Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 48. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Ocak 2010 · 479 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 14 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜNİVERSİTE VE SAĞLIK PERSONELİNİN TAM GÜN ÇALIŞMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 418)); konuşma 479 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 14 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-01-14-universite-ve-saglik-personelinin-tam-gun-calismasina-ve-bazi-kanunlar-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, teşekkür ederim.
Zaten katılsalar ben şaşıracaktım yani! Çünkü gerçekten böylesine önemli bir yasa, sağlığı ilgilendiren bir konu, bütün, 72 milyon insanımızı ilgilendiren bir konu. Öyle bir yasa tasarısı yapıldığı zaman demokrasinin asgari ilkelerinin uygulanarak katılımcılık, çoğulculuk, ortaklaşma ve Türkiye yararına eksiksiz bir yasa çıkarma çabası içine girilmediği görüldüğü için, ne yazık ki, tam anlamıyla istenen bir yasa tasarısı da ortaya çıkmamış.
Arkadaşlarımız burada açıkladılar, dediler ki: “Bu yasa tasarısının, öncelikle, ilgili komisyonlarında görüşülmesi gerekir.” Şimdi, Plan ve Bütçe Komisyonunda bu alt komisyona gönderildi, neden görüşülmedi? Hep akçeli işleri konuşuyoruz burada. Genel bütçeden çıkacak parayı bilmiyoruz, verilecek rakamlar bilinmiyor ama bir gerçek var ki biliniyor; burada Türk Tabipler Birliğini, sağlıkla ilgili bütün emek meslek örgütlerini, bütün sendikaları, bütün kurumlarını Türkiye’nin, bütün sivil toplumunu, bütün dinamiklerini yok sayan bir anlayışla buraya çıkarsanız “Çok güzel bir yasa yapıyorum.” derseniz size şunları gösteririm...
Şimdi, buradan Hükûmetin her zaman yaptığı hatalarını burada tekrar tekrar yaptığını bir daha söylemek istiyorum. Evet, tam gün yasası gereklidir, Türk Tabipler Birliği bunu istemiştir ama böyle bir yasa istememiştir, böyle bir yasa istemediğini çok açık olarak ifade etmiştir. İş güvencesini, insancıl ücretlendirilmeyi, bu konudaki mesleki gelişimi, üniversitelerdeki durumu, eğitimin kaliteleştirilmesini, adaletsizliğin ortadan kaldırılmasını, bütün bunları söylemiştir. Şimdi, bakıyorum elimizdeki tasarının arkasında ne imzalar var? Burada Türk Tabipler Birliğinin bütün illerinin imzası var. Sonra çeviriyorum, tekrar buraya bakıyorum, Türk Tabipler Birliğinin bütün illerinin imzasından sonra sağlıkta çalışanlara bakıyorum, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasından tutun da birçok derneğe kadar… Sayıları burada, arkada yazılı, bütün, Türkiye’deki dernekler ve sendikaların isimleri var.
KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane)Uzmanların da yüzde 85’i tam gün çalışıyor.
HASİP KAPLAN (Devamla)Şimdi, biz sağlık çalışanları olarak halkın sağlığına sahip çıkmanın… Öncelikle sağlık çalışanlarının, doktorundan hemşiresine kadar bütün ekipmanının, bütününün bir birlik içinde değerlendirilmesi gerektiğini hep söylemişlerdir ama akılda, mantıkta sağlık hizmetlerinin bir devlet hizmeti, bir sosyal devlet hizmeti olduğu anlayışı yer almadığı zaman hem eğitimde kaliteyi düşürürsünüz hem ticarileşmenin önünü tutamazsınız, özendirirsiniz, teşvik edersiniz. Şimdi, sıkıntı burada. Bizim verdiğimiz önergede “en az yüzde 5’i” diyoruz üniversitelere, bu artırılsın. Burada bir takdir marjını koyarken bu rakamın altına düşülmemesini öneriyoruz. Niye bunu söylüyoruz? Şurada bir gerçeklik var: Amerika’daki batan sağlık sigortalarından ders alınmamış. Bugünkü gazeteleri okudunuz mu? Bugünkü gazetelerde Türkiye’deki sigortaların yarısının iflas ettiği söyleniyor kriz sonrası. Peki, bu sağlıktaki hangi sigortaların hangi koşullarda nasıl işlev göreceği konusunda sigorta güvencesini, devlet güvencesini nasıl sağlayacağız? Burada temel sorun şu: Kaliteli bir eğitim olduğu zaman, domuz gribinde, siz, gidip aşıyı dışarıdan almazsınız, aşınızı kendiniz imal edersiniz. Kuş gribi çıktı, arkasından domuz gribi çıktı. İkisinde de Türkiye gitti -72 milyon insan, dünyanın 15’inci büyük ekonomisi- bu işi tezgâhlayanlardan, vergilerle ödenen hazineden paraları verdi ve bu aşıları getirdi. Aşılar da elde kaldı! Şimdi soruyorum: Yarın, tilki gribi çıkarsa onun içinde mi gideceksiniz yurt dışına? Bırakın üniversitelerde eğitim güçlensin, ARGE çalışmaları güçlensin. Telif haklarını verin, doktorlarımız uzmanlaşsın. Gelişmelerini sağlayın, sendikal haklarını sağlayın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 14 Ocak 2010