türkiye içerisinde tarımla ilgili en üst düzeyde üretim yapan bir bölgede yaşıyoruz. Bu toprakları niye feda ediyorsunuz? On beş yıl sonunda 60 milyar dolarlık bir getiri, on beş yıl sonunda 3 milyar dolarlık bir ciro; 3 milyar dolar şirket ciro yapacak, bu cironun ancak 160 milyon doları Türkiye’de kalacak. Peki, burada bir kuşku, burada bir akıl tutulması mı var Sayın Bakanım? Burada, 45 derece eğimli arazide, on beş yıl içerisinde 18 milyon ton sülfürik asit kullanılacak.
Bir daha tekrarlıyorum arkadaşlar: Birinci sınıf topraklar -Türkiye’deki toprakları kalibreye vurduğumuzda- yüzde 8. Yani Türkiye kendi kendini besleyen, kendi kendini beslediğinden dolayı -ilkokulda bize öğretilen- o verimli topraklarımız yüzde 8, bunun da en az yüzde 4’ü Manisa Gediz Havzası’nda. Siz şimdi, bu Gediz Havzası’ndan on beş yıl içerisinde 50-60 milyar ürün kaldıracaksınız, diğer tarafta, on beş yıl içerisinde 18 milyon ton sülfürik asit 45 derece eğimli bu arazide cevher çıkarmak için kullanılacak ve siz bu ovanın riskini düşünmeden bu ruhsatı vereceksiniz.
Değerli arkadaşlarım, tabii ki… Bu ruhsat niye verildi? Önemli olan burası.
MUHARREM İNCE (Yalova)Bir de kime verildi?
HASAN ÖREN (Devamla)Bu tercih, acaba, Sayın Bakanın kendi tercihi midir? Bu tercihte dışarının bir baskısı var mıdır? Bu baskılara dayanamadığından bu ruhsatı mı vermiştir? Kendisinden önceki Orman Bakanı niye vermemiştir? Bunların hepsini araştırmadan, belgelemeden bunları konuşmayı da doğru bulmuyorum.
Mesela, Turgutlu Belediye Başkanı 2 dönemdir başkanlık yapan AK PARTİ’li bir arkadaşımız.
SADİR DURMAZ (Yozgat)Bakanın arabasını sattıran adam mı?
MUSTAFA SERDAR SOYDAN (Çanakkale)Sabıkası var.
HASAN ÖREN (Devamla)Evet, sabıkası çok olan. Burada da sabıkası var.
Şimdi, bakınız, bununla ilgili sivil toplum örgütleri, MHP’si, CHP’si, BDP’si, bütün sivil toplum örgütleriyle Turgutlu’da, bu Çal Dağı’nda, bu arazilerin yok olma tehlikesine karşı bir birliktelik var. Bununla ilgili, Belediye Başkanını sıkıştırıyoruz, diyoruz ki: “Sen izin vermediğin süre içerisinde burada bu işlerin olması mümkün değil.” Belediye Başkanı da sıkışınca kameraların karşısında döktürmeye başladı. Ticaret Odasında onlarca, yüzlerce insanın ve kameraların olduğu yerde, Sayın Bakanımızla ilgili –aynen tutanaktan okuyorum, Bakanımıza da bunları verdim- AKP Turgutlu Belediye Başkanının 2009 yılı Mayıs ayında, Ticaret ve Sanayi Odası Meclis toplantısında, kameraların karşısında yaptığı ve tutanakla kayıt altına alınan konuşmasında söyledikleri, ormanlarımızın katledilmesine kimlerin karar verdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Belediye Başkanı diyor ki, tutanaklardan okuyorum: “Ben önceden beri maden konusunda Hükûmetin aldığı kararın yanında olmak mecburiyetinde olduğumu arkadaşlarımızın hepsine söyledim. Çünkü bu konuda sorumluluk tarafı olan ve muhatabı olan Çevre ve Orman Bakanı, Sayın Profesör Doktor Veysel Eroğlu benim inandığım, güvendiğim dürüst bir devlet adamı ve hükûmet adamı. Bu mücadele konusunda kendisinden randevu aldım, kendisiyle görüştüm ve bu konuda da bizimle görüştü. Bu konudaki tereddütlerimizi, sıkıntılarımızı kendisine zaman içerisinde anlattık. Çok açık ve net söylüyorum, Hükûmetimiz ve Bakanlık ilgili firmaya karşı bir sindirme politikası yapmıştır, yani bunları bezdirerek, bıraktırarak bu işten vazgeçirme konusunda bir politika yaptı.” Yani Bakanlık buradaki işletmenin araziye zarar vereceğini biliyor, zarar vereceğini bildiğinden dolayı da şirkete baskı yapıyor.
İkinci bölümde devam ediyor, konuşmalarının devamında “Sayın Bakan beni çağırdı...” Ben bu anlatılanları Sayın Bakanın ağzıyla anlatıyorum, “Başkan dedi ki: ‘Biz sıkıştık, maalesef kendi kazdığımız kuyuya kendimiz düştük. Hem şirket hem İngiliz Büyükelçiliği hem de İngiltere Hükûmeti tarafından sıkıştırılmaya başlandık, maalesef kazdığımız kuyuya kendimiz düştük, ruhsatı vermek durumundayız.’” (CHP sıralarından alkışlar)
OKTAY VURAL (İzmir)Vaay! Ne duruyorsunuz Sayın Bakanım o koltukta ya!
ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar)Hiç alakası yok.
HASAN ÖREN (Devamla)Sayın Bakanım, bununla da kalmamışım, bir belediye başkanının sözüne inanıp da Sayın Bakanı suçlamak olur mu? O zaman ne yapmak lazım? Soru önergesiyle sormak lazım. Soru önergesini 2011’in sonunda yazmışım, demişim ki: “Bir belediye başkanınız böyle böyle söylüyor. Bunun karşısında sizin tutumunuz, davranışınız nedir? Siz Veysel Eroğlu değilsiniz, siz bir bakansınız, Mustafa Kemal’in kurduğu Meclisin bakanlarından birisiniz.” Bana önergenin cevabı: “Ben böyle bir şey söylemedim.” Doğrudur, Bakana inanmak zorundayım ama benim şehir meclisi üyelerim var Turgutlu’da. Bu, Bakanın yazısını Belediye Başkanına sunduğumuzda Belediye Başkanının yine kameraların karşısında söylediği: “Bakanın söylediği Bakanı bağlar, benim söylediğim beni bağlar. Ben ne söylediysem doğru.” diyor. Tekrar dönüyorum, Sayın Bakana diyorum ki soru önergesinde, -Kayıtlara bakınız- “Sizin ‘Ben söylemedim.’ dediğiniz, ‘İngiliz Hükûmetinin emriyle bu ruhsatı vermediğini söylemedim.’ dediğiniz Belediye Başkanı ısrar ediyor söylediğinde. ‘Sizin bu konuda doğru söylemediğinizi söylüyor.’ dediğimde, yine cevap veriyor Başkan: ‘Ben kendisini aradım, böyle bir şey söylemediğini söyledi.”
Değerli arkadaşlar, şimdi böyle bir gayriciddi soru önergesi cevabı olur mu? Ben sizin bunu söylediğinize inanıyorum. “Niye?” der iseniz inandığımın da altyapısının olması gerekli. Sizden önce Sayın Bakan Osman Pepe değil miydi? Bu Osman Pepe döneminden beri buradaki İngiliz Büyükelçisi, Türkiye İngiliz Büyükelçisi David Logan bu konuda Osman Pepe’ye de, daha üst noktalarda da herkese baskı yaparak Osman Pepe’den bu ruhsatı istediler. Niye vermedi Osman Pepe? Çıktı, NTV’de yayında ne söyledi? “Ben Çal Dağı’na gittim. Çal Dağı’nda bu ruhsatı vermek bir caniliktir. Çal Dağı’nda bu ruhsatı verdiğinizde Türkiye'nin 1’inci sınıf topraklarını yok edersiniz. Onun için, benim bileğimi bükemediler, başkasının bileğini büktü.” dediler. NTV’de hâlâ kasedi duruyor, CD’si duruyor.
OKTAY VURAL (İzmir)Pepe de onun için mi görevden alındı?
HASAN ÖREN (Devamla)Yani Osman Pepe’nin bileğini bükemediler Sayın Bakanım; sizin mi bileğinizi büktüler? Bununla ilgili verdiğiniz cevapların…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 14 Kasım 2012