Hükûmet adına enerji ve tabii kaynaklar bakanı taner yıldız'ın türkiye taşkömürü kurumu karadon müessese müdürlüğünde meydana gelen elim kazaya ilişkin açıklaması (içtüzük'ün 59'uncu maddesine göre)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 106. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Mayıs 2010 · 751 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 25 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HÜKÛMET ADINA ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ'IN TÜRKİYE TAŞKÖMÜRÜ KURUMU KARADON MÜESSESE MÜDÜRLÜĞÜNDE MEYDANA GELEN ELİM KAZAYA İLİŞKİN AÇIKLAMASI (İÇTÜZÜK'ÜN 59'UNCU MADDESİNE GÖRE)); konuşma 751 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Hükûmet adına enerji ve tabii kaynaklar bakanı taner yıldız'ın türkiye taşkömürü kurumu karadon müessese müdürlüğünde meydana gelen elim kazaya ilişkin açıklaması (içtüzük'ün 59'uncu maddesine göre)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 25 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-05-25-hukumet-adina-enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-taner-yildiz-in-turkiye (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu ölüm haberleri, acı haberler. Oltu, Gediz, Yeni Çeltek, Sorgun, Şırnak, Yapraklı, Mengen, Ermenek, Küre, Dursunbey, Balıkesir, Bursa ve en son Zonguldak Karadon’da yaşamını yitiren bütün madencilere Allah’tan rahmet, ailelerine ve bütün Türkiye halkına başsağlığı diliyorum ve gerçekten, siyasete konu edilmeyecek bu acıda Meclisin de çözüm konusunda ortaklaşması gerektiğini düşünüyoruz. Bunu söylerken acı gerçeklerimizle de yüzleşmekten korkmamamız gerektiğini de ifade etmek istiyorum. Her şeye şu gözlükle bakmak da yanlış, kaderci yaklaşım da yanlış, eleştiri dozunda olmayan eleştiri de doğru değildir. Burada amaç çözüm olmalıdır diye düşünüyoruz.
Bizim madencilikteki iş kazaları konusunda birkaç veriyi hatırlatmak istiyorum, ondan sonra aslında daha sağlıklı tartışabilme olanağına kavuşacağımızı düşünüyorum.
İş kazalarında dünya 3’üncüsüyüz, Avrupa’nın 1’incisiyiz ve 2008 yılında, 2009, 2010 yılında maalesef kazaların arttığını biliyoruz.
Yine elimizde veriler var. 2006 ILO’nun verileri rapor hâlinde yayınlandı. Türkiye’de 100 bin işçi için maden sektöründeki kaza oranını 74,2 veriyor; Polonya için 15,8; İtalya 22, Fransa 19,2; İngiltere 15,4; Kanada 31,6.
İş kazalarındaki ölümlerin, meslek hastalıklarının da oranı yüzde 63,3 olarak kömür ve linyit sektörü olarak gösterilmektedir. Durum böyle olunca, bunun vahametini tespit etmek gerekiyor.
Avrupa Birliği İlerleme Raporu’na bakıyoruz ve “19’uncu fasıl: Sosyal politika ve istihdam konusunda Avrupa Birliği müktesebatının iç hukuka aktarılması bakımından ilerleme kaydedilmemiştir.” notu düşüyor ve son resmî istatistiklere göre 2007 yılında 8.602 iş kazası meydana geldiği, kayıt dışı sektörde yaşananların bildirilmediği, idari kapasitede iş teftiş kurulunun kapasitesinin eğitim ve personel alımının güçlendirilmediğinden bahsediyor. Burada teftiş kuruluna bir rakamsal olarak bakmakta yarar var: Türkiye’de 8 milyon 674 bin 726 işçi var ve maalesef iş müfettişi sayısı 582; 1 müfettişe 14.095 işçi düşmektedir. Türkiye’de 48 bin maden arama ruhsatı vardır ve bir firmaya 2.500 civarında sadece arama ruhsatı verildiğini biliyoruz.
Evet, kazaların nedenleri konusunda özelleştirme, taşeron, redevans, iş güvenliği zaafı, ucuz iş gücü, sendikasızlık, para ve kâr hırsı, kamu madenciliğinin küçültülmesi, uzun yılların birikim ve deneyiminin kaybolması, üretim teknik altyapısının yetersizliği, deneyim ve uzmanlaşmanın olmaması, yine taş kömürü havzasının 2004’ten sonra Maden Kanunu kapsamına alınması, özelleştirmeler, ihaleler, iş sağlığı ve iş güvenliği yatırımlarının teşvik edilmemesi, yine farklı bakanlıkların, farklı genel müdürlüklerin kapsamında olan bir çalışma nedeniyle etkin bir denetimin yapılmaması ve Maden Mühendisleri Odasının özellikle görev ve yasal hakkı olan mesleki denetimin engellenmiş olması, risk değerlendirmesi yapılmaması, çalışması uygun olmayan işletmelerin kapatılmaması, özelleştirme -taşeronlaştırma madencinin kâbusu hâline gelirken bu konuda bunun üzerine etkin bir denetimin kurulmaması, Türk ticaret kanunu’nun bu Mecliste bekletilip çıkartılmaması, taşeron sorumluluğunun getirilmemesi -ki biliyorsunuz vardır orada- evet arkadaşlar bunların hiçbirisi kader değildir. Biraz da gerçeklerle yüzleşmekte yarar var. Örneğin çocuk ölümlerinde nasıl ki önlem aldığımızda yüzde 45 oranında ölümlerde azalma sağlanmışsa demek ki etkin önlem alındığı zaman, bu, kader olmaktan çıkıyor. Hükûmetin de böylesi bir yaklaşımla olaya bakmasında büyük bir yarar var.
Hemen rakamlara devam ettiğimiz zaman şu görülüyor: Özel sektörün madencilikte ve taş kömüründeki payına bakıyoruz. AK PARTİ İktidarının 2002’de göreve başlamasıyla beraber özel sektördeki pay yüzde 3,2; 2005’te 23’e çıkıyor, 2006’da 34,3’e çıkıyor, 2008’de 39,6’ya çıkıyor arkadaşlar. Çinli firmalar hariç özel sektörde “taşeron” dediğimiz şirketlere verilen ocakların hemen hemen Türkiye Taşkömürü İşletmelerinin kapasitesinin yarısına vardığını görüyoruz. 2007 yılında kömür madenciliği iş kazası 6.293 olup bu sayı beklenen iş kazasına göre yüzde 1.530 fazladır. 2008’de 5.728 iş kazası, 1.396 oranında fazla. 2009-2010 verileri yok ve cumhuriyet tarihinin maalesef en fazla özelleştirmesinin yapıldığı son sekiz yılda denetim olayının maalesef azlığı dikkat çekiyor.
Karadon mevkisindeki yeni kuyuda kapıda yazılanlar belli zaten: “Kaza geliyorum demez.” ya da “Önce iş güvenliği”, “Ocağa gaz maskesiz girilmez.” Bunlar sıradan tedbirler değil tabii ama sendikacıların bazı açıklamaları var. Eğer gerçekten… Ki bu konu da belirtiliyor; taşeron şirketleri akşam telefon ediyor, işçiler ertesi günü geliyor ve “Baretini, lambanı al, ocağa in.” deniliyormuş. Bu çok vahim bir durum. Yirmi bir gün eğitim, hem teorik hem pratik eğitim görmesi gereken bir işçinin hemen aşağı, eksi 540 metreye indirilmesi gerçekten dehşet verici.
Burada sadece maden kazalarında dünyadaki oranımızın yüksekliği, bizim önlem almamız gerektiği konusu yetmiyor. Maden Araştırma Komisyonumuz Zonguldak’ta bir inceleme yaptı ve Zonguldak’taki Maden Mühendisleri Odasının Komisyona verdiği bilgiler var, oradaki sendikaların verdiği bilgiler var, oradaki Türkiye Taşkömürü İşletmeleri yetkililerinin verdiği bilgiler var. Eğer metan gazı artı hava birleşip grizu patlaması oluşuyorsa galerilerin durumu ve gidiş gelişi, havalandırması, suyu, bunların çok ciddi önlemler gerektirdiği bilinen bir gerçek.
Kanada’da bir madende, araştırma komisyonu olarak gittiğimizde, biz de asansörle 500 metre kadar aşağı indikten sonra galeride uzun bir süre gittik ve orada kurtarma odalarını gördük. Bu kurtarma odaları gerçekten dikkat çekiciydi, muhkemdi, oksijen tüpleri vardı, telefon vardı…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 25 Mayıs 2010