Karayolları genel müdürlüğünün teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı ile istanbul milletvekili bayram meral ve 20 milletvekilinin; 5539 sayılı karayolları genel müdürlüğü kuruluş ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:499)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 120. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Haziran 2010 · 514 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 18 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE İSTANBUL MİLLETVEKİLİ BAYRAM MERAL VE 20 MİLLETVEKİLİNİN; 5539 SAYILI KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:499)); konuşma 514 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Karayolları genel müdürlüğünün teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı ile istanbul milletvekili bayram meral ve 20 milletvekilinin; 5539 sayılı karayolları genel müdürlüğü kuruluş ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:499)”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-06-18-karayollari-genel-mudurlugunun-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-ta (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, kamulaştırma davalarında 2000’li yıllara kadar çok yüklü tazminatlar ödedi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları sonucu ve Avrupa Birliği üyelik sürecinde Anayasa’da 46’ncı madde değiştirildi. O dönem bu değişikliği yapan koalisyon hükûmetlerine burada teşekkür etmek istiyorum gerçekten.
Ne diyor 46’ncı madde? “Devlet” diyor, “Kamu tüzel kişileri” diyor, kamulaştırma yapacağı zaman “…gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla kamulaştırma yapmaya yetkilidir.” diyor. Anayasa’nın hükmü bu. Peşin, tıkır tıkır, nakit. Hani gidiyorsunuz ya; böyle, taksit taksit değil, demokrasi gibi değil. Sizin hükûmet anlayışında hani taksitle demokrasi var ya. Buna bir ikinci fıkra getirmiş, diyor ki, kamulaştırmada “Tarım reformu, kıyı şeridi, turizm…” Saymış belli başlı konuları. Bu konularda diyor, kanun gereği diyor, taksitlendirme yapılabilir. Dikkat edin.
Bu kanun neyi düzenliyor arkadaşlar? Kamulaştırmasız el atmayı düzenliyor. Devletin gasbını, devletin kurumlarının, devletin kuruluşlarının, devletin belediyelerinin, Ankara Büyükşehir Belediyesinin, Park, Oran Vadisi dâhil o vadilerin hepsini kentsel dönüşüm adı altında kamulaştırmasız el atmasını düzenleyen bir yasa hükmü. Yani burada kamulaştırma yok, kamulaştırmasız el atmayı düzenliyor. Durum bu iken çok açık bir şey var, Anayasa hükmüne aykırı yasa teklifi verilemez. Anayasa’ya aykırı yasa teklifi verirseniz Anayasa Mahkemesinden tekrar dönecek. Zaten Anayasa’nın 90’ıncı maddesi uluslararası sözleşmeleri bu konuda amir kılıyor.
Şimdi, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1’inci maddesindeki mülkiyet hakkı ihlalinde kamulaştırmasız el atma durumu mülkiyete erişimin sürekli ihlali olduğu için müruruzaman yoktur denilen davalardandır dikkatinizi çekerim. Yani Anayasa Mahkemesinin 83 tarihli yasa hükmünün iptali dahi, yirmi yıl zaman aşımı dâhil bütün bunlar dikkate alındığı zaman bu Anayasa’ya aykırı bir kanun teklifi var. Şimdi, diyebilirsiniz: “Çoğunluğumuz var, biz bunu, bir kanunla bu Anayasa’yı da değiştirebiliriz.” Vallahi yani buna da pes denilir. Yani azıcık içinizde hukukçu yok mu? Birilerinin gidip bunun, böyle olmayacağını Anayasa’nın 46’ncı maddesinde kamulaştırma hükmünün 2001’de yazıldığını, peşin peşin ödeneceğini, bunun öyle olmayacağını bir hukukçunun anlatması gerekiyor.
Anayasa Mahkemesinden dönmüş bir dava sonucu alınan bir kararı 2003’te, yedi sene sonra Meclise getiriyoruz, onu da elimize yüzümüze bulaştırıyoruz. Bu olmaz arkadaşlar, bunun mutlaka Anayasa’ya uygun hâle getirilmesi lazım. Onun için bu maddede yeniden bir yazılma gerekiyor. Nedir yeniden yazılma? Bakın, üç önemli ihlal var. Bir, taşınmazın el koyma tarihindeki niteliği. Ne münasebet, yirmi yıl, otuz yıl el koymuşsun vatandaşın malına mülküne, şehir büyümüş, orada kıymetli bir arsa olmuş. “Efendim, otuz sene önce gasbettiğim senin arazin tarlaydı, al sana tarla parası.” diyeceksiniz bu vatandaşa. Vatandaş başka bir devletin vatandaşı mı? Yok, kendi vatandaşın. O zaman onun mülkünü, kutsal hakkını niye korumuyorsunuz?
Şimdi, burada ciddi bir hata var: Bugünkü değeri, niteliği dikkate alınır. Diyorsunuz ki: “Taksitle...” Taksitle olmaz, bunun peşin olması gerekiyor.
Yine, diyorsunuz ki: “Üç ay içinde dava açılır.” Siz yirmi yıllık zaman aşımını getirip üç aylık bir dava zaman aşımıyla kesip neyi kurtarmak istiyorsunuz, kimi kurtarmak istiyorsunuz? Gökçek’i mi kurtaracaksınız? Kimleri kurtaracaksınız? Gerçekten, bunu düşününce korkuyorum. Biraz sonra bir önerge getireceksiniz -daha geçen geri çekildi ya geçici maddeyle ilgili- getirirseniz hiç şaşmam. Gökçek istemiştir. O önerge gelirse, burada da oylanırsa, hiç şaşmam.
Arkadaşlar, bunu yapmayın. Bu, yanlıştır. Bu, gidişat yanlıştır. Genel Başkanınızın ruh sağlığı iyi değil. Bugün bize bir saatini ayırdı. Diyor ki: “Birileri rant sağlıyor bu çatışmalardan.”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
74 konuşma daha · 18 Haziran 2010