Gaziantep milletvekili fatma şahin ve 9 milletvekilinin; gaziantep'e istiklal madalyası verilmesi hakkında kanun teklifi (s.s.:102)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 60. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Şubat 2008 · 373 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 7 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ FATMA ŞAHİN VE 9 MİLLETVEKİLİNİN; GAZİANTEP'E İSTİKLAL MADALYASI VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.:102)); konuşma 373 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Gaziantep milletvekili fatma şahin ve 9 milletvekilinin; gaziantep'e istiklal madalyası verilmesi hakkında kanun teklifi (s.s.:102)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 7 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-02-07-gaziantep-milletvekili-fatma-sahin-ve-9-milletvekilinin-gaziantep-e-i (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında Grubumuz adına, biz de yasa teklifine desteklerimizi sunmak ve bugün Gaziantep halkının yanında olmak için söz alma gereğini duydum. Plan ve Bütçe Komisyonundaydım…
Aslında, bu konuda çok şey söylemek gerekmiyor diye düşünüyorum. Eğer söylenmesi gereken bir söz varsa, yazılması gereken bir şey varsa, onu tarih yazmıştır, onu şairlerimiz destan hâline getirmiştir. Şairlerimiz, Antep’i, Antep’in yiğitliğini, kahramanlığını zaten dizelere dökmüştür.
Ne demiş Nazım Hikmet?
“Adana,
Antep,
Urfa,
Maraş:
düşmüş, dövüşüyordu…
Ateşi ve ihaneti gördük,
Ve kanlı bankerler pazarında
Memleketi Alamana satanlar,
Yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar
düştüler can kaygusuna
Ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından
karanlığa karışarak basıp gittiler.
Yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet,
en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat,
dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat,
iki kat soyulmamak için.
Ateşi ve ihaneti gördük,
Murat nehri, Canik dağları ve Fırat,
Yeşilırmak, Kızılırmak,
Gültepe, Tilbeşar ovası,
gördü uzun dişli İngiliz’i.
Ve Aksu’yla Köpsu,
Karagöl’le Söğüt gölü.”
Ve Nazım Hikmet, burada çok güzel bir tanımlamayla, aslında sevgili Antep milletvekilleri bunu ezbere okurlar, Karayılan Destanı’nı çok özünden vurur, der ki:
“Karayılan olmazdan önce,
Antep köylüklerinde ırgattı.
Belki rahatsızdı, belki rahattı,
Bunu düşünmeye vakit bırakmıyordular,
yaşıyordu bir tarla sıçanı gibi
ve korkaktı bir tarla sıçanı kadar.
Yiğitlik atla, silahla olur,
Onun atı, silahı, toprağı yoktu.
Boynu yine böyle çöp gibi ince
Ve böyle kocaman kafalıydı.
Karayılan Karayılan olmazdan önce.
Düşman Antep’e girince
Antepliler onu
Korkusunu saklayan
Bir fıstık ağacından
alıp indirdiler.
Altına bir at çekip
eline bir mavzer
verdiler.
Antep çetin yerdir.
Kırmızı kayalarda
Yeşil kertenkeleler.
Sıcak bulutlar dolaşır havada
ileri geri. “der.
Evet, Antep’le ilgili çok şey söylenir, ama Antep’in bir gerçekliği vardır. Aslında, cumhuriyetin kuruluşunda Türk’üyle, Kürt’üyle bütün kardeşlerin birlik olarak mücadelesini, şair çok güzel anlatır ve bu gerçekliği de dizelerinde şöyle dile getirir:
“Karayılan der ki harbe oturak,
Kilis yollarından kelle getirek,
Nerde düşman varsa orda bitirek,
Vurun Kürt uşağı namus günüdür.”
Der.
Evet, büyük ozan, dünyaca tanınmış, sürgünde yaşamını yitiren Nazım Hikmet bunu böyle der ve şöyle tamamlar:
“Ve biz de bunu böylece duyduk,
ve çetesinin başında yıllarca namı yürüyen,
Karayılan'ı,
ve Anteplileri,
ve Antep'i,
aynen duyup işittiğimiz gibi,
destanımızın birinci babına koyduk.”
Meclis de bunun gereğini yapmalıdır diyoruz ve bu tasarıya olumlu oy veriyoruz.
Saygılarımla hepinizi selamlıyorum. (DTP, AK Parti, CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 7 Şubat 2008