Sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi hakkında kanun (s.s.:471)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 71. Birleşim · 4. yasama yılı · 10 Mart 2010 · 477 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 10 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SEBZE VE MEYVE TİCARETİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN (S.S.:471)); konuşma 477 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi hakkında kanun (s.s.:471)”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 10 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-03-10-sebze-ve-meyve-ticaretinin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-s-s-471-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu önergede biz şunu diyoruz: Belediye başkanları, belediyeler yapar ama yaparken, pazarcılar esnafı odası yoksa, esnaf ve sanatkârlar odasıyla görüşsün, danışsın, öyle yapsın. Yani bizim demokrasi anlayışımız bu, çoğulculuktan bunu anlıyoruz ve hayatın içinde en önemli rolü de onlar oynuyor, o zaman onlar da bu konuda görev alsınlar. Bu nedenle bir önerge verdik.
Tabii, kolay değil sebze ve meyve ticaretini düzenlemek. Yani cumhuriyet boyunca, ondan öncesi bir gelenek oluşmuş ülkemizde, yeni bir düzenleme yapacağız. Avrupa Birliği bize bir standart getiriyor. Şimdi, Avrupa Birliğinin standartlarıyla Türkiye'nin standartlarını birbirine uydururken, uymuyor; ne numara uyuyor ne ölçü uyuyor. Farklı. Göreceksiniz, bu tasarı yasalaştıktan çok kısa bir süre sonra tekrar gündeme gelecek ve görüşeceğiz.
Şimdi, bizim bir tarım politikamız yok, stratejimiz yok, planlamamız yok ülke olarak. Olmadığı için Toprak Mahsulleri Ofisinin kaderine bakacaksınız, Süt Endüstrisi Kurumunun kaderine bakacaksınız, Et ve Balık Kurumunun kaderine bakacaksınız, fındık üreticilerinin kaderine bakacaksınız, zeytin üreticilerinin kaderine bakacaksınız. Bunların hepsinde tekeller, özelleştirme, uluslararası sermaye geldi; üretici yine zararda.
Peki, soruyorum: “Bu yasayla sebze ve meyve fiyatı ucuzlayacak.” deniyor. Yani burada, gerekçede yüzde 25-30…
Şimdi biz bize konuşalım. Şimdi, domatesin tarladaki fiyatı -en çok tükettiğimiz sebze domates, ondan başlayalım- ne kadar? 30 kuruş ile 50 kuruş arasında. Bazı zamanlarda üreticinin elinde kalıyor, tarlada kalıyor bazen ürün. Şimdi, bu ürün yola çıktı. Bir kamyonla çıkacak yola. Hemen buna bir nakliye biniyor mu? Biniyor. Hale geldi, şimdi halde karşılama töreni yapıyoruz domatese, yüzde 1 indirdik belediye rüsumu, hoş geldin; yüzde 2 de hal rüsumu, vergimizi koyduk; yüzde 3 etti bu tabii. Hemen arkasından yüzde 1,8 de KDV uyguladık. Sonra komisyoncuya geldiği için yüzde 6 komisyon parası da ekledik. Şimdi de etiketliyoruz, etiket parasını da etiketledik üstüne ve halden tekrar yola çıkardık domatesi. Geliyor, nereye gidecek? Manava, manavdan tüketiciye, vatandaşa. Manavda ne olacak? Manav, elektrikti, kiraydı, bilmem neydi, yüzde 20-30 arası bir kârını koyması lazım. Alın size, 30 kuruş ila 50 kuruş arasında olan domatesin üreticiden hale geliş fiyatını söylüyorum. Domates üç dört fiyat, farklı farklı boylarda olduğu için. Demin telefonla aradım sebze ve meyve halini İstanbul’un, şu gün itibarıyla dedim domates ne kadar halde? “1,2; 1,5; 2 TL, kaliteye göre değişiyor, domatesin fiyatı bu.” dediler. “Yalnız Antalya’dan gelen etiketli olanların, sigara gibi, fiyatı düşmüyor.” dediler. Burada etiketin herhâlde bir önemi var, bakın hakkını teslim ediyorum.
Şimdi buradan -manav kârı da eklendiği zaman, yüzde 20, yüzde 25- vatandaşa bu domates 2 ila 2,5 lira arasında sofrasına geliyor. Şimdi 30 kuruştan, 50 kuruştan bu yasa tasarısıyla, bu yasayla, sofraya gelen domatesin öyküsü bu. Şimdi bu domatesin öyküsünde bu yasanın akıbeti de ortada.
Şimdi, bu hâlde sebze ve meyve hale gelmez. Nereye gider? Hâlden anlayana gider. Nereye gider? Tüketici marketler, süper, gros… Bunlar daha tarladayken mazot parasını üreticiye borç verecekler ki malı da, üretimi de önceden alacaklar, bağlayacaklar önceden, tarlalar önceden kiralanacak. O zaman hâlden anlayana gidecek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 10 Mart 2010