İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 79. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 79. Birleşim · 4. yasama yılı · 30 Mart 2010 · 880 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 30 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 880 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-03-30-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HASİP KAPLAN (Şırnak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında bu konuda, Milliyetçi Hareket Partisinin, denizcilik sektörünün sorunlarının araştırılmasıyla ilgili önergesiyle bağlantılı, benzer, diğer parti gruplarının, bizim de balıkçılık sorunlarıyla ilgili vermiş olduğumuz araştırma önergeleri var. Bu kadar önemli bir konuda Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamayınca gündeme getirildiğinde, bugüne kadarki deneyimlerimizden gördüğümüz kadarıyla maalesef bu tür önergelerin arada kaynadığı ve kabul edilmediği, reddedildiği yolundadır.

Denizcilik sektörü denince akla, balıkçılık, deniz turizmi, ulaşım, gemi sanayisi, yat limanları, tersaneler, iş güvenliği, denizdeki doğal gaz, petrol aramaları; yine de gemi sicili, gemi bayrakları, yeniden düzenlemeler, sigorta sorunları, vergiler, uluslararası tahkim, ithalat ve ihracatta Türkiye'nin payı, taşımacılıkta Türkiye'nin payı… Bütün bu devasa konuları çok yakından ilgilendiren bir konuda gerçekten Meclisin bütün gruplarının ortak bir uzlaşıya varması zorunlu. Benzeri bir durum daha önce de yaşandı, kayıp çocuklarla ilgili, biliyorsunuz. Burada önerge kabul edilmedi ama daha sonra bütün grupların bu konuda önergeleri olduğu için bir araya gelindi ve bu konuda ortaklaşıldı. Bu konuda, Mecliste grubu bulunan bütün partileri denizcilik sektörünün, denizciliğin sorunları konusunda ortak bir mutabakata davet ediyoruz ve gerçekten bu konuda bir araştırma komisyonu kurulması ekonomik küresel kriz boyutuyla da olsa son derece önemli.

Neden diyeceksiniz? Üç tarafı denizlerle çevrili, gölleri, akarsuları, zengin coğrafi stratejik konumuyla tarihî, turistik, tarımsal ürünleri, çeşitli yer altı, yer üstü zenginlikleri olan ülkemizde denizciliğin en önemli alanlarından biri de balıkçılık. Küresel ekonomik kriz sonrası Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz'e olan 178 bin kilometre kıyı şeridi, 1 milyon hektarın üzerindeki sulama alanları, 3.442 kilometrelik akarsuları da, buna denize açılan akarsuları da dâhil ettiğimiz zaman sadece Akdeniz'de 5 bin, Karadeniz'de 1.700 canlı türü, yine Karadeniz'de 247, Marmara'da 200, Ege'de 300, Akdeniz'de de 500 balık türünün yaşadığı dikkate alınacak olursa dünya balıkçılık sektörü hızla gelişirken ülkemizde Avrupa Birliği süreciyle birlikte yapılan mevzuat değişiklikleri dışında ulusal bir politika üretilmiyor, planlama yapılmıyor, farklı bakanlık, genel müdürlük ve müsteşarlıklarla yönetilen sorunlar yaşanıyor.

Evet, daha önce burada Denizcilik Müsteşarlığının kurulması yönünde bir yasa tartışması yaşandı ve ülkemizin bu devasa sorunları, maalesef müsteşarlık bürokrasisine hapsettik. Bu, Türkiye'nin hak ettiği bir durum değildir.

Yine Hükümet Programı'na bakıyoruz, maalesef denizcilikle ilgili bir programda dişe dokunur bir şey yok. Oysaki Sayın Başbakan da denizci bir aileden geliyor. Orta Vadeli Program’a bakıyoruz 2012’ye kadar, yine bu konuda bir görüş, bir öngörü, bir planlama yok.

Peki, şu sorunun cevabını aramak gerekiyor: Vatan sadece toprak mı? Yani karasularıyla beraber deniziyle, hava sahasıyla da bir bütün değil mi? O zaman, denizcilik alanında niye bir politika belirlenmiyor? Bu konuda ciddi bir boşluk olduğunu görüyoruz.

Bizim parti olarak öngörümüz, görüşümüz çok açık ve çok net: Bu konuda bir denizcilik bakanlığı kurulsun. Evet, çok açık söylüyoruz: Denizcilik Müsteşarlığının bürokrasisine devasa denizcilik sorunlarını hapsetmek Türkiye'ye yapılacak en büyük haksızlıktır. Bunu çok açık olarak ifade ediyoruz. Üç tarafı denizlerle çevrili olan, bunca potansiyeli olan bir ülkede denizcilik bakanlığının kurulması için de bir araştırma komisyonunun… Benzer ve ilgili bütün araştırma önergelerini bir araya getirerek bütün grup başkan vekillerinin de bu konuda bir uzlaşı araması gerekiyor.

Bakıyoruz, bilinçsiz avlanma var, denetimsizlik var, plansızlık var, kültür balıkçılığında sorunlar var, kaynaklar hızla tüketiliyor, balıkçılık sektöründe Türkiye zenginlikleri ve değerlerinin farkında değil. Hamsi avında bile, bereketli bir sene geçiyoruz, bir sezon yaşıyoruz, hamsi bol yakalandığı zaman görüyoruz ki 300 bin tonu aşkın miktarı, bir kısmı balık unu yapılıyor ama gerisi denize dökülüyor. Yine, yağ fabrikalarına yok denecek fiyatlarla satılıyor ve üretici kendi mazotunun parasını çıkaramıyor. Büyük bir ihracat potansiyeline rağmen, iç tüketimi dahi karşılayamayan balıkçılık sektörünün yaşadığı sorunlar, destek, teşvik ve bilinçli avlanma konularında yeni politikaların hayata geçirilmesini zorunlu kılıyor. Kıyı balıkçılığının yanı sıra açık denizlerde yapılan avlanmalarda komşu ülkelerle yaşadığımız sorunlar nedeniyle birçok balıkçımız maalesef yaşamını yitirdi. Ukrayna’da, yine Bulgaristan karasularında balıkçılarımıza açılan ateş sonucu balıkçılarımız öldürüldü.

Bunların hepsini gördüğümüz zaman, gemi sektörünün, yat limanlarının, tersanelerin, her gün bir iş kazası olarak gündeme gelen iş güvenliğinin yanında denizciliğimizin getirileri olan bazı konuların da dikkate alınmadığını görüyoruz. Örneğin, petrol haritasına göre Kafkaslardan, Azerbaycan’dan Karadeniz kıyısına, Bulgaristan ve Romanya’ya kadar olan bir şeritte petrol yataklarının bulunduğu belirtiliyor ama petrol konusunda bugüne kadar arama sondajlarının binde 1 bile bir düzeye ulaşmadığını görüyoruz. Bunu yapamayan bir Türkiye, maalesef, Sinop 1 sondaj kuyusuyla Brezilya’yla ortaklık yapıyor, altı aylığına dünya kadar para ödüyor. Şunu çok açıklıkla söyleyebiliriz: Sinop 1 kuyusunda, açıklarında yapılan petrol aramalarında Türkiye, kendi sanayisiyle, kendi imkânlarıyla, kendi endüstrisiyle böylesi bir platformu inşa edecek güç ve kudrettedir. Türkiye, sanayisinin bu güç ve kudretine ve imkânına rağmen, maalesef, kredi, teşvik, özendirme olmadığı için Brezilya’yla gidip anlaşma yapıp, petrol kuyusu için ortaklık yapıp Türkiye’ye getiriyoruz. Bu destek, bu kredi, bu teşviki kendi gemi endüstrimizde ve sanayisinde, bırakın, verdiğimiz takdirde çok rahatlıkla bu platformların yapılabileceğini söyleyebiliriz.

Gemi sicilleriyle ilgili, gemi bayraklarıyla ilgili, taşımayla ilgili, taşıma güvenliğiyle ilgili, Aden Körfezi’ndeki korsan olaylarıyla ilgili her gün… Daha yakın zamanda bir gemimiz alıkonuldu. Bütün bunlar bir bütündür. Bunları birbirinden ayıramazsınız. Bunları ayırmaya kalktığınız zaman Türkiye’ye haksızlık edersiniz, Türkiye'nin potansiyelini değerlendirmemiş olursunuz. Sırf bu önerge iktidar partisinin dışında geliyor diye bizler de muhalefet edip bunu reddettiğimiz zaman, maalesef, Türkiye'nin çok can alıcı sorunları konusunda ortaklaşamıyoruz. Buradan tekrar söylüyorum, AK PARTİ grup başkan vekillerine soruyorum ve gerçekten ana muhalefete: Sizler daha önce benzer bir ortam yaşadınız. Bizim de önergelerimiz var. Gelin, burada bir uzlaşı çıkaralım, denizcilikle ilgili, bütün yönleriyle ilgili bir araştırma komisyonunun kurulması konusunda uzlaşı sağlayalım. Doğru olanı budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

29 konuşma daha · 30 Mart 2010

29 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook