İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 86. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 86. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Nisan 2008 · 768 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 3 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 768 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 3 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-04-03-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çok önemli bir yasayı görüşürken -sosyal güvenlik reformunu- yine Hükûmet, iktidar partisi “aceledir” deyip bugün gündemde olmamasına rağmen, sosyal güvenlik reformu tartışmaları olmasına rağmen, tütün ve tütün mamulleriyle ilgili yasa tasarısının bir geçici maddesini, üreticilerin 2007 yılında olduğu gibi, tekrar bu yıl da devam etmesinin aciliyet kesbettiğini belirterek bunu gündeme getirmiştir.

Evet, şüphesiz, üreticilerimizin zarar görmemesi için bizim hassasiyet göstermemiz, diğer parti gruplarının da göstermiş olması, tasarının içerik olarak doğru olduğu, yapılanların doğru olduğu ve ihtiyaç nedeniyle yapılacakların da doğru olduğu anlamına gelmiyor. Bunu eğer daha iyi algılamak gerekirse tütün, tütün mamulleri, şarap ve diğer alkollü içkilerin üretimi, satışı ülkemizin tüm bölgelerini ve toplumumuzun önemli ölçüde bir üretici kesimini çok yakından ilgilendirmektedir.

Konulan kotalar ayrı bir konu. Türkiye zaten en değerli ürünleri konusunda uluslararası alanda sık sık bu kotalarla karşılaşır. Tekstilde iyiyiz, tekstile kota konulur; tütünü kıymetlidir Türkiye'nin, tütün üretimine kota konulur; pancarı önemlidir, pancara kota konulur ve ülkenin kendi ulusal gelirleri konusunda üreticimizin geleceği düşünülmez.

Hatırlarsınız -çok değil- çok yakın zamanda, eksi 20 derecede, Ankara’nın karlar altında olduğu bir dönemde, Tekelin özelleştirilmesine karşı yürüyüşe geçen Tekel işçilerinin Ankara’da, kar yağışında, Kızılay Meydanı’nda o coplandığı, o kendi haklı, demokratik isteklerini dile getirdikleri fotoğrafı bir daha gözler önüne getirmekte yarar vardır. Hatırlarsınız, özelleştirmeye karşı Tekel işçileri Bitlis’ten, Muş’tan, Adıyaman’dan, Diyarbakır’dan, Ege’den, Karadeniz’den Ankara’ya yürümüşlerdi. Ancak eksi 20 derecede, panzerlerden o soğukta sıkılan sularla… Bu özelleştirmeye karşı ses çıkaran işçilerin, ses çıkaran çalışanların, ses çıkaran üreticilerin, gerçekten, kaygılarını anlamak ve yeniden yapılanmayı getiren bu yasa tasarısında “özelleştirme” ve “yeniden yapılandırma” adı altında yapılacak kadrolaşmayla, kaygıları olan bu işçilerimizin istemlerini bir kez daha dile getirmekte yarar vardır.

Tütün üretimi hâlen yaklaşık 207 bin civarında çiftçimizi ilgilendirmektedir. 207 bin rakamı dikkate alındığı zaman, uluslararası tütün piyasası dikkate alındığında, Türkiye’de tütün üreticilerinin kaliteli ürünlerinin nasıl alındığını ve tıpkı AKP döneminde Tekelin içki bölümünün özelleştirilmesi sonucu, bu bölümün özelleştirilmesi sonucu ihaleyi alanların da çok geçmeden yaklaşık 4 katı oranında fahiş bir fiyata sattıkları da hepimizin belleklerindedir.

(x) 125 S. Sayılı basmayazı 26/3/2008 tarihli 82’nci Birleşim Tutanağına eklidir.

Böylesi bir durumu dikkate aldığımız zaman, Türkiye’de tütün mamulleri, alkollü içkilerle ilgili şarap ve bunun üretimindeki üzüm üreticilerinin -kaygılarını- geleceklerini planlamanın ciddi bir yapılanma sonucu, ciddi bir ekonomik programlama sonucu olması gerektiği şüphesiz ortadadır.

Gelinen noktada, özellikle üretimin devamı için önemli olan “Özelleştirilecek sigara fabrikalarının Tekel Yaprak Tütün İşletmelerinden tütün alımını devam ettirmesi özelleştirmenin şartı olmalıdır.” konusunun hiç dikkate alınmadığı da görülmektedir. Bu durum, özellikle Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinde üretimin devamını zorlaştıracaktır.

Tekel gibi KİT’lerin kuruluş nedenlerinden birisi de ülkenin geri kalmış bölgelerini kalkındırmak ve bölgelerde istihdam yaratmaktı. Devlet geri kalmış bölgelerde KİT’leri oluştururken özel sektör gibi sadece kâr amacı gütmeyip sosyal fayda, maliyet hesabını da göz önüne alarak yapmaktadır. Tabii ki, geri kalmış bölgelerin teşvikleriyle ilgili vergi ve prim indirimleriyle ilgili politikalar bir yandan gündeme getirilirken diğer yandan bu gerçekliğin de göz ardı edilmesini anlamak mümkün değildir.

Tütünde 2001 yılında yaklaşık 477 bin ekici ailenin bulunduğu, 2006 yılında da bu rakamın 220 bine kadar gerilediği, ekici sayısında yüzde 53’lük bir azalmanın söz konusu olduğu ve 2008 bütçe görüşmeleri sırasında tarım alanında üretim ve istihdamdaki gerilemenin gayrisafi millî hasılada azalmaya yol açan en önemli kalemlerden birisi olduğunun da altını çizmek istiyoruz.

Bu gerçekliği dikkate aldığımızda biz buradan Hükûmete şunu söylemiştik: KÖYDES’iniz var, BELDES’iniz var, neden TARDES’iniz yok, tarımı destekleme projeleriniz yok? TARDES’i olmayan bir ülkenin kendi tütün üreticisini, kendi şarap ve üzüm üreticisini ve bu alandaki bütün çiftçilerini düşündüğünü ifade etmek mümkün değildir.

Peki, bu yasayla neler olacak? Bakıyoruz, gerçekten yeni bir yapılanmayla gelecek olan bu yasa, Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün yeniden yapılandırılması ve tütün ve tütün mamullerinin üretimindeki iç-dış alım satımlarına kadar oldukça kapsayıcı bir düzenleme.

Bu nereden geliyor? Bakıyoruz gerekçeye, her zamanki gibi Anayasa Mahkemesinin yine bir kararına dayanarak baypas yasası olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Anayasa Mahkemesinin… Özellikle bu alanda çalışan memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görevleri, yetkileri, hak ve yükümlülükleri karşısında nasıl bir kaygı yaşadıklarını, tekellerin özelleştirilmesiyle Ankara’ya gelen işçilere, “özelleştirme sonucu hiçbir kişi açıkta kalmayacak, hak kaybına uğramayacak” diyenlerin, gerçekten bu sese bir kez daha kulak vermesi gerekiyor.

Peki, Türkiye, böylesine ekonomik önemi olan, katma değeri yüksek olan ve gerçekten uluslararası şirketlerin iştahını çeken Doğu, Güneydoğu’dan Karadeniz’e, Karadeniz’den Ege’ye kadar ülkemizin her alanında her yerde tarımsal olarak bir değer ifade eden bu alanda geleceğimizi nasıl şekillendirecektir?

60’ıncı Hükûmet Programı ne yazık ki bize karamsar bir tablo çizmiştir. 60’ıncı Hükûmet Programı’nda böyle bir belirleme yoktur. Devlet Planlama Teşkilatının 2013 planlarına baktığınız zaman da böyle bir veriye rastlayamıyorsunuz.

Ben, burada sözlerime son verirken Hükûmete, tekrar, Kızılay Meydanı’nda eksi 20 derecede kar yağarken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

69 konuşma daha · 3 Nisan 2008

69 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook