Tapu kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.218)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 42. Birleşim · 3. yasama yılı · 8 Ocak 2009 · 778 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 8 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.218)); konuşma 778 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Tapu kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.218)”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2009-01-08-tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-218-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; doğrusu, mülkiyet hukuku çok önemli, boşuna da “Adalet mülkün temelidir.” denilmemiştir. Anayasa’nın teminatı altında olan mülkiyet hakkı, bunun tespit ve kullanılması çok önemli çünkü Türkiye uluslararası sözleşmelerin de artık tarafı. Mülkiyet hakkı davaları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 1 Protokolü’ne bağlı 1’inci madde de artık Türkiye'nin en önemli davaları olarak geçiyor. Zaten geçmişte koalisyon hükûmetleri döneminde kamulaştırma davalarının çoğalması sonucu da Anayasa değişikliği yapılmıştı.
Tabii, bugünkü bu tasarıyla ilgili birkaç söz söylemek istiyoruz. Biz kamuda çalışmalarda bürokrasinin, kırtasiyenin, zamanın azaltılması, verimli kullanılması gerektiğini, hele hele Türkiye’de elli yıl, altmış yıl süren köy davalarının ne denli kan davalarına, husumetlere, ihtilaflara yol açtığını çok yakından biliyoruz. Bu nedenle tapu ve kadastro hizmetlerinde etkinlik sağlanmasına yol açabilecek, verimli çalışmayı sağlayabilecek düzenlemelerin partiler üstü olarak ele alınması gerektiğinin ve bu şekilde kamuya yararlı bir çalışma yapılması gerektiğinin üzerinde duruyoruz.
Çok açık ifade etmek istiyoruz ki: Ormanlar söz konusu olduğunda biz, hepimiz, bütün Türkiye çok hassaslaşırız; Marmaris’te ormanlar yanar saçlarımız tutuşur, Antalya’da ormanlar yanar yüzümüz yanar, Mersin’de ormanlar yanar deriz ki “Ciğerimiz yandı”, Cudi’de ormanlar yanar, deriz ki “Yüreğimiz yandı” ama hepsi de korkunç acılar demek.
Ormanlarımızı bir yandan korumak ama bir yandan mülkiyet hakkı ihlallerinin de önüne geçmek, bir yandan suistimallerin, rantiyenin de önüne geçmek çok, çok, çok önemlidir. Çünkü bunu yapabildiğimiz sürece ülkemizde birçok suistimali de önlemiş olacağız.
Evet, İstiklal Savaşı’nı kazandık, cumhuriyeti kurduk; seksen beş yıldır ülkemizin yarısının tapusu hâlâ yok. Yani bu ülkede, yurttaşlar, tapularını alıp güvenle yarınlarına bakamadılar. Osmanlıdan kalma ferman tapularını biliriz. O dönemin beyleri, ağaları veya tarhiyat kâtiplerine kadar, beş köyü üstlerine nasıl tapuladıklarını çok iyi biliriz. Daha sonra zilyetlik, cumhuriyetin kuruluşuyla beraber mübadelenin getirdiği çok ciddi gayrimenkul sorunları yaşamış bir ülkede yaşıyoruz.
Bu gayrimenkul el değiştirmeleri apayrı bir olay. Ama geçmişte, kadastro çalışmalarında yargı boyutunu da göz ardı edemeyiz. Çok yanlış kadastro tespitlerinin, parsellemelerin, paftaların davaları kırk yıl, elli yıl hâlâ sürdürdüğünü de çok iyi biliyoruz.
Bunun için, elbette ki 1’inci maddede belirtilen değişiklikler olumlu. Müdürlüğün adının, personelin işlevinin ihtiyaca göre düzenlenmesi son derece önemli. Ancak sorunları çözücü yanına dikkat çekmemiz gerekiyor. Örneğin, orman kadastrosu ile normal kadastronun birleştirilmesi söz konusu olduğunda hemen 1950’lerde 1/250.000 ölçekli fotoğrafla orman haritası akla geliyor, mahkemeler buna bakıyor. Yukarıdan çekilen fotoğraflarda yeşil alanların hepsi orman gözüküyor. Evet, ona bakarsanız, İzmit’ten Bursa’ya, Bursa’dan İstanbul’a, İstanbul’dan Tekirdağ’a her taraf yeşildi. Şimdi de bir fotoğraf çekin bakayım, bu ölçeklere göre kaçta kaç yeşil kaldı, bunu da görmek gerekiyor.
Bu nedenle, kadastro hizmetlerinin etkinleştirilmesi, yetkinleştirilmesi, zaman kazanılması konusunda bu çabayı birleştirmek gerekirdi diye düşünüyorum, çünkü 2/B yasası arkasından gelecek, orman alanlarıyla ilgili, Türkiye’de ortalama olarak bir Kıbrıs büyüklüğü söz konusu olacak orman alanları… Yine, işgalci durumu var, rantiye durumu var, turistik, tarihî yerler durumu var. Yani şöyle, şu haritadaki şu fotoğraf bile, bir yandan evet, ihtilafları giderelim 2/B konusunda, bir taraftan hakları teslim edelim ama bir taraftan da ne edersek edelim, suistimallerin de önüne geçelim imkânını sağlayacak şekilde, köylülerden devredilecek alanların, orman köylülerinin durumunu, hepsini birlikte düşünmemiz gerekiyor.
Hâlâ dava açan köylüler -Karadeniz kıyılarında görüyoruz özellikle- bu ölçek haritalarına göre geçmişler, zamanında iki yüz sene önce köylerini kurmuşlar. Fındık, özellikle Karadeniz yöresinde fındık bahçeleri var, yukarıdan haritası çekilmiş fındık bahçeleri de yeşil gözüküyor, orman gözüküyor. Şimdi, dava açınca vatandaş soruyor: İyi de bu yasa değişecek, Orman Kanunu’nu mu uygulayacaksınız, Kadastro Kanunu’nu mu? Çünkü Orman Kanunu’nda on yıllık süre zaman aşımı var, diğerinde farklı bir uygulama var. Bunu düşündüğümüz zaman bu yasa belki şu aşamada çok kısa bir nefes aldırabilir kadastro çalışmalarında ancak köklü, temelli bir Türkiye'nin haritasının çıkartılması gerekiyor artık. Teknoloji değişti, haritalar, fotoğraflar artık uydudan... İnternet’ten girebiliyoruz, İnternet’teki en ufak noktayı beş yaşındaki çocuklarımız görebiliyor, tespit edebiliyor ama bu teknik gelişme karşısında, babasından kalan bir gayrimenkulü mirasçılar veraset intikal vergisini yatırmadan, ilamını almadan, harcını yatırmadan tescilini yapamıyor. Zaman zaman bırakılan 4, 5, 10 kişi mirasçı, birisi yurt dışında oluyor, birisi başka yerde oluyor, bunları bir araya getirmek mümkün olmuyor ve maalesef bu tür durumlarda genellikle iştirak hâlinde kalan mülkiyet ciddi husumet ve ihtilaf nedenlerine yol açıyor. Bunların mutlaka bir kolayının bulunması gerekiyor. Gerçi yasanın ileri maddelerinde “Harçlar şu kadar yatırılır…” Ama bunu yatırmadan intikalini yapıp zaten gayrimenkul üzerinde borç varsa borç olarak gayrimenkulün ipoteği gibi üzerine derç edilebilir ve istediği zaman satsın vatandaş, satınca peşin alır vergisini, olay çözülür. Ama herhâlde kadastro çalışmalarında bir elli-altmış yıldır süren davaları bitirmeden bu çalışmaların da çok fazla faydası olduğunu düşünmüyorum.
Yine ben, bürokratlarla da demin görüştüm, Midyat’ta Deyrül Umur Manastırı ile ilgili bir davalık konu, belki ileride gereksiz yerlere çekilebilir, haksız bir konu olarak önümüze çıkabilir. Aşılmayacak bir konu değil çünkü Midyat Kaymakamlığının da çabasıyla bir futbol sahasının yapılmasını Hıristiyan-Müslüman problemine çevirip uluslararası diasporanın dikkatinin çekildiği bir davaya çevirmenin…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 8 Ocak 2009