İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 61. BİRLEŞİM · SALI

Kahramanmaraş mv.veysi kaynak ve antalya mv.mevlüt çavuşoğlu'nun; çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; antalya mv.sadık badak ve 5 milletvekilinin; kadastro kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi; antalya mv.osman kaptan ve 4 milletvekilinin; türk ceza yasasında değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:272)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 61. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Şubat 2009 · 743 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 24 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAHRAMANMARAŞ MV.VEYSİ KAYNAK VE ANTALYA MV.MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU'NUN; ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.SADIK BADAK VE 5 MİLLETVEKİLİNİN; KADASTRO KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.OSMAN KAPTAN VE 4 MİLLETVEKİLİNİN; TÜRK CEZA YASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:272)); konuşma 743 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Kahramanmaraş mv.veysi kaynak ve antalya mv.mevlüt çavuşoğlu'nun; çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; antalya mv.sadık badak ve 5 milletvekilinin; kadastro kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi; antalya mv.osman kaptan ve 4 milletvekilinin; türk ceza yasasında değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:272)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 24 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2009-02-24-kahramanmaras-mv-veysi-kaynak-ve-antalya-mv-mevlut-cavusoglu-nun-cesi (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günümüzde en çok tartışılan ve gündeme damgasını vuran konuların başında siyasi etik, siyasi ahlak tartışmaları gelmektedir. Özellikle seçim dönemi yolsuzluk söylentileri, seçime hile karıştırma ve “yardım” adı altında vatandaşın özgür iradesini etkileyici çalışmaların yapıldığı, iktidarın devlet olanaklarını kendi çıkarları için kullandığı, kömür, makarna ve beyaz eşya yardımlarının valiler eliyle dağıtıldığı, devletin araç gerecinin seçimde kullanıldığı, bunların etik olmadığı, sosyal devletten sadaka devletine doğru bir anlayışın yayılmasının siyaset kurumunu yozlaştırdığı, güveni sarstığı görülmektedir.

Gelişmiş, çağdaş demokrasilerde hukukun üstünlüğü içinde açıklık, saydamlık, hesap verebilirlik, tarafsızlık, dürüstlük, objektiflik ilkeleri teminat altına alındığında ve kamu yararına uygun işlendiğinde tüm hizmetler daha etkili ve verimli işleyebilir. Siyasette de dürüst, güvenilir ve adil hizmetler siyasete olan güveni artırır. Türkiye kamuoyunun sürekli gündeminde olan ”temiz toplum”, “temiz siyaset”, “dürüst yönetim” gibi değerlerin hayata geçirilmesi her şeyden önce devlete ait işlemlerin mümkün olduğu ölçülerde halka açık olmasını, gizliliğin yerini şeffaflığın almasını gerekli kılmaktadır. Bunun için de en başta dokunulmazlıklar konusunun yeniden düzenlenmesi ve mal beyanıyla siyasete atılanların yeniden bir kontrol mekanizmasına tabi tutulmasında bir gereklilik var. Bu nasıl sağlanır? Etik yasasının Meclisten geçirilmesiyle olur. Etik yasasıyla ilgili Meclise sunulmuş iki teklif var ama hiç kimse bunu gündeme getirme gereğini duymuyor. Yine Meclis Başkanının çağrısı üzerine, İç Tüzük’le beraber tekrar siyasi etik komisyonu kurulması doğrultusunda bir çalışma var. Ama bunun altyapısı hukuken oluşturulmadığı sürece bunun da bir anlamı yok.

Şimdi, tabii ki muhalefet olarak bazı haklı şikâyetleri burada dile getirmekte yarar görüyoruz. Bu siyasi etikle ilgili süreçleri Watergate skandalıyla Amerika Birleşik Devletleri yaşadı. Sonra da 74 yılında, Nixon’un istifasıyla beraber bir siyasi etik yasası çıkardılar. Orada milletvekilleri, senatörler aldıkları maaşla geçiniyorlar. Belli bir kısıtlama getirildi, mal beyanı getirildi, başka iş yasağı getirildi. Tabii ki, bu, başka ülkelerde de var; Avrupa’da da var, Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde, Hindistan’da da var. Ancak şunu ifade etmek gerekiyor ki: İktidar partisinin, özellikle Sayın Başbakanın, devletin araç gerecini, üstünde “Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık” yanında “Türkiye Cumhuriyeti” yazan otobüslerini, OBA Helikopteri’ni, ANA Uçağı’nı, ATA Uçağı’nı seçim mitinglerinde kullanması etik değildir, “Yasaldır.” diyebilirsiniz ama etik değildir, ahlaki değildir. Bakın, Mardin’deydi daha dün, gördük, Sayın Başbakan devletin otobüsünü kullanıyordu. Biz hazineden yardım almıyoruz, siz hazineden milyonlarca lira da alıyorsunuz. Yoksa parti kapatmada hazine yardımının yarısı gitti de paranız mı kalmadı otobüsle tur atıyorsunuz? Başbakana yakışmıyor. Bu seçimlerde, gerçekten devletin olanakları… Bizim gibi bir fakir parti, hazine yardımı da almıyoruz ama otobüsümüz var, biniyoruz otobüsümüze geziyoruz. Başbakandan rica ediyoruz, bu otobüslerden, helikopterlerden, uçaklardan inerse iyi olur.

Sayın Adalet Bakanının bir açıklaması oldu, bir talihsiz açıklamaydı, diyor ki: “Hükûmetle uyumlu olmayanların projelerini keseriz.” Biz bunu çok iyi biliyoruz. Batman’da, Diyarbakır’da, Şırnak’ta hangi Avrupa Birliği ülkelerinden aldığımız projelerin kısıldığını da biliyoruz.

Siyasi etik çok yönlüdür tabii, sadece bunlardan ibaret değildir; hediye almaktan tutun, ihale, ticari ilişkiler, hele hele bu son zamanlarda çıkan ekonomik yasalarla ilgili, hatta hatta, yüzümüz kızarıyor ama “sex and siyaset” şantaj kasetleri dahi siyasi etik açısından tartışılması gereken konular olarak gündeme geliyor.

Siyasi etik tek yanlı değil şüphesiz. Bakıyorsunuz, İsrail’de seçimler var, Dışişleri Bakanı Livni’ye soruyorlar “Vatan için yatar mısınız?” diye, cevap veriyor; olumlu, olumsuz. Türkiye'de de siyasi liderlere bu tür sorular sorulduğu zaman, yine gelecek, siyasi etiğin odağına oturacak bu tartışmaların içinde bulacağız kendimizi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Kaplan, devam edin.

HASİP KAPLAN (Devamla)Bağlıyorum Sayın Başkan.

Diğer yandan, demokrasinin dördüncü gücü medya özgürlüğü konusunda bütün medyaya karşı eşit mesafede olunması gerekir. Muhalif medyayı susturma taktiği hep diktatörel, baskısal rejim ve yönetimlerde olmuştur. Dikkat ediyoruz bugün de Türkiye'de hâlâ muhalif basına akreditasyon uygulamak, kıskaç altına almak, baskı altına almak gibi yaklaşımlar var. Tabii, ben bunları ifade ediyorum.

Nasrettin Hoca’ya sormuşlar, kadıyken bir zamanlar: Vatandaş demiş ki: “İşte, geçerken, alaca bir inek bizim ineği karnından süsmüş, öldürmüş.” Hoca “Sahibinin suçu yoksa nesne gerekmez, inekten kan parası alınmaz.” demiş. Gelen adam bu sözü duyunca “Yanlış söyledim Kadı Efendi, ölen sizin inek, öldüren bizimki.” deyince, o zaman Hoca “Dur bakayım, iş çatallaştı. Şimdi indirin raftaki şu kara kaplı kitabı, bakalım.” demiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANTamamlayın lütfen efendim.

HASİP KAPLAN (Devamla)Bağlıyorum sözümü.

Şimdi, siyasi etikle ilgili olarak, Meclisten… Hepimizin ortak sorunu şu anki seçimimizin gündemini oluşturuyor, yolsuzluklar, karalamalar, tencere dibin kara seninki benden… Yani bunlardan artık, 23’üncü Dönem Meclisinin kurtulması lazım. Zaten İç Tüzük Komisyonunun bir çalışması var. Ama Meclisteki yasa tekliflerini gündeme taşımak lazım. Sanıyorum -Meclis Başkanımızın yaptığı çağrı da var- ortaklaşırsak gruplarımız olarak, bu konuda bir yasa çıkarırsak, bu ayıptan hep birlikte kurtulursak ülkeye hayırlı bir iş yapmış oluruz.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 24 Şubat 2009

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook