Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Antalya Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 22. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Kasım 2018 · 437 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Subaşı (İYİ Parti), 27 Kasım 2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 437 kelime.
Hasan Subaşı (İYİ Parti, Antalya). “Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 27 Kasım 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-subasi-27-2018-11-27-cevre-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tekl (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=73358
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)HASAN SUBAŞI (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
15 sayılı Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesindeki öneri için söz almış bulunuyorum.
Ben Antalya’dan bir nebze bahsetmek istiyorum. 1990’lı yılların başına kadar Antalya’nın hiçbir altyapısı yoktu, kanalizasyonu da dâhil. Foseptik çukurlarıyla ancak altyapı hizmeti verilmeye çalışılırdı. Fay çatlaklarında onların kaybolmasından yıllarca biz yararlandık, hiç kanalizasyon ihtiyacı olmamıştı.
1990’lı yılların başında nüfus kalabalıklaştıkça, turizm arttıkça, Antalya’nın nüfusu 200 bin, 400 bin, katlanarak yükselmeye başladığında ciddi sorunla karşılaştık; su kaynaklarımız ve deniz kirlenmeye başlamıştı.
Başvurduk kamu kurumlarına, özel kurumlara kredi için, proje için; hiçbir destek bulamamıştık. Antalyalı da bizden henüz böyle bir şeyi talep etmiyordu, henüz sorun çok önümüze gelmemişti. Fakat, o hızla gelişme sürmesi hâlinde de bütün denizimizi, içme sularımızı kaybetme riskimiz vardı.
Ben imkânlarımız olmamasına rağmen yine de projeyi başlatmıştım, kanalizasyon projesini ve Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası gibi dünyadaki kurumların kapısını çalmaya başlamıştım. Kendi ülkemizde bulamadığım desteği inanılmaz biçimde hem Avrupa Yatırım Bankasından hem de Dünya Bankasından görünce çok şaşırmıştım. Âdeta beni hevesimden vazgeçirmemek adına, böyle büyük bir yatırıma girmem, bu riski göze almam adına o kadar gayret gösterdiler ki -kredi verme konusunda da çok heveslilerdi- ben de şaşırmıştım, bir gün sordum “Ben bu kadar destek göremezken, teşvik göremezken sizin bu desteğiniz ve çabanız nedir?” diye, bana söyledikleri şu olmuştu: “Sayın Başkan, bu sahiller, bu deniz, bu güzellik, doğa harikası Antalya sadece sizin değil, hepimizin, bu bir dünya malıdır, insanlığındır.” demişlerdi. Çok etkilenmiştim ve de kısmet oldu, böyle bir projeyi başlatmış olduk ve bugün Antalya’nın kanalizasyonu var, içme sularımız temiz, çevremiz temiz ve sahillerimiz de kirlenmedi, yüzlerce kilometre sahilde turizm de yapıyoruz fakat en büyük tehdit ve tehlike, geçen gün bahsettiğim gibi, ÇED’deki duyarsızlık. Çevredeki duyarsızlık nedeniyle ticarete kurban giden sedir ormanlarımız taş ocaklarının büyük işgali altında ve ormanlarımızı kaybediyoruz. Şimdi de sahildeki doğal sit alanlarımızın, koruma alanlarımızın değişmeye başladığını ve planların değişmeye başladığını görüyoruz. Bunlardan bir örnek vermek gerekirse, Kemer Tekirova’da bir koy vardır, Kleopatra Koyu; geçtiğimiz aylarda bütün Kemer ayaklandı, Antalya ayaklandı, sivil toplum örgütleri büyük mücadeleler verdi ama birden bire millî parktan çıkarıldı o güzelim koy ve bir özel sektör firmaya yirmi dokuz yıllık verildi, tahsis edildi. Toplumun hiçbir baskısı, protestosu fayda etmedi ve davalar açıldı hem barodan hem meslek odalarından ama kâr getirir mi veya sonuç alınır mı, bilmiyorum. Oysa biz -Türkiye’de çok geç başladı çevre duyarlılığı- tabiat koruma kurulları sayesinde Kaleiçi’ni, Yat Limanı’nı onarmaya başlamıştık. O zaman, 1983 yılında karşımıza çıkan tablo bizi etkilemişti, Antalya’yı etkilemişti ve gelen turistler de bizim yeni binalarımıza değil, Kaleiçi’ndeki, Yat Limanı’ndaki o eski binalarımıza geliyordu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HASAN SUBAŞI (Devamla)Sayın Başkanım…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
89 konuşma daha · 27 Kasım 2018