Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Antalya Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 4. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Ekim 2019 · 697 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Subaşı (İYİ Parti), 9 Ekim 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 697 kelime.
Hasan Subaşı (İYİ Parti, Antalya). “Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim tutanağı, 9 Ekim 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-subasi-27-2019-10-09-ceza-muhakemesi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=80561
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)İYİ PARTİ GRUBU ADINA HASAN SUBAŞI (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce, harekâta katılan askerlerimize başarı diliyorum ve sağ salim dönmeleri duasıyla buradan dileklerimizi iletiyorum.
Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında partim adına söz almış bulunuyorum.
Değerli milletvekilleri, İYİ PARTİ Genel Başkan Yardımcısı Lütfü Türkkan ve diğer konuşmacılar, hatipler, bugün yargının içinde bulunduğu durumu çok güzel ifade ettiler. Ben ayrıca o konulara girmek istemiyorum çünkü hatırlatmak istiyorum, 26/12/2018 tarihinde Sayın Bakan bir yargı reformu ihtiyacından söz etmişti bir yemek davetinde bir sunum yapmıştı ve şu sözleri söyledi, şöyle başlamıştı: “Büyük bir ihtiyaç var yargı reformuna çünkü özgürlükler kapsamında, insan hakları kapsamında sorunlarımız var, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda sorunlarımız var ve de yargının güvenirlilik sorunu var. Ayrıca İnsan Hakları Mahkemesine uyum sorunlarımız var.” Ben de “Yargı reformunu bunun için mi yapıyoruz Sayın Bakan? Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, hak ve özgürlükler konusunda Anayasa’mızda yeterli güvence varken bu yargı reformu nasıl olabilir?” demiştim ilk söz olarak. Geçen gün de Adalet Komisyonunda, eğer gerçekten bir yargı reformu yapılması düşünülüyorsa bunun Anayasa’dan başlaması gerektiğini hatırlatmıştım.
Yalnız Sayın Bakanın ve 30 Mayıs 2019 tarihinde Cumhurbaşkanının Külliye’deki ifadeleri yargıdaki sorunların bir itirafıdır. Yani yargı hem bağımsızlık ve tarafsızlık itibarıyla hem yıpranmışlığı itibarıyla hem de hak ve özgürlükler, düşünce ve fikir açıklama konusunda ciddi zaaflar olduğunun bir itirafıdır. Ama bunu çözmek, bu benim “torba yasa” diye nitelediğim bu 15 kanunda yapılan değişiklikle bunu çözmek mümkün değildir. Biz -tekrar etmek istiyorum- sorunları doğru tespit, teşhis edersek sorunları çözebiliriz ama şu tartışmalara baktığımız zaman bu tartışmaların sürüp gideceğini hepimiz biliyoruz çünkü sorunun etrafında dolaşıyoruz. Eğer hak ve özgürlükler konusunda siz bunu geliştirmek istiyorsanız, hak ve özgürlükleri güvenceye alan anayasalardır. Anayasalar -yapma gayesi- bireyin hak ve özgürlüklerini güvenceye alan mutabakatla yapılmış metinlerdir. Bizim anayasalarımız, itiraf etmek gerekirse, onlar da sorunlu yapılmıştır. Neden sorunlu yapılmıştır? Bireyin hak ve özgürlüklerini güvenceye alan anayasalarla aynı paralelde devleti de güçlendirmek öncelikle düşünülmüştür, devlet tahkim edilmiştir.
1921 Anayasası’na bakalım; 23 maddeden ibarettir, en başarılı anayasadır, Kurtuluş Savaşı ve büyük mücadeleler verilmiştir ve çok kısa, basit bir anayasadır. Ama bizim sorunları teşhiste ve çözümlerde birçok eksiğimiz olduğu gibi anayasa yapımında da ciddi sorunlarımız ve zihniyet farklılıklarımız var. Hukuk devletlerinde bu Sayın Bakanın söz ettiği “Reform yapma mecburiyetimiz var.” dediği hususları güvenceye alan metinler anayasa metinleridir.
Şimdi, gerekçeye bakıyorum. Bu “yargı reformu” denen yasa taslağının gerekçesinde hemen ilk başta “hak ve özgürlüklerin korunması, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının geliştirilmesi, yargıya güvenin artırılması, adil yargılama…” İlk başta geçen “hak ve özgürlüklerin korunması” nerede yer alabilir? Bütün hukuk devletlerinde anayasada yer alır. Anayasada bunlar güvenceye alınmışsa “Bu torba yasada ben bunu güvenceye alırım.” diyemezsiniz, komik olursunuz, ayıp da teşkil eder çünkü bu hususlar hem Anayasa’da hem de bizim kanunlarımızda yeterince yazılmıştır.
Anayasa’mız yeterli mi, tartışılır. Peki, nedir sorunumuz bizim? Bu torba yasaya baktığımız zaman ben bağımsızlık ve tarafsızlıkla, insan haklarının geliştirilmesiyle ilgili hiçbir şey görmüyorum. Ancak 13’üncü maddeye bakıyoruz, şunu görüyorum: Çok sorunlu bir madde 13’üncü madde. Terörle Mücadele Yasası’nın 7’nci maddesi sorunlu. Buna şu eklenmiş: “Haber ve sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” Bu, Ceza Kanunu 301 ve 218’de zaten güvenceye alınmış, Anayasa 25’inci maddede zaten bu özgürlük kapsamı güvenceye alınmış, ayrıca İnsan Hakları Mahkemesi 10’uncu madde de aynı hususu teminat altına alır ve bizim Anayasa’mızın 90’ıncı maddesi de bunu üst hukuk maddesi olarak kabul eder, üst hukuk normu olarak kabul eder. O zaman biz bunu niye yazıyoruz? Ama sorun var maddede, o sorun terör tanımı yeterince iyi tarif edilmediğinden kaynaklanıyor. İkincisi, yürütmenin yasama ve yargıya müdahalesinden kaynaklanıyor. Düşünebiliyor musunuz, basın mensupları tutukluyken Cumhurbaşkanımız “Bunlar terörist.” diyebiliyor. O yargıçlar, Cumhurbaşkanı “Bunlar terörist.” derken, dünyaya böyle ilan ederken nasıl “Bunlar terörist değil.” deyip bu maddeyi uygulayabilir? Demek istediğim, bizim sorunların çözümünü bulabilmemiz için doğru teşhis edip bu yasama organını çalıştırmamız lazım. Başta bir sivil anayasayla hareket etmemiz lazım. Anayasalar insan haklarını güvenceye alır, insan haklarını, kişi hak ve özgürlüklerini güvenceye alabilmek için yargı bağımsızlığını, tarafsızlığını ve yargıç teminatını da güvenceye alır. Eğer yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını, yargıç güvencelerini anayasa yeterince güvenceye almazsa yine hak ve özgürlüklerden bahsetmek söz konusu olmaz ama yürütme buna müdahale ediyorsa, nasıl ki yasama işlevini kaybetmeye başlamışsa yargı da yıpranmaya başlamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 9 Ekim 2019