Askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.103)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 69. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Şubat 2008 · 1.200 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 26 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ASKERİ YASAK BÖLGELER VE GÜVENLİK BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.103)); konuşma 1.200 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.103)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 26 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-02-26-askeri-yasak-bolgeler-ve-guvenlik-bolgeleri-kanununda-degisiklik-yapil (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Mecliste, bu kürsüde konuştuğumuz zaman, her zaman Meclisin vakarına, egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğuna dikkat edip, burada grubu olan bir partinin mensuplarının huzurunda “Diyarbakır’da yürüyen sürüler.” gibi aşağılayıcı, hakaret teşkil edici kelimelerin kullanılmış olması nedeniyle… Sayın Başkan, tutanaktan çıkarılmasını ve Sayın Milletvekilinin de özür dilemesini istiyorum. Bu konuda birbirimize karşı saygıda kusur etmemek, bizi seçen halkımızın, binlerce seçmenin iradesine saygı demektir. Bu konuda, demokratik çoğulculuk gereği, isteyen ırkçılık da yapar, milliyetçilik de yapar, kafatasçılık da yapar, ama kimsenin bu yüce Mecliste birbirine hakaret etme hakkı yoktur. Öncelikle bunu vurgulamak istiyorum ve bunu bu kasıtla da söylemediğini Sayın Milletvekilinden dinlemek istiyorum gerçekten. Bunu da ifade etmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasayla ilgili deminki konuşmacının bazı kaygılarını ben de taşıdığım için söz istedim.
İlginçtir, belki uzmanlık alanı, geliş alanı odur, ama 21’inci yüzyılda yaşıyoruz. Teknik, elektronik, uydu öylesine gelişmiş ki, uydu yayınlarıyla yedi yaşında bir çocuk -bakın, çok açık ifade edeyim, yedi yaşında bir çocuk- istediği zaman bilgisayardan, bir program var -ismini şu an bilemiyorum, yabancı bir kelime; bilen, bu alanda bilgisi olan arkadaşlarım bilebilir- oradan istediği bir noktayı göstererek, o noktadan odanın içindeki masayı, masanın üstündeki kitabın ismini dahi okuyabiliyor. Şimdi, böyle bir teknoloji var. “Black berry” ler…
YILMAZ TANKUT (Adana)O kadar da değil!.
HASİP KAPLAN (Devamla)Aynen öyle. Yok, yok, ben gösterebilirim, gösterebilirim.
“Black berry” ler dağıtıldı, navigasyonu vardır. Navigasyonunu alın, yine, aynı şekilde uydu üzerinden bulunduğunuz noktayı koyabilirsiniz.
Şimdi, ben bunu niçin anlatma gereğini duydum? Yani, gerçekten, cumhuriyet kurulduğunda, 1920’lere gidelim, 12-14 milyon nüfusumuzun olduğu dönemlerde askerî birlikler, Türkiye’de başkent dâhil bütün illerimizde o dönemde şehir merkezlerinin dışında kalmakla beraber, zamanla şehirler geliştiği için, nüfus da 70 milyona çıktığı için şehir merkezlerinde kalmış birliklerimiz.
Şöyle düşünün: Şu an Meclisin içinde askerî bir birlik var, Çankaya’dayız. Meclisten Balgat’a kadar gidin. Sol tarafta Merkez Orduevi var, sol tarafta Kara Kuvvetleri var, Genelkurmay Başkanlığı var, bütün resmî binalar var. Yani, Kızılay Meydanı’ndan Balgat’a kadar kazara birisi, bu yasa çıkarsa, birisi bir fotoğraf çekerse suçlu duruma düşecek, askerî yasak bölgeyi ihlal etmiş olacak.
Bunu niçin söyledim? Ben de merak ettim doğrusu. 12 Eylül askerî darbesi sonrası, 18 Aralık 1981’de Millî Güvenlik Konseyinin çıkardığı bir yasa. Düşünün, 5 general darbe yapmış, Türkiye’de ordu, yönetimine el koymuş ve böyle bir yasa çıkarıyor. Bu yasayı, aradan tam tamına yirmi yedi yıl geçtikten sonra biz değiştirme gereğini duyuyoruz. Bunun hukuki gerekçesini merak ettim. Belki bir tartışma açılmıştır Millî Savunma Komisyonunda. Bakıyorum, Millî Savunma Komisyonu Raporu’nda hiçbir gerekçe yok. Deniliyor ki, gerekirse ve yasak bölge ilan edilir.
Bakın, yasaklananlar neler, bu da çağın gerisinde kalmış: Fotoğraf çekmek, film çekmek… Film kalmadı arkadaşlar, dijital makineler çıktı. Film mi kaldı? Film var mı, şu an fotoğraf makinesinde filmi olan var mı? Dijital makineler çıktı, film kalmadı. Filmler, casusluk filmlerinde kaldı. Filmler, soğuk harp, istihbarat ve casusluk filmlerinde kaldı, KGB’de kaldı, o zaman, FBI’da kaldı. Bunlar elli sene öncesine ait şeylerdi. Şimdi, şunu anlayabilirsiniz: Daha önce -ben Şırnak Milletvekiliyim- Irak’tan, Hakkâri’den Habur’a kadar, Şırnak-Hakkâri-Siirt bölgesinde, operasyonel bölgelerde yasak bölge ilanı yapıldı, tabela asıldı. O tabelada duyurular var. Deniliyor ki: Bu, bu özellikleri nedeniyle operasyon öncesi, 150 bin askerin olduğu bölgeye girilmesi yasaktır ve fotoğraf çekilmesi yasaktır. Şimdi, bunu, bu yasa tasarısını, Bakanlık buraya getiriyor, diyor ki: “Askerî güvenlik bölgesi olarak tespit edilen…” Sayıyorum: Kışla... Hangi şehri alırsanız, Diyarbakır’ı alın, Dağ Kapı’dan, orduevinden ta Seyran Bağları’na kadar sağ cenahınızın hepsi askerî bölgedir. Bakın, Çanakkale’yi alın, en merkezî yer öyledir. Tekirdağ’ı alın, en merkezî yer öyledir. Kırklareli’ni alın, yol boyunca, Lüleburgaz’a, bilmem nereye kadar askerî birliktir. İzmir’i alın, İzmir de öyledir.
Şimdi, gelişmiş, çağdaş, Avrupa Birliği ülkelerine bakıyoruz. Almanya’ya gidin, şehir merkezlerinde bir tek askerî birlik göremezsiniz, kışla göremezsiniz, askerî eğitim sahası göremezsiniz. Eskiden o ülkelerde de şehir merkezlerinde kalmıştı kışlalar, ordugâhlar, askerî tesisler ve bunlar zamanla şehrin dışına alındı. Hatta, onun mülkiyetini elinde bulunduran Millî Savunma Bakanlığı, katbekat değerlerle o mülklerini hazineye devredip onun karşılığında son derece modern binalar, tesisler kurdu.
Şimdi, biz 21’inci yüzyılda gerçekten bir yasa çıkaracaksak Meclisten, bunu çocuklarımıza nasıl anlatabiliriz? Çocuklarımız bilgisayarla, SMS, MMS’ler, bilmem ne mesajları, e-mail’ler, uydu üzeri, kanal üzerinden, görüntülü, anında Amerika’dan Avustralya’ya kadar görüşmeler yapılırken ve bu görüşmeler İnternet ortamında çok rahatlıkla yapılırken, burada, kazara nöbetçi kulübesinin önünden geçmiş bir turist bir fotoğraf çekmek isterse pat diye inzibat yakasından tutacak, üstelik getirip askerî mahkemede yargılayacağız. Bunun mantığını izah etmemiz gerekiyor. Bunun neden gerekli olduğunu 70 milyon insanımıza anlatmamız gerekiyor. Eğer gerekliyse, 70 milyon insana da bundan sonra “Aman dikkat ha, Çankaya’dan giderken Balgat’a kadar, sakın ha sağda solda fotoğraf çekme!” demeyi de söylemek gerekiyor. Yani insanlarımızı bilgilendirmek, uyandırmak gibi bir sorumluluğumuz da var. Ama burada, bu yasayı okuduğum zaman ben de şaşırıyorum. Örneğin Donanma Komutanlığının bir denizaltısı kıyıya yanaşmışsa onun fotoğrafını çekmek suç değil buna göre veya ne bileyim, bir askerî zırhlı aracın, arazide, bir yerde benzeri şekilde çekilmesi suç değil. Burada, sadece binanın, ordugâhların, yani subay, astsubay gazinolarının; tesislerin, yani tesisler derken eğitim alanlarının, sahalarının fotoğraflarının çekilmesi ve kullanılması yasak kapsamına alınıyor.
Burada, Millî Savunma Bakanlığının, Komisyonunun gerçekten bu kürsüden bizi ikna etmesi gerekiyor. Komisyonun değerli asker üyeleri de burada. Lütfen şunu bize ikna edin: Ya bir doğru var ya Hükûmet doğruyu yapsın, askerî birlikleri alsın, son modern, bir yerlerde yeniden yapılandırsın, o merkezdeki yerler de ülkenin ekonomisinde farklı bir şekilde değerlendirilsin, katkı sunulsun. Nasılsa yakında yap - işlet - devret yasasını da getireceksiniz. Her taraf giriyor, liman giriyor, gar giriyor, deniz giriyor, kara giriyor, dağ giriyor, ova giriyor. Vallahi askerî birlikleri de AKP Hükûmeti isterse çok rahatlıkla bu kapsamın içine alır.
KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane)Soru mu bu, rahatsız mı etti seni?
HASİP KAPLAN (Devamla)Yani bu konuda çok rahatlıkla alır. Bakın, şunu söyleyeyim: Şehir sıkışmışlığından alınmış yurt savunması görevinin yeni bir şekilde konuşlandırılmasının ülke savunmasına katkısı o yönden daha rahat olacaktır. Şehir merkezlerindeki tesislerin de farklı amaçlarla şehir merkezlerinde değerlendirilmesi de belki ülke yararına daha farklı kıymetlenecektir. Burada söylemek istediğimiz şu: Gerçekten şehir merkezleri… Davutpaşa Kışlasını hepiniz bilirsiniz, tarihî bir binaydı, Metris yolunda giderken o binayı hepimiz görürdük. Sonra Davutpaşa Kışlası cevap veremez duruma geldi, eski bina olduğu için bırakıldı, sonra İstanbul Anakent Belediyesi başka bir işlevle, farklı bir şekilde bir tadilata girdi.
Şimdi, bu tür şeylerin görüşüldüğü, görüşülmesi gerektiği bir dönemde gerçekten Hükûmet bu yasayı niye Meclise getirdi? Yani, bizi ikna etme, 70 milyon insanımızı ikna etme yükümlülüğü altındadır. Yarın, burada bir tane turist kazara… Ki, bilmem İsveç’e gidenleriniz var mıdır? Kraliyet binası vardır, askerî binadır, kraliyet binasının önünde 2 tane asker nöbet tutar, o 2 askerle fotoğraf çekmek için turistler sıraya girerler. Dolmabahçe’de, Anıtkabir’de resmî üniformalı askerlerimiz var, yarın kazara birisi bir fotoğraf çekmek isterse bu yasayla başına hâller gelecek, ceza alacak. Bu doğru mudur 21’inci yüzyılda? Ne olur, rica ediyorum, Komisyondan ve Komisyonumuzun uzman asker üyelerinden rica ediyorum, bu konuda bizi ikna etsinler, bizim kafamızdaki karışıklık da son bulsun diyoruz. Yoksa bu yasayla ilgili söz almak istememin tek nedeni, artık çağa uygun, tekniğe uygun, gelişime uygun yasa yapmak zorundayız. Bu yasaklarla, ben hiçbir ordu ve kışlanın, karargâhın korunacağını, bir fotoğraf makinesinin filmiyle, bu tür bir eylemlilik tarzıyla bir koruma sağlanacağını göremiyorum. Bu konuda Meclisin aydınlatılması, bu yasa çıkacaksa 70 milyon insanımızın bilgilendirilmesi gerekiyor. Yasa teklifinin sahiplerini bu konuda açıklamaya davet ediyoruz.
Bu nedenlerle “evet” diyemeyeceğimizi açıkça ifade ediyoruz. Teşekkür ederim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 26 Şubat 2008