İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 25. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye cumhuriyeti hükümeti ve avrupa toplulukları komisyonu arasında katılım öncesi yardım aracı (ıpa) ile temin edilen yardımın uygulanması çerçevesinde türkiye cumhuriyetine sağlanan avrupa topluluğu mali yardımlarıyla ilgili işbirliği kuralları hakkında çerçeve anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:308)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 25. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Aralık 2008 · 616 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 3 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE AVRUPA TOPLULUKLARI KOMİSYONU ARASINDA KATILIM ÖNCESİ YARDIM ARACI (IPA) İLE TEMİN EDİLEN YARDIMIN UYGULANMASI ÇERÇEVESİNDE TÜRKİYE CUMHURİYETİNE SAĞLANAN AVRUPA TOPLULUĞU MALİ YARDIMLARIYLA İLGİLİ İŞBİRLİĞİ KURALLARI HAKKINDA ÇERÇEVE ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:308)); konuşma 616 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ve avrupa toplulukları komisyonu arasında katılım öncesi yardım aracı (ıpa) ile temin edilen yardımın uygulanması çerçevesinde türkiye cumhuriyetine sağlanan avrupa topluluğu mali yardımlarıyla ilgili işbirliği kuralları hakkında çerçeve anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:308)”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 3 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-12-03-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ve-avrupa-topluluklari-komisyonu-arasinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sanıyorum önergemiz anlaşılmadı. Ben, onun için, biraz açıklamak üzere söz aldım.

Gerçi haksız rekabet hükümlerine baktığımız zaman İsviçre kanunlarından genellikle alınıyor. Haksız Rekabete Dair Federal Kanun’dan esinlenilmiş Türk Ticaret Kanununun içine konulmuş. Oysaki, haksız rekabet, tüketici haklarının korunması ayrı hükümler ve ayrı yerlerde olması gerekiyordu fakat buraya alınmış. Alındıysa, burada, ben bir noktaya dikkat çekmek istiyorum: Biz ne diyoruz değişiklik olarak? “Reklamlar” kelimesi ve “taahhütler” diyoruz; “taahhütler” diyoruz, dikkat edin. Birisi reklam yapıyor, bir ürün satışı yapacak, diyor ki: “Ben, işte, şu buzdolabımı, şu otomobilimi, şu çamaşır makinesini veya şu cep telefonunu, şu saati -hayatımızın her alanına giren emtiayı, ürünü- satacağım.” Arkasından da bir garanti belgesi var. Bir garanti belgesi olmayan satış gördük mü? Var mı garantisiz satış? O garantinin anlamı ne? Reklamını yaptığı malı, bir yıllığına veya iki yıllığına, “Ben garanti ediyorum, bunda bir ayıp çıkarsa gelir geri öderim.” bu anlama geliyor. Otomobili aldınız, fabrikasyon hatası var ama garantisi var, taahhüt etmiş. Reklamındaki vasıflar da yok. Gittiniz firmaya, bunu anlatıyorsunuz, diyorsunuz ki: “Kardeşim taahhüdün vardı, garanti belgen var.” Garanti belgesi hayatımızın her alanına girmiş.

Şimdi, biz, burada haksız rekabete ilişkin bütün hükümleri okuduk. Garanti belgesi var mı? Garantiye dikkat çeken bir hüküm var mı? Peki, firmalar taahhüt ettiklerinin, niye reklamlarıyla taahhüt ettiklerinin yükümlülüğü altına girmesinler? Sorun bu. Benim anlatmak istediğim bu. Çok yakın zamanda medyada promosyonda bu çok sıkça yaşandı. Deniliyor ki: “Şu kadar kupona size ev vereceğiz, araba vereceğiz, televizyon vereceğiz.” Sonra o vasfı belirtilen televizyonun, arabanın olmadığını, çok düşük marka veya çok kalitesiz bir şeyin verildiğini halkımız gördü. Şimdi, bu konuda da bir haksız rekabeti önleyici hüküm teşkil edebilir “taahhüt” kelimesi. Burada bizim aslında ifade etmek istediğimiz: Evet, reklamda sınır yok, reklam serbest; satış yöntemlerinde de sınır yok, onda da serbest. Ama bir nokta var ki gerçekten insaf ve vicdan sınırlarını aşıyor. Eğer bir emtia satılıyorsa onun taahhüdü de olmalı, garanti belgesinin çerçevesinde bir sorumlu olmalıdır.

Bu noktada, ben bu önergenin kabul edilmeyeceğini biliyorum. Yani, şimdi biz ne kadar doğru önerge getirsek, ne kadar inandırıcı şeyler söylesek, yok! Öyle gelmiş öyle geçecek. Çünkü daha bu kuralı değiştiremedik. On sekiz aydır ben burada anlatıyorum, bir şeyi değiştiremedim. “Allah birdir” diye bir önerge getirsek acaba diyorum, bu konuda tereddüt geçirir misiniz, ne olur diye merak ediyorum. Yani gerçekten bu konuda ne olur oylarınız? Tereddüt eder misiniz, komisyona mı bakarsınız, bakana mı bakarsınız, yukarı mı bakarsınız? Ben tabii ki gerçekten biraz sorgulamak istiyorum.

Bakın, keşke bu maddeyi daha çok konuşabilseydik. 11’inci fıkrada “Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda” diye bir bölüm var. Bütün insanlarımız tüketici kredileriyle inim inim inliyor. Gidin bankalara, karınca duaları on beş sayfa sözleşmeler imzalatılıyor. Ben kendim avukatım. O karınca duası sözleşmeleri hangi banka önümüze koyduysa kredi kartı aldığımızda, okumadan imzayı atıyoruz. Okuyamazsınız ki! Alın onu, on beş sayfayı okumanız için, on beş gün, bir de mercek lazım size. Mercekle bakacaksınız, okuyacaksınız. Sonradan faiz, faizin üzerine faiz… Şimdi, eğer haksız rekabetten korumaysa bunun hükümlerinin tabii ki açık olması gerekiyor.

Benim burada ifade etmek istediğim, reklamlarla beraber garanti belgesine vurgu yapılmasıdır. Buna bir çözüm getirmek lazım. Her firmanın taahhüt ettiğinin sorumluluğunu taşıması lazım. Bütün olay bu. O zaman, garanti belgesini de şart koşmayalım. Uluslararası standartlarda da garanti belgesi zaten var. Dikkat edin, Sony markaya dikkat edin, cep telefonlarına dikkat edin, yeni çıkan televizyonlara dikkat edin, hepsinde otuz iki dilde garanti belgesinin tercümesi ve çevirisi var ama Türkçeyi göremezsiniz, dikkat edin. Alın dışarıdan ithal ettiğiniz ürünleri, Türkçesi çevirisini, garanti belgesinde veya kullanım kılavuzunda göremezsiniz, yirmi dil vardır Türkçe yoktur. Niye? Türkiye’de haksız rekabet için kendi vatandaşını koruyan bir anlayış olsaydı hiçbir firma bu ürünü Türkiye’ye getirip satamazdı. Bu önlenirdi diye düşünüyorum.

Bu noktada Komisyonun bir daha gözden geçirmesi umuduyla önergemizin kabulünü diliyor, teşekkür ediyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

75 konuşma daha · 3 Aralık 2008

75 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook