Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 57. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Şubat 2010 · 866 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 4 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)); konuşma 866 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 4 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-02-04-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında sinirli, gergin, umutsuz ve de şiddete meyilli bir toplumun oluşmasında, daima onları yönetenlerin ve yetkili makamda olan meclislerinin büyük etkisi vardır. Böylesine toplumlarda bunun çözümü mecliste aranır ama mecliste eğer kavga olursa, tahammülsüzlük, çatışma olursa -geçmişte, yakın zamanda, iki gün önce yaşadıklarımız- bu, gerçekten saygınlık konusunda büyük zarar vermektedir.
Ben bekliyordum -bütün parti grupları açıklama yaptı- birbirini suçlama veya aklama yerine, bir daha olmaması için ne yapabiliriz? Yine bekliyordum, Meclis Başkanının derhâl bir toplantı alması gerektiğini, bütün partiler, gruplar ve grup dışında olan partiler de dâhil, bir daha böyle bir olayın olmaması için bir önlem geliştirmesi gerektiğini -çünkü yaşanan hadisede Meclis Başkan Yardımcısı dâhil idare amirleri de var, yine bu gecikmiş sayılmaz- bu toplantının mutlaka alınması gerektiğini düşünüyorum.
Yine dışarıda -önergeyle bağlantılı- Tekel işçilerinin elli ikinci güne giren, bu karda kaşta, Ankara Sakarya’daki hak arama mücadelesine, bugün bütün Türkiye’de işçi ve memurların destek amacıyla, dayanışma amacıyla bir günlük genel greve girdiği ve yaşamın Türkiye’de durduğu şu anda biz de işsizliği konuşuyoruz.
Evet, işsizlik farklı anketlerde Türkiye'nin birinci sorunu çıkıyor ve biz, hep, zaman zaman “Türkiye’de birinci sorun Kürt sorunudur.” deriz ama Türkiye genelinde yapılan araştırmalarda birinci sorun ya işsizlik çıkıyor ya da doğu ve güneydoğuda Kürt sorunu çıkıyor; ya ikinci sırada o ya birinci sırada o. Bu açıdan, Milliyetçi Hareket Partisinin verdiği bu araştırma önergesi, eğer Türkiye’de anketlerde birinci sırada işsizlik çıkıyorsa, eğer bir küresel kriz varsa, eğer bunun sonuçları ve yansımaları ağırsa ve bu da işsizlik alanı olarak yansıyorsa, bu konuda hepimizin sorumlu olarak, bir Meclis araştırması komisyonu kurulmasının doğru olacağını düşünüyoruz. Yani fikirlerimiz farklı olabilir, farklı programlara sahip partileriz. İnanın, zaman zaman kürsüye hatipler geliyor, konuşuyorlar, fikirlerini açıklıyorlar. Voltaire’in dediği gibi, fikirlerine katılmayız ama saygı duyarız ama bazen onur kırıcı bir söyleme dönüştüğü zaman problem oluyor. Örneğin, Kürtlerle ilgili veya yaşanan olaylarla ilgili konuşulduğu zaman hâlâ Kürtlerle ilgili, işte Irak’taki Cumhurbaşkanı Talabani, Kürt Yönetimi Bölgesel Başkanı Barzani hakkında zaman zaman bazı partilerden arkadaşlar konuşuyor ve konuştukları dil -Türkiye’de 20 milyon Kürt yurttaş yaşıyor- onları kazandırıcı değil, rencide edicidir. İşte, her alanda üslup konusunda hepimizin dikkat etmesi gereken birtakım sorunları var. Eğer buna hepimiz daha iyi dikkat edersek, birbirimizi anlamaya çalışırsak sanıyorum çatışmanın, gerilimin, kavganın da nedenlerini azaltmış oluruz.
Yine, iki senedir sık sık dile getirdik ve ben, bir basın toplantısında da yakın zamanda dile getirmiştim, EMASYA gizli Protokolü’nü açmıştım. Evet, bu tartışmalardan sonra, bugün İçişleri Bakanlığının -ki tek taraflı bir yetkiyle bu olabiliyordu- EMASYA gizli Protokolü’nü kaldırmış olmasını Türkiye demokrasisi için bir kazanım sayıyoruz ve doğru buluyoruz, destekliyoruz.
Şimdi, AK PARTİ İktidarının EMASYA Protokolü’nü kaldırması ne kadar doğru ise, bir başka muhalefet partisinin işsizlik konusunda verdiği araştırma önergesi de o derece Türkiye için doğru ise, hayati ise, burada akıl buluşması, gerçeklik buluşması, adalet buluşması ve yasama meclisinin ruhuna uygun, bütün grupların içinde yer alacağı araştırma komisyonlarında çok ciddi bir çalışma yapılması gerektiği ortada.
Elimde veriler var, işsizlik verilerini ay ay takip ediyorum. Örneğin, 16 Kasım 2009’da -bütçe görüşmelerinde çıkarmışız- rakamlara baktığımız zaman Ağustos itibarıyla işsizlik yüzde 13,4, sayısı 3,5 milyon. Hemen ekim dönemi işsizlik verilerine bakıyoruz, 569 bin kişi artıyor ve bu artış geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,8 ve gerçekleşen yüzde 13. Bu, tabii ki TÜİK rakamları. TÜİK’in rakamları ne kadar doğru? Buna tarım alanındaki işsizliği, kayıt dışı işsizliği, bunları da kattığımız zaman karşımıza korkunç rakamlar çıkıyor. Geçici işçiler, geçici personel dışında Türkiye’de tarım dışı istihdamda sürekli bir azalış olduğu görülüyor. Her dönemde bir 192 bin ile 210 bin arası bir düşüş.
Yine, baktığımız zaman rakamlara, işsizlerin yüzde 69,3’ü erkek nüfusu, yüzde 55’i lise altı, yüzde 27’si bir yıl veya daha uzun süredir iş aramakta, işsizler sıklıkla yüzde 30,8 eşdost vasıtasıyla iş aramakta, yani TÜİK ve İŞKUR’a gitmiyor. Yine, bir başka işte çalışmış olan işsizlerin yüzde 47,5’u hizmetler, yüzde 25,7’si sanayi, 17,5’u inşaat.
Şimdi, küresel kriz bütün bu alanları, önce inşaat sektörünü vurdu, sonra tekstil piyasasını vurdu, turizm sektörünü vurdu, finans piyasasını vurdu, şirketleri vurdu, medya holdinglerini vurdu ve bu alanlarda işten çıkarmalar yaşandı. Bunun içinde, tarım sektöründe aile içinde çalışan ücretsizler var. Örneğin, büyük toprak sahibi ailelerde bu sıkça gözüken bir rakam, bir durum olarak ortaya çıkıyor. Bu veri değişmiyor, bir önceki ay yüzde 17, bir sonraki ay yüzde 16,4.
Yine, verilere baktığımız zaman, işsizlik rekorlarının olduğu illere baktığımız zaman birinci sırada Şırnak 22,1, Adana 20,5, Hakkâri 18,3, Ardahan 3,7, Kars 4,1, Bayburt 4,7. Bunlar işsizliğin yaygın olduğu yerler. Böyle baktığımız zaman, burada gerçekten neyi araştıracak bir komisyon kurulursa;
1) Kayıt dışı ne kadar işçi çalışıyor?
2) Krizin sonucu periyodik ne kadar işten çıkarmalar var?
3) Özelleştirmeler sonucu, Tekel işçilerinin sokakta kalması gibi, örneğin şeker fabrikalarının özelleştirilmesi gündemde, ne kadar daha işçi açığa çıkarılacak?
4) Tarım sektöründe ne kadar işsizlik var?
5) TÜİK’in rakamları, resmî rakamlar -bunlar adrese dayalı sistem üzerinden yürüyor- ne kadar sağlıklı?
İşte, bütün bunlar, gerçekten bu tartışmalara son vermek ciddi bir Meclis araştırması gerektiriyor. Yani böyle bir araştırmada zaten komisyonun dörtte 3’ünü AK PARTİ milletvekilleri oluşturacak, geri kalanını da dörtte 1’ini üç tane muhalefet partisi arasında bölüşecek. Yani burada illaki başka partiden geldi diye doğru olan araştırmaların önüne geçmenin veya ret oyu kullanmanın mantıklı bir yanı yok. Örneğin, geçenlerde, Başbakan durmadan “Darbelere karşıyım.” diyor. Bakanları “Darbelere karşıyız. Çetelere karşıyız. Balyoza karşıyız. Kafese karşıyız…”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 4 Şubat 2010