Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Antalya Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 67. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Mart 2020 · 374 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Subaşı (İYİ Parti), 11 Mart 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 374 kelime.
Hasan Subaşı (İYİ Parti, Antalya). “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 11 Mart 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-subasi-27-2020-03-11-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-munasebetiyl (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=86469
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)HASAN SUBAŞI (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. 196 sıra sayılı 21 kanununda değişiklik öngören torba yasanın 2’nci maddesi üzerine söz aldım.
Şunu ifade etmek istiyorum: Her torba yasada görülen Anayasa’ya aykırılıklar, hukuka aykırılıklar birçok hatip tarafından dile getirildi. O konulara girmiyorum ama şunu vurgulamak istiyorum: Giderek otoriterleşen yönetim, rejim her torba yasada irili ufaklı birçok yetkiyi merkezîleştirdiği gibi özgürlük alanlarında, toplumun yaşam alanına müdahalelerde de mutlaka kısıtlamaları görüyoruz ki bu, yetkilerin giderek merkezîleşmesi otoriterleşen rejimlerin bir üslubudur ve özgürlük alanlarının daraltılması, yaşama müdahale ve yaşamın kontrol altına alınmak istenmesi de onların genel düşünceleridir çünkü kaygıları vardır, çok seslilikten kaygı duyarlar, muhalefetten kaygılıdırlar, eylemlerden, sivil toplumun eylemlerinden kaygılıdırlar.
Benim söz aldığım 2’nci maddede, afet bölgelerinde -görüyoruz- enerji giderlerinin, elektrik ve doğal gaz giderlerinin bir yıla kadar ertelenmesinin ve şirketlerin gecikmeden doğan kayıplarının karşılanmasının karara bağlanması yetkisi yine Cumhurbaşkanı verilmiştir ki her torba yasada bunu görüyoruz. İrili ufaklı bütün yetkilerin merkezde ve Cumhurbaşkanlığında toplanma iradesini yine bu torba yasa teklifinde görüyoruz.
Yine, bu yasanın 22, 23 ve 24’üncü maddelerinde, dernekler vasıtasıyla toplumun örgütlenme hakkına ciddi bir müdahaleyi yine görüyoruz. Bunlardan şunu anlıyoruz: Bizler ne kadar kaygılıysak, muhalefet ne kadar kaygılıysa rejim de eleştirilerden, muhalefetten ve eylemden o kadar kaygı duymaktadır.
Hükûmet, ilk şoku Gezi eylemleriyle yaşamıştır. Gezi olaylarında gençlik cesaretle “Biz, yaşam hakkımıza müdahale istemiyoruz, çevreye müdahale istemiyoruz, yaşam alanı olarak seçtiğimiz Taksim’de yeşile ve çevreye müdahale istemiyoruz.” gibi ciddi bir çıkış yapmıştı ve Hükûmet ilk şokunu yaşadı. Bu eylemleri bastırabilmek için de şiddet kullandı, provoke etti ve nihayet Cumhurbaşkanının “Bu, bir terördür.” tanımına göre pozisyon almak suretiyle yargı ve savcılar yıllarca eziyet ettiler, tutuklananlar oldu fakat gelin görün ki İnsan Hakları Mahkemesinin ve davaya bakan ağır ceza mahkemesinin kararı sonucunda bunun terör olayı olmadığına ve beraat etmeleri gerektiğine karar verildi. Bu da bir şok yaşatmıştır ama bu şokun karşılığında da Cumhurbaşkanı, yeniden müdahalelerle, hiç değilse eldeki tek kişi Osman Kavala’ya ezasını, cefasını devam ettirmektedir çünkü o da beraat ettiği zaman yanılmış olacaktır, nazariyeleri çökmüş olacaktır, yine çok büyük bir yanılgının içinde dünyaya karşı bir mahcubiyeti olacaktır.
Rejim, 8 Martta kadınların sokağa çıkmasından ve şiddete karşı eylemde bulunmasından çok ciddi rahatsız olmuştur. Yine bu Hükûmetin aldığı pozisyon, ittifaka karşı…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HASAN SUBAŞI (Devamla)İzin verirseniz toparlayacağım.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
94 konuşma daha · 11 Mart 2020