Dısişleri bakanlıığının kuruluş ve ve görevleri hakkında (s.s.524)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 127. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Temmuz 2010 · 872 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 1 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DISİŞLERİ BAKANLIIĞININ KURULUŞ VE VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.524)); konuşma 872 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Dısişleri bakanlıığının kuruluş ve ve görevleri hakkında (s.s.524)”. TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-07-01-disisleri-bakanliiginin-kurulus-ve-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-524-2 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Türkiye'nin gerçek gündemini Mecliste konuşamamanın acısını yaşıyoruz.
Evet, Türkiye'nin gerçek gündemi nedir? Eğer sabah son dakika haberlerine 2 asker, 3 korucu, 12 etkisiz kılınan insan haberleri düşüyorsa, yani Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı 17 insanın daha ölüm haberi düşüyorsa yüce Meclisin başsağlığı dilemek ve kınamaktan öte de bir görevinin olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Meclisin gündemi… Bu acılar yaşanırken, ülkemin batısında analar Türkçe ağıt yakarken doğusunda Kürtçe ağıt yakarken, bu can yakıcı olaya birinci gündemine alıp Meclisin bunun üzerinde tartışması, çalışması, çözüm bulması gerekirken yine istimlak kanunlarını, özelleştirme kanunlarını, Karayolları kanunlarını ve Türkiye'nin gerçek gündemi olmayan konuları konuşuyoruz.
Evet, çok basit gelebilir, birileri gidip Gediktepe’de fotoğraf pozu yarışmasına da katılabilir. Oysa, siperlere gitmekten çok on sekiz yaşında, yirmi yaşında, gencecik toprağa düşen insanlarımızın önünde siper olacak bir Meclise ihtiyaç vardır.
Çağrıda bulunuyoruz, daha önce gensoruda da söyledik, daha önce de söylediklerimizi defalarca söylüyoruz ve bu önergelerle dile getireceğiz. Gelin, Meclis Türkiye'nin gerçek gündemiyle toplansın. Gerçek gündemi, bu olaylarda çatışmasızlık ortamını nasıl sağlamaktır, nasıl çözüm buluruz ve bunları konuşalım, sonra Meclis tatile girsin. “Meclis, bunu çözene kadar tatile girmesin.” diyoruz. Bu çağrımızı buradan yineliyoruz ve diyoruz ki: “Bu Mecliste, eğer bu Mecliste İktidar Partisi Genel Başkanı Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı ile görüşemiyorsa, dört tane grubu olan parti liderleri görüşemiyorlarsa, eğer görüşüp bu konuda bir diyalog, uzlaşı ortamı arayamıyorsa, her gün akan kanın ve her ölümün birinci sorumluları siyaset kurumu olarak şu an Mecliste temsil edilen partilerdir, milletvekilleridir.” Gözyaşı döken, yüreklerine kor düşen anaların hepsinden bir siyaset kurumu üyesi olarak özür diliyorum ve Meclis adına da bunu gündeminin birinci sırasını oturtmadığı için, çoğunlukçu siyasetini yine halkımıza, çoğunlukçu siyasetiyle ülkemin gerçek gündemi yerine kendi partisinin gündemini, kendi seçim yasalarını, kendi kadro yasalarını, kendisinin kendi gerçek gündemini koyan anlayışı da burada kınadığımı ifade etmek istiyorum.
Evet, toprağa canlar düşerken, yarın da 2 Temmuz Sivas katliamının, Madımak’ta yanan aydınlarımızın, sanatçılarımızın, değerlerimizin gerçek katilleri yakalanmazken tamamı, adalet yerini bulamazken ve Alevi yurttaşlarımızın Kahramanmaraş’ta yaşadığı travmayı görmezlikten gelen, Çorum’da yaşananları görmezlikten gelen, bugün de Sivas’ta yaşananları… “Devletin resmî politikasıyla yüzleşemeyenlerin, getiremeyenlerin konuşulduğu bir Türkiye’de, siz hangi kardeşliği sağlayacaksınız?” diye sorma hakkını kendimizde buluyoruz.
Evet, kardeşlik, bu ülkede yaşamak “Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.” Bu sevda bizimse eğer, bu sevdanın uğrunda siyaset kurumunun, Meclisin vereceği en onurlu mücadele, en temel hak ve hürriyet olan yaşama hakkını yüceltmektir, sağlamaktır. Gelin, siperlerde poz verme yarışından vazgeçilsin. Sayın Kılıçdaroğlu’na buradan çağrıda bulunuyorum: Ne olur, o sipere gitme! Siyaset kurumu Meclis kendi sorumluluğunu on sekiz yaşındaki, yirmi yaşındaki askere yüklerse o siperlere ancak o askerden, o çocuklarımızdan özür dilemek için gidilebilir. Yapmayın ve gerçek gündeme dönün. Başbakan da tatilde, tatilden dönsün ve Meclis bu konuda acilen görüşsün diyoruz.
Değerli milletvekilleri, bugünkü önergemizin konusu yolsuzluklar. Bir ülkenin birinci problemi, gerçek gündemi, kardeş kanının döküldüğü çatışma ortamını sonlandırmaktır. Birinci gündem budur. İkinci gündemi yolsuzluklardır. Yolsuzluk bir ülkeyi, bir toplumu kemiren en büyük canavardır. Üçüncüsü, işsizlik ve yoksulluktur.
Bakın, Türkiye'nin gerçek gündemleri olan bu konularda Meclis işletilmiyor. Çoğunlukçu demokrasi anlayışı, çoğulcu değil, çoğunlukçu demokrasi anlayışı… Hani, 2010-2014 yılları yolsuzlukla mücadele stratejisinin çizildiği yıllardı? Şimdi, Google’a bir tıklayın; bütün, televizyonları başında bizi izleyen vatandaşlarımızdan rica ediyorum: Lütfen “AK PARTİ-yolsuzluk” yazın ve Google’ı tıklayın, kaç yüz bin veriye ulaşacaksınız bir görün ve bu verilerin yerel yönetim ayağını, enerji ayağını, sağlık ayağını, maden ayağını, tarım ayağını, çevre ayağını, turizm ayağını, kültürel varlıklarımızın satılması ayağını, yap-işlet-devret modeliyle ülkenin parsel parsel nasıl satışa çıkarıldığını, Galataport’u, Harem Projesini, üçüncü köprüyü… Bakın, üçüncü köprünün temelleri daha atılmadan 400 kilometrelik güzergâhta kimler rant sahibi, kimler oralardan kazanacak? Bütün bunların, ihale kanunlarının hepsinin görüşülmesi gerekiyor. Ben burada, bir partinin, bir iktidarın sorunu olarak da görmüyorum. Bu bir ülke sorunudur. Yolsuzluklar, her iktidar döneminde az da olsa çok da olsa görülür. Bu, muhalefetin de sorunudur ama bununla ilgili bir strateji çizeceksek ve 2010-2014 yılı da bu yolsuzlukla mücadele stratejisinde Türkiye'nin saydamlaşmasının artırılması, yolsuzlukla mücadelenin güçlendirilmesi stratejisinin ve Avrupa Birliği ilerleme raporunun gereği ise yine, Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu olan GRECO’yu 2004’te Türkiye imzaladıysa, gelin, bu stratejiyi, Meclis, bir araştırma komisyonuyla belirlesin; gelin, bütün partilerin görüşlerini katın; gelin, birlikte mücadele edelim. O kadar kolay değil. Elinizde Teftiş Kurulu olabilir, Başbakanlığın. Başbakanlık Teftiş Kurulu, söyler misiniz TOKİ’yi nasıl denetleyecek? Başbakana bağlı TOKİ, Başbakana bağlı Teftiş Kurulu; hem hâkim hem savcı. Haydi buyurun... Nasıl teftiş edecek söyler misiniz? Yani böyle bir ölçü dünyanın hiçbir yerinde var mı arkadaşlar? Kamu görevlileri için etik kurallar yasasını çıkarmak için, önce milletvekilleri için, siyasiler için bir etik kurallar yasasını çıkarmamız gerekiyor. “Gelin, dokunulmazlıkları, yolsuzluklarda sınırlamaları kaldıralım.” diyoruz. “Gelin, kürsü dokunulmazlığı düşünce özgürlüğüyle sınırlı kalsın.” diyoruz.
Değerli arkadaşlar, Irak sınırında, İran sınırında, bir bidon mazot için, bir karton sigara için son üç ayda kaç kişinin öldüğünü biliyor musunuz? Biz bunu her gün Meclis kürsüsünde gündeme getiriyoruz; araştırma önergeleri okunuyor. Bir karton sigara, bir bidon mazot için kurşuna dizilen o köylülerin fotoğrafını görüp de vicdanen azap duymayan bir insanın ben insanlığından şüphe duyarım. E, öbür tarafta deveyi de havuduyla götüren, milyarları götürenler var. Yani ne oluyor bu enerji politikalarında? Nükleer santraller imzalanırken kaç rakamlar oynuyor? En son on yedi tane kobra alacağız, savaş aracı alıyoruz, 3,5 milyara hangi şirketler kapıyor? Niye Mecliste bunu tartışamıyoruz? F35’lerin yeniden yapımıyla ilgili Eskişehir’de ne kadar yatırım yapacağız? Paralar ne kadar gidiyor?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
70 konuşma daha · 1 Temmuz 2010