İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 118. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kamulaştırma kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.475)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 118. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Haziran 2010 · 746 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 16 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMULAŞTIRMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.475)); konuşma 746 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Kamulaştırma kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.475)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-06-16-kamulastirma-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-475 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 475 sayılı Kamulaştırma Kanunu Tasarısı’yla ilgili Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Mülkiyet hakkı kutsaldır. Yani bunun tarihine indiğimiz zaman Hammurabi kanunlarında, arkasından Roma hukukunda, 1215 tarihli Magna Carta Libertatum’da, 1789 Fransız Yurttaş Hakları’nda, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 1 Protokolü’nde, Anayasa’mızda, yine Osmanlı İmparatorluğu döneminde İslam hukukundan günümüze dinen hak ve helal kılınmış olanlardan günümüze mülkiyet hakkı en temel hak ve hürriyetler içinde yer almış haklardan birisi.

Şimdi, burada temel sorun, bu yasa çıkarılırken 2003 tarihli Anayasa Mahkemesi kararıyla verilmiş bir iptal kararı. Tabii, yedi sene niye beklendi, bu enkaz bugüne kadar kaldı, ayrı bir konu ancak bu konuda çok ciddi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları, Anayasa Mahkemesi kararları ve yine elimizde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları var. Bu konuda çok ciddi bir reforma gidildi, Anayasa’da değişiklik yapıldı, kamulaştırmayla ilgili bir hüküm Anayasa’ya konuldu. Ancak bu Anayasa’ya konulmasına rağmen, geçmişe yönelik olarak mülkiyet hakkı ihlalleri konusundaki ihlaller giderilemedi. Aslında bu tasarının bir noktada amacı bu. Gerçi, yargının yapması, içtihat birliği sağlaması gereken bir konuda yasamanın bu alana girmesi hukuk devletiyle çelişiyor ve çok da doğru değil. Ancak, şunu ifade etmekte yarar görüyorum: Elimizdeki verilere baktığımız zaman çok ciddi Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararları var. Taşınmazın yola çevrilmesi, istimlaksiz taşınmaz malı yola çevirme, el atmanın önlenmesi, velhasıl kamulaştırma yapılmış ancak işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış iken el atılmış mülklerin ihlali burada söz konusu.

Burada, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarının yanında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin çok ciddi ihlal kararları var ama üç tane örnek vermek istiyorum: Bir tanesi, örneğin, Akıllı Türkiye Davası; 1975 yılında Millî Savunma Bakanlığı tarafından bir kamulaştırma; Adana ilinin Osmaniye ilçesindeki davacılar; hemen bakıyorum, yine bir başka olay Mardin’de, yine aynı şekilde Millî Savunma Bakanlığı; bir tane de Şanlıurfa’da Karaköprü’de, yine Millî Savunma Bakanlığı el atma, kamulaştırmasız el atma. Bu konuda çok ciddi hak ihlalleriyle Türkiye mahkûm olmakta. Doğrudur ancak “Bunca düzenlemeye rağmen değişen ne?” diye sormak gerekirse, günümüzde Alpaslan 1 Barajı suları altında kalan ve hâlâ çözülemeyen istimlak konusu var. Rize’de organize sanayi bölgesinde hâlâ çözülemeyen bir kamulaştırma, istimlak konusu var. Bilecik-Bozüyük-Mekece çevre yolunun yapımında hâlâ çözülmemiş sıkıntılar var. Alanya-Gazipaşa duble yolunun yapımında hâlâ çözülmemiş kamulaştırma sorunları var. Yine, Türkiye’de enerji projeleriyle ilgili çok ciddi kamulaştırma sorunları var. Ve en enteresanı da şunu söyleyeyim: Maden Kanunu’yla gelecek olan çok ciddi ihlaller var.

Şimdi burada bir konuya dikkat çekip tezadı koymak istiyorum. Şimdi en büyük ağa aslında hazine, devlet ağa! Devlet ağa Türkiye’deki gayrimenkullerin yüzde 70’ine sahip. Devlet ağanın 31.671.821,57 metrekare, 4.500 kiralanan taşınmazı var. Yirmi ile kırk dokuz yıl arasında kiraya irtifak hakkıyla verilen 568, toplam yüzölçümü ise 33.378.592,99 metrekare arazi. Suriye veya dışarı göç etmiş vatandaşlarımızdan hazineyle ilgili ihtilaflı araziler. Yine mayınlı arazilerle ilgili ciddi mülkiyet ihlalleri. Bütün bunları dikkate aldığımız zaman bu tasarı buna çözüm getirecek mi, bu içtihadı giderecek mi? Buna inanmıyorum. Çünkü uygulamadaki yargı kararlarına baktığımız zaman bu sorunu çözmüyor. Bir uzlaşma kurulu getiriliyor. Bu uzlaşmada bir trampa gibi bir şeyler de konuluyor uzlaşma yoluyla ödeme konusunda. İmara açılma var. Bu komisyonlar biraz hakem kurulu gibi değil ve tartışmalı kararlara yol açabilecektir. İkincisi, ayrılan ödenek yüzde 2’yi karşılamaz. Üçüncüsü de, vatandaşa “Uzlaşma sağlayamıyorsan üç ay içinde dava aç…” Arkadaşlar, üç ay içinde dava açmayan da hak ihlaline uğrayacak ve bütün bu kamulaştırma bedelleriyle ilgili, vatandaş, haberi olmadığından üç ay içinde dava açamadığı için bütün hakları ihlal olacak.

Bununla ilgili bir önergemiz olacak. Bu önergeyle ilgili daha detaylı konuşacağız. Çünkü mülkiyet hakkı ihlalleri artık sadece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’yle Avrupa Mahkemesinin konusu değil, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin de bir parçası oldu. Böylesi bir durum karşısında mülkiyet hakkının korunması özellikle de vatandaşın mülkü olan konusunda devletin bizatihi kamu yararı tespit edilmeden, kamu yararına kararlar alınmadan, kamulaştırma kararı alınmadan, Anayasa’ya hüküm konmasına rağmen uygulama hataları var. Bu uygulama hataları konusunda Hükûmetin mutlak surette açıklayıcı, detaylı bir yönerge, bir genelgeyi göndermesi, idari birimlerin bu konuda daha dikkatli davranması, özellikle yerel yönetimler konusunda yaygın sıkıntılar var ve DSİ’nin, baraj yapılmasının, yol yapılmasının, benzeri, işte havaalanı yapılmasının, birçok konuda bu kamulaştırma işlemlerinin Anayasa’nın son değişiklik hükümlerine göre dikkate alınması gerekiyor. Böylesi bir tasarıda düzenleme yapılırsa özellikle ödemelerde taksitle değil peşin, yani yüzde 2 konusu yeniden gözden geçirilmeli, uzlaşma konusu yeniden gözden geçirilmeli, dava açma süresi de bir yıl olarak, vatandaşın bundan haberdar olacağı makul bir süre olması gerekiyor. Bu konuda bir iyileştirme olursa tasarının bir nebze olsun amacına ulaşacağına inanıyorum.

Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP ve CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

88 konuşma daha · 16 Haziran 2010

88 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook