İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 63. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Arsa üretimi ve değerlendirilmesi hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile manisa milletvekili recai berber ve 5 milletvekilinin; 2985 sayılı toplu konut kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.: 455)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 63. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Şubat 2010 · 1.576 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 18 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ARSA ÜRETİMİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE MANİSA MİLLETVEKİLİ RECAİ BERBER VE 5 MİLLETVEKİLİNİN; 2985 SAYILI TOPLU KONUT KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.: 455)); konuşma 1.576 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Arsa üretimi ve değerlendirilmesi hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile manisa milletvekili recai berber ve 5 milletvekilinin; 2985 sayılı toplu konut kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.: 455)”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 18 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-02-18-arsa-uretimi-ve-degerlendirilmesi-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlarda-d (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye gibi genç ve gelişen bir nüfus yapısına sahip olan ülkelerde… 72,5 milyon olduk son açıklamalarla, TÜİK’in belirttiği rakamlara göre. Çok ciddi konut sorunu yaşayan bir ülkeyiz. Özellikle metropol kentlerde konut sıkıntısı o kadar çok fazladır ki kiraların durmadan yükselmesi, bir asgari ücret düzeyinin üstünde olması bir aylık kiranın; çalışanların, memurların, işçilerin, dar gelirlilerin çok ciddi konut taleplerinin söz konusu olması karşısında, 99 depremini yaşamış ülkemizde, oradaki, deprem kuşağı bölgelerdeki yeni konutların yapılmasında ve daha birçok alanda yeni yerleşim, sosyal yerleşimlere, sitelere geçilmesi, işte, zaman zaman iyileştirme adı altında kentsel dönüşüm projelerinin yapılması, bütün bu ihtiyaçlar bir gerçek. Bu ihtiyaçlar karşısında biz Barış ve Demokrasi Partisi adına burada Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkındaki Kanun üzerine, 455 sayılı Kanun Teklifi üzerine görüşlerimizi açıklarken aynı zamanda TOKİ’nin ve konut anlayışının sorgulanması bakımından da birkaç noktaya değinme gereğini duyuyoruz.

Bilmiyorum, gezen, gidenleriniz vardır; Paris’in etrafında banliyöler görürsünüz, yüksek apartmanlardan oluşmuştur, belde belediyelerinde. Sorarsınız: “Nedir bu binalar?” “Belediyelerin yaptırdığı sosyal binalar.” derler. İlginçtir ve orada, dar gelirli insanların yaşadığı yerlerde banliyöler yapılmış. Geçen, bir görüşme nedeniyle Marsilya’da, kıyı şeridinde bulunduğumuz bir yerde çok güzel bloklar vardı deniz kenarında, bunun ne olduğu sordum. Bunlar, dediler, buradaki belediyenin -sosyalist bir belediye- seçim programında vardı ve seçildikten sonra bu sosyal konutlar yapıldı, halka verildi. Şimdi, bunun benzeri örnekleri Bulgaristan’da, Romanya’da birçok ülkede görürüz bir devlet politikası olarak. Sağlık, eğitim, konut öncelikli sıradadır ve devlet politikalarında bunlara özel bir ağırlık verilmiştir.

Şimdi, yakın zamanda Emlak Bankasında -ki Emlak Bankasının tasfiyesi işlemleriyle TOKİ’ye geçiş aşamasında yaşanan yolsuzluklara hepimiz tanık olduk- 2001 krizinde neler yaşandığını da biliyoruz. Kimlerin, ne kadar para batırdığını, bu paraların vatandaşın vergisinden, hazineden nasıl karşılandığını biliyoruz.

Şimdi, konut hakkı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8’inci maddesinde kişiye bağlı dokunulmaz ve devredilmez hakların içinde yer alıyor. Bu anlayışla baktığımız zaman dar gelirliye, ihtiyacı olan insanlara konut yapmaktan daha kutsal bir görev, hele hele siyasiler için, olamaz. Yani siyasiler eğer bir hayırlı iş yapmak istiyorlarsa gerçekten, bu kışta, karda başını sokamayacağı evi, iki göz bir evi olmayan ve aldığı asgari ücretle, 550 lira maaşla kirasını, yakıtını ödeyemeyen bütün çalışanlarımıza, dar gelirlilere, insanlarımıza konut yapması doğrudur. Bu doğru yaklaşıma inanın hiçbirimizin söyleyecek tek sözü olmaz.

TOKİ’nin 2004’lerden itibaren başlangıçtaki birkaç örnek versiyonuna da bakıldığı zaman, vaktinde yapılan, süresinde teslim edilen binalar da gördük ama bu iş yaygınlaştıkça, büyüdükçe, rakamlar büyüdükçe kokular da büyüdü, tartışmalar, yolsuzluklar da büyüdü. Yani konut demek müteahhitlik demek, müteahhitlik demek çimento demek, harç demek, demir demek, inşaat demek, inşaat kalitesi demek, bütün bunlar ama sadece bu alanlarıyla sorunun tartışılır olur noktaya gelmesi değil. Bir kere Başbakanlığa bağlı TOKİ’nin bütçesini eğer Meclisimiz görüşemiyorsa –bu çok önemli bir nokta- Sayıştay da denetleyemiyorsa, milyar liralar da harcanıyorsa, burada kim her şeyin doğru yapıldığını söyleyebilir?

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)KİT Komisyonu denetliyor.

HASİP KAPLAN (Devamla)Şimdi, KİT Komisyonu Meclis adına denetim yapmış sayılmaz çünkü KİT Komisyonunun kendi iç denetimi olarak yapılan bir denetimdir. Bu denetimin bizatihi Meclise gelmesi, harcamaların, gelirlerinin bütününün rakamsal olarak konulması gerekir ve Meclisin de bunu denetlemesi gerekir fakat bu yapılamıyor. Yani bu KİT’in yapmış olması, bunun bir denetim, sağlıklı bir denetim, bütçe denetimi olduğu anlamına gelmiyor.

Şimdi, böyle olunca, bakıyoruz yasa teklifinde, hemen 2009 yılı Temmuz ayı itibarıyla 367.355 konuttan bahsediliyor, 251 bin adedinin tamamlandığından. Şimdi, bu konutlarla birlikte sosyal donatılardan bahsediliyor. Bu çok ilginç. Deniliyor ki: Bu sosyal donatıların içinde işte şu kadar okul, 516 tane ilköğretim ve lise, toplam 15 bin derslik, 487 adet spor salonu. Şimdi, site olarak yapılan yerleşim konutlarını, site projelerini mimar-mühendis odalarına sorduğunuz zaman, bu sitelerin içinde okulun, sağlık ocaklarının, spor alanlarının, çevre düzenlemesinin sitenin vazgeçilmez parçalarını olduğunu görürsünüz. Şimdi, burada, TOKİ’nin “Ev yapıyorum ama bununla beraber de sosyal donatıları yapıyorum” demesi, bu şekilde kamuoyuna yansıması yanlıştır; mecburidir, sitelerin kendine göre standartları vardır.

Şimdi, TOKİ’deki yolsuzluk konuları, sosyal dokuyu da etkileyen önemli konuları da gündeme getirdi. Sulukule’deki kentsel dönüşüm projesinin tartışmaları Meclise kadar geldi, bunun araştırma komisyonu kurulması konusunda da önergeler verildi. Birçok ilde, ilçede de TOKİ’nin başlattığı ve süresi içinde bitirilmesi gereken konutların, aradan bir yıl, iki yıl geçtiği hâlde sahiplerine teslim edilmediğini görüyoruz. Örneğin Siirt’teki TOKİ konutlarındaki kokular, yanlışlıklar, partizanlıklar, kayırmalar ve TOKİ’nin faturasını oradaki belediye başkanına çıkardı ve belediye başkanı sonuçta seçim kaybetti. Bunu hepimiz biliyoruz. Çünkü TOKİ konutlarının yüz tanesinin, yüz elli tanesinin kendi akrabalarına satışı yapıldığı zaman büyük bir il merkezinde hemen göze çarpıyor; kimler yaptı, nasıl yaptı, hemen ortaya çıkıyor.

Bizim TOKİ’yle ilgili burada asıl tartışılması gereken -yasada da var- bu arsaların üretimi ve değerlendirilmesi. Peki, arsalar maliye hazinesine ait. Maliye hazinesinin malı olan okul, karakol, sağlık ocağı binası üzerinde olan olmayan bu arsaları, TOKİ, şehir planlamasını, oradaki dokuyu, oranın yapısını, mimar-mühendis odalarının durumunu, hiçbirini dikkate almadan alıyor ve bakıyorsunuz, hemen bitişiğindeki arsaya 5 kat sınırı getiren bir düzenleme, TOKİ 25 kat çıkıyor. Çevre alanına, yeşil alana bakıyorsunuz, yeşil alan üzerinde yüzde 20-25 olması gereken inşaat hakkının, TOKİ söz konusu olduğu zaman tamamen kaldırıldığını ve bu konuda bir sorgu yapılmadığını görüyoruz.

Enteresan olan bir şey daha: Biliyorsunuz emlaklar için emlak vergisi ödenir belediyelere. Belediyelerin de tek geliri budur. Şimdi diyoruz ki: “Büyük kentlere, Diyarbakır’a, İstanbul’a mega kentler yaptı TOKİ.” TOKİ’nin yaptığı bu binaların da ödenen emlak vergisinden muaf olduğunu görüyoruz. Bu ne demek? Yani TOKİ bina yaptığı zaman o belediyeden hizmet almayacak mı? Yol gitmeyecek mi? Sokağı temizlenmeyecek mi? Su, elektrik ve diğer hizmetlerden çöp toplamaya kadar bundan yararlanmayacak mı? O konutta yaşayan insanlar da o şehrin insanları değil mi? O konutun, TOKİ konutu olduğu için belediye gelirlerinin dışına çıkarılmasının doğru olmadığını söylemek istiyoruz.

Yine, arsa üretimi ve değerlendirmesi konusu şu tereddüdü de dile getiriyor: Bugün AK PARTİ iktidar. Yarın iktidarlar el değiştirebilir, değiştiriyor da. Zaten hiç kimseye tapulu mülk değil hiçbir koltuk, hiçbir makam. Peki, Yap-İşlet-Devret Yasası çerçevesinde bu denetim olmazsa, bu kontrol olmazsa, belediyelerin de bu konuda hiçbir müdahalesi olmazsa her iktidar kendine göre, istediği şekilde ihaleye verir çünkü bakıyoruz, Devlet İhale Kanunu’na da tabi değil. Şimdi Devlet İhale Kanunu’na da tabi olmayınca, Başbakanlığa direkt bağlı olması onun KİK mevzuatı çerçevesindeki denetimini yeterli kılmıyor. Buradan yerel belediyelere ödenen emlak vergisinden TOKİ’nin muafiyeti kabul edilemez bir eşitsizliktir.

Burada dikkat edin, ilginç şeyler var TOKİ’yle ilgili; son zamanlarda birçok binanın zamanında yapılmadığı görülüyor. Mesela, 2006’daki bir sözleşmede “Yirmi dört ay içinde dairenizi teslim edeceğim.” diyen TOKİ, sonra, vatandaşa, hak sahibine “Git, 2009’da gel.” diyor ve daha sonra teslim ettiğinde gecikme süresi tam on altı ayı buluyor. Şimdi, ne olacak bu vatandaşın mağduriyeti? Gidiyor bankadan kredi alıyor, peşinat ödüyor, teslim ediyor, “Bu aydan sonra kira ödemeyeceğim.” diyor ve böyle, o dar gelirliyi iki yıla yakın bir süre bir başka konutta kira ödemeye zorlayabiliyorsunuz.

Yine geç teslimlerle ilgili farklı farklı örnekler var ama bunların içinde en ilginci, daha bitmeden teslim edilen TOKİ binalarında bir de imza alınıyor alıcılardan, ileride altyapı, peyzaj, düzenleme gibi taahhütlerden muaf tutuluyor TOKİ. Şimdi, bunu müteahhitlerde anlarız da devlet, Başbakan yapıyorsa “Bu neden böyle oluyor?” diye gerçekten sormak gerekiyor.

Şimdi, tarihî kentlerimiz var, kıyı kentlerimiz var, güzel yerler var. Şimdi, okul, karakol, ibadethane, sağlık tesisleri, spor tesisleri, postane, çocuk parkları, benzeri tesisler… Yani konut sektörünün sanayisini teşvik için yatırım ve işletme kredisi verilmesi konusunda TOKİ kaynakları, TOKİ’nin, amaçları dikkate alındığı zaman farklı bir alana girdiğini görüyoruz. Peki, o zaman, eğer gerçekten TOKİ’nin konut yapma konusunda bütün bunlara ihtiyacı varsa, elbette ki bir bina için ne gerekiyorsa kapıdan tutun altyapısından ince malzemelerine kadar hepsinin fabrikasını kursun o zaman, üretimini yapsın, kendisi gelsin yapsın, diyebiliriz ama bu öyle bir şey değil. Burada, denetlenemeyen, müteahhitlere verilen, müteahhitlerden taşeronlara verilen ortalıkta kalan işler söz konusu. Birçok yerde var, yok müteahhit vefat etmiş, yok iflas etmiş, yok işleri düz gitmiyor diye söylenen durumlar var.

Şimdi, piyasaya baktığımız zaman rakamlar yüksek, 2,5-3 milyar civarında bir harcamanın olduğu TOKİ gibi bir bütçe -ki çok ciddi bir bütçedir- eğer Meclise gelse, bunun planlaması, Türkiye’nin çıkarları, Türkiye’nin gerçek ihtiyaçları belirlense, kentlerden kentlere kimin daha çok ihtiyacı var… Örneğin, gidin Şırnak iline Emniyet lojmanlarına bakın, otuz senedir duvarlarına daha badana çekilmemiş, badanası yok, lojman zaten yok. Mahalle içlerine girin, iç içe bütün görevliler, memurlar orada ev kiralıyor. Şimdi, eğitimci evsiz orada, sağlıkçı evsiz, polis evsiz, oraya giden doktor ev bulamıyor. Şimdi, böylesi ihtiyaç alanları, çokça ihtiyaç hissedilen ve konumu gereği çokça görevlinin gittiği yerlerde TOKİ neden bir öncelikler dizisi çıkarıp öncelikli ihtiyaçları karşılama gibi bir politika izlemiyor? İzlemiyor, çünkü Başbakan kendisine bağlı olan bu idarede istediği gibi istediğini yapıyor. Meclise getirip Mecliste: “Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yüce Meclis bu konuda, Türkiye’nin konut politikası nasıl olsun diye düşünüyor; nasıl bir kalite olsun, nasıl bir kontrol olsun, nasıl bir şeffaflık olsun, nasıl bir katılımcılık olsun, halkımızı çok yakından ilgilendiren bu konuda ne düşünüyorsunuz…” Vallahi buna hiç ihtiyaç duymuyorsunuz.

Ben de bir konuyu itiraf edeceğim: TOKİ, milletvekillerine konut yapma-ya karar verdi ya, üç defa broşür gönderdiler. Vallahi ben milletvekili olarak güvenip girmedim. Açık söylüyorum, bakın, şimdi, Başbakana bağlı TOKİ Mecliste milletvekillerine konut yapacak, ben milletvekiliyim ve güvenip gir-miyorum. O zaman burada bir problem var; arkadaşlar, burada çok ciddi bir problem var. Bu TOKİ… Arsaları değerlendirebilirsiniz. 2011’de seçim, 2011’de veya 2015’te diyelim. Şimdi, bu arsalara, tarihî kentlerimizdeki ar-salara, hepsine TOKİ el atarsa… Maliye Bakanlığına bağlı olan bu arsaların elden çıkarılması, TOKİ’ye devredilmesi, el değiştirmesi, genel bütçenin içinde görüşülmesi gereken konulardır bunlar. Diyemezsiniz “İşte, Millî Eğitim Bakanlığının okulunun bulunduğu Beşiktaş semtindeki, şuradaki arsa 5 dönüm, üstünde de bir ilkokul var; aldım, TOKİ’ye verdim.” Bu böyle olmayacağına göre burada bir şeffaflık gerekiyor, bir katılımcılık gerekiyor. Eğer biz milletvekili olarak bu konuda tereddüt yaşıyorsak vatandaşın haydi haydi yaşaması lazım. Zaman zaman, bu kaygılarımızı soru önergeleriyle sunmuşuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

61 konuşma daha · 18 Şubat 2010

61 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook