İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 65. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Arsa üretimi ve değerlendirilmesi hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile manisa milletvekili recai berber ve 5 milletvekilinin; 2985 sayılı toplu konut kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.: 455)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 65. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Şubat 2010 · 879 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 24 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ARSA ÜRETİMİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE MANİSA MİLLETVEKİLİ RECAİ BERBER VE 5 MİLLETVEKİLİNİN; 2985 SAYILI TOPLU KONUT KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.: 455)); konuşma 879 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Arsa üretimi ve değerlendirilmesi hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile manisa milletvekili recai berber ve 5 milletvekilinin; 2985 sayılı toplu konut kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.: 455)”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 24 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-02-24-arsa-uretimi-ve-degerlendirilmesi-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlarda-d (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

TOKİ’yle ilgili, grubum adına birkaç önemli noktaya da dikkat çekmek istiyorum. Aslında, merak ettiğim bir konu, üzerinde durulması gereken bir konu, AK PARTİ Hükûmeti –hükûmetleri artık diyeceğim- sekiz yıldır hep özelleştirmeyi savundu, “Devlet ticaret yapmaz, devlet girişimci değil, devlet iş yaparsa batırır.” Onun için de özelleştirdi. En son, işte biliyorsunuz Tekel işçileri ve Tekel işçilerinin uğradığı haksızlık nedeniyle gelinen nokta. Şeker fabrikaları var sırada.

Peki, özelleştirmeyi bu kadar savunan bir Hükûmet, konut sektöründe TOKİ’yi niye kendi uhdesinde, üstelik de Bayındırlık ve İskân Bakanlığına bağlı iken direkt Başbakanlığa bağladı? Şimdi, bunun gerçekten çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Neden? Neden devlet konuta el attı? Neden devlet bu sektörde müteahhidiyle, taşeronuyla, çimentosuyla, briketiyle, demiriyle her alanda muhatap oldu ve bu sektörde ısrarla devam ediyor? Şimdi, bunun cevabını alabilmek için şunu sormak gerekiyor: Evet, devletin sosyal politikaları gereği bu konutların ihtiyacı olan yurttaşlarımıza yapılması gerekir. O zaman şunu sormak gerekiyor: Niye o zaman lüks konut yapıyor TOKİ? Peki, karakol yapmak, devletin sosyal politikaları gereği mi, güvenlik politikaları gereği mi? Yani bunu, altını çizerek söylüyorum.

Orta Vadeli Programda TOKİ’yle ilgili öngörülmüş bir planlama var mıdır? Orta Vadeli Program’da yok. 2009 ortalarında, yazın, Orta Vadeli Program yapıldı küresel kriz sonucu, arkasından 2010, 2011, 2012 yani burada da bir şey yok. Peki, ulusal stratejisi ve projesi var mı Hükûmetin? Yani “Benim hedefim, şu kadar dar gelirli vatandaşıma, yoksulluk sınırının altında olan yurttaşlarıma şu kadar, şu kadar konut yapacağım. Benim önümüzdeki yıl şu kadar, sonraki yıl şu kadar, diğer yıl şu kadar hedefim var.” Böyle bir proje de yok.

Şimdi, böyle olunca, tabii ki denetlenme konusu da önem arz etmeye başlıyor. Niye? Bu bizim tespitimiz değil, “Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu TOKİ’nin yürüttüğü kâr amaçlı konut projelerini mercek altına aldı.” deniliyor; kâr amaçlı, sosyal devlet değil. Peki, devlet neyin kârını yapmak istiyor? İç piyasada, arsasını devletten alıyor… Zaten bu yasanın da temel amacı, hazine arsalarını alıp istediği gibi projelendirmek, hiçbir denetime tabi olmadan dar alanlarda yüksek yüksek konutlar, kalitesiz konutlar yapmak. O zaman şunu sormak gerekiyor: Kâr amaçlı konutla sosyal konut, sosyal devlet anlayışı nasıl bağdaşıyor? Burada bir politika çelişkisi var.

Şimdi, burada, Başbakanlığa bağlı Yüksek Denetleme Kurulu bir araştırma yapıyor ve yedi ayrı projede 774 trilyon lira yolsuzluk tespit ediyor. Evet, tabii ki paranın olduğu yerde, müteahhidin, ihalenin, taşeronun olduğu yerde yolsuzluk, suistimal, işleri yarım bırakma olacak, eksik malzeme kullanılacak. Peki, bu konuda bir önlem var mı? İsimler önemli değil ama düşük fiyatlar uygulanması, bazı firmaların kayırıldığı iddiası bu raporlarda var. Peki, gerçekten Hükûmet yolsuzlukla mücadele konusunda samimi mi, istikrarlı mı, bunu yapabiliyor mu? Evet, ilerleme raporuna tekrar bakacağım ve oradan bir cümle okumak istiyorum: İyi yönetişim ve şeffaflığı artırmak amacıyla kurulan bakanlık komisyonu -ki bu komisyonun amacı yolsuzlukla mücadele çalışması- yolsuzlukla mücadele konularında hemen hemen hiçbir siyasi girişimde bulunmamıştır. Şimdi, Avrupa Birliği raporları doğruyu söylemiyorsa Hükûmetin çıkıp da “Hayır, ben şunu yaptım, yolsuzlukla mücadele ettim.” demesi lazım.

Deniz Fenerine her zaman bir atıf var, önceki raporda da vardı, ama ilginç bir rakam daha veriyor; 2009 yılında kamu görevlilerinin etik kurallara uymadıkları konusunda -seçilmiş bir belediye başkanı- kamuya ait dört tane karar yayınlanmış. Şimdi, bunca yolsuzluğun yapıldığı ve bunların mahkemeye intikal ettiği açıkken bu politikada bir yanlışlık yok mu?

KEY ödemelerini de getirdik, bu yasaya koyduk. Aslında KEY ödemeleri -konut edindirme yardımı KEY- devletin vatandaşa attığı en büyük kazıktır. Türkiye Cumhuriyet tarihinde milyonlarca memurun en iyi dolandırıldığı projenin adı KEY’dir.

AHMET YENİ (Samsun)Ne zaman olmuş o iş peki?

HASİP KAPLAN (Devamla)İstediği zamanda, eski tarihlerde de başlasa, gelse, sekiz senedir AK PARTİ Hükûmetinin bu yanlışı düzeltememesi, sadece KEY ödemelerini faizsiz, dövizsiz, kursuz ve kesilen o paraları vatandaşa üç kuruş olarak vermesi -onun da banka kredi borçları nedeniyle bankalara kaptırılması- bir sosyal proje olarak kamuoyuna kabul ettirilemez.

Şimdi, burada çok açık söylüyorum: Eğer gerçekten devlet yurttaşından bu parayı aldıysa -ki maaş bordrosunda, kaynakta stopajla almıştı- devlet 1 milyon 400 bin konut yaptıysa AK PARTİ Hükûmeti öncelikle öğretmenini, sağlık çalışanını, güvenlik güçlerini, dar gelirli memurunu bu KEY yardımlarıyla alınan paralar nedeniyle neden konut sahibi yapmadı? Neden konut yaptırmadı? Eğer bir sosyal projeyse bunun alınması gerekiyordu.

Sadece bu değil tabii, bedelsiz arsa alınabilmesi, hazine arazilerinin satılabilmesi, avantajlı konuma geçen TOKİ’nin haksız rekabete girişmesi, özel sektörün bu durumlarda rekabet etme şansının tamamen ortadan kaldırılması, 73 milyon metrekare hazine arazisinin de değerlendirilmesi karşısında, üç temel noktada, Hükûmetin konut konusundaki sosyal devlet politikasının, Anayasa’da yazılanla hiç alakası olmadığını ortaya sermek istiyorum.

Bakın, Roman vatandaşlarımızla ilgili çokça konuşuldu. Bunlarla, bu yurttaşlarımızla ilgili, devletin bir stratejisi olmadığı için, işte gördük, en son Manisa Selendi’de olaylar yaşandı. Peki, sormak istiyorum, yani 2005-2015 Roman On Yılı Uluslararası Girişimi’ne Türkiye neden katılmadı? Yani Roman yurttaşlarımızın konut sorunu var, dışlanmışlık sorunu var. İşte, en son Sulukule Projesi kentsel dönüşümle ilgili çok tartışmalara neden oldu. Şimdi, bu ülkemizdeki yurttaşlarımıza devletin sosyal devlet olarak bir yaklaşımı olması gerekmiyor muydu?

Son otuz yıllık çatışma sürecinde 4 bini aşkın köyün yakılması olayı başlı başına göç, yerinden zorla edilmeler ve geri dönüş konusunda başlı başına bir proje konusu olması gerekirken şunu da sormak istiyoruz: Neden açılım projesinin içinde göç, köye dönüş, yaraların sarılması, bölgesel dengesizliklerin giderilmesi ve yakılan, yıkılan köylerdeki yurttaşlarımızın evlerinin, konutlarının yapılması bu projenin kapsamında yoktu? Peki, şunu da sormak istiyorum: Hükûmet Van’da bir proje başlattı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

68 konuşma daha · 24 Şubat 2010

68 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook