Bilge kişi nasreddin hoca hakkında
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 130. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Temmuz 2010 · 548 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 7 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 130. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİLGE KİŞİ NASREDDİN HOCA HAKKINDA); konuşma 548 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Bilge kişi nasreddin hoca hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 130. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-07-07-bilge-kisi-nasreddin-hoca-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; onurlu bir dış politika için ülkede demokrasinin kökleşmesi, güçlenmesi, hukuk devletinin de güçlenmesi, Parlamentonun da işlevini yapması gerekir. Eğer bir parlamento işlevini yapmıyorsa, o zaman güçlü bir dış politikadan da bahsedemezsiniz.
Bakın, bu çalışma tarzında bir arıza var. Ya Meclis görevini yapmadığı için birileri konuşuyor ya da Meclis sustuğu için birileri konuşuyor.
Bakın, dün Genelkurmay Başkanı çıktı, televizyonlarda konuştu, İlker Başbuğ. Kimin memuru? Hükûmetin, Başbakanın memuru. Neler söyledi? Yargıya söyledi, etmediğini bırakmadı. Emniyete döndü, söyledi, dedi ki: “Servis yapıyorlar basına.” Basına döndü, “malum gazete” dedi. Partimize döndü, demediğini bırakmadı. Irak’a da operasyon sinyalleri verdi.
Operasyon sinyallerini Sayın Başbuğ, Genelkurmay Başkanı veriyorsa “Sayın Bakanım, dış işleri politikasını Genelkurmay Başkanı mı belirliyor?” diye sorma hakkım var. Eğer, Genelkurmay Başkanı konuşuyorsa Başbakan susuyorsa burada bir terslik var. Eğer, sınır ötesi operasyona Genelkurmay Başkanı tek başına karar veriyorsa Sayın Dışişleri Bakanımız susuyorsa bunda bir terslik var.
Burada terslik şurada: Demokrasilerde generaller konuşmaz arkadaşlar. Zaten, Askerî Ceza Kanunu’nun 148’inci maddesi çok açık, diyor ki: “Komutanlar siyaset yaparsa, siyasi demeç verirse suçtur. Bir aydan beş yıla kadar cezalandırılır.” Peki, hangi savcı bunlar hakkında soruşturma açacak? Anayasa değişikliğinde getirdiniz, bir de Yüce Divanlık yaptınız ki hiç yargılanmasınlar. Bakın, bizim beş yüzün üzerinde fezlekemiz var. Genelkurmay Başkanına, bir savcı cesaret edip Türkiye Cumhuriyeti’nde soruşturma açabilir mi? Bir savcı gösterebilir misiniz? Kenan Evren’e soruşturma açan savcıların başına gelenleri biliyoruz, görevden atıldı. “Darbecileri yargılayacağım.” diyen savcıyı, Adana savcısını görevden aldılar. Şemdinli savcısını görevden aldılar.
Arkadaşlar, birbirimizi kandırmayalım, biraz burada doğru konuşalım. Ya bu Genelkurmay Başkanı susacak Meclis konuşacak ya Meclis susacak Genelkurmay Başkanı konuşacak. Şu an yaşadığımız durum, Meclis susuyor Genelkurmay Başkanı konuşuyor, asker konuşuyor, militarizm konuşuyor ve ağzına geleni söylüyor. Bırakın onu, medyaya bakın, emekli generallerin hepsi televizyon programlarında; bir tarafta emekli generaller, bir tarafta da strateji felaketzadeleri; öyle teoriler atıyorlar ki, öyle şeyler uyduruyorlar ki milletin uykusu kaçıyor. Kardeşim, bu emekli generallerin hepsi yirmi altı yıldır bu savaşın içindeydi. Bu savaşın içinde bu sonuca, bugüne getirenlerin, siyasilerle beraber sorumluluk taşıyanların kalkıp medyada, televizyon başında -o holding bu holding fark etmez, ha iktidar tarafı ha muhalefet tarafı, ha Doğan Grubu ha diğer grup- ne işi var bu televizyonlarda? Bunların ne bilgi birikimi var? Her gün 3’er 5’er general çıkarıyorsunuz televizyonlara, “stratejist” adı altında bir sürü felaket tellalı çıkarıyorsunuz, bir sürü komplo teorisi yaratıyorlar. Yani bu Meclis susuyorsa tabii ki bu ekranlarda bunlar konuşacak. Bakın, kaç tane stratejik araştırma merkezi kurulmuş, bilginiz var mı? Mantar gibi türemiş, herkes strateji kurmuş, herkes vakıf başkanı, herkes araştırma merkezi başkanı, herkes yönetici ama Meclis konuşamıyor.
Meclis kendi evlatları ölürken konuşamıyor, Meclis “Kendi evlatlarımın ölümünü nasıl durdururum?” diye konuşamıyor, Meclis gündemine hâkim değil, Meclis gündemine getiremiyor. Mecliste konuşamıyoruz Kürt sorununu çünkü atgözlükleri takmış bir siyasi dehayla ha bire gidiyoruz. Asayiş sorunu ile Kürt sorununu birbirine karıştırıyoruz, tarihle sosyolojiyi, kültürle kimliği, etnisiteyle inançları, dinle mezhepleri, bölgeleri her şeyi birbirine karıştıran, tek tipleştiren bir anlayışla doludizgin gidiyoruz. İşte İsveç’te anlatmışlar: “Kültür varlıklarımızı korumak için milyonlarca para harcıyoruz.” Bizde de birisi demiş ki: “Vallahi, biz de kültür varlıklarımızı, çoğunluğumuzu, zenginliğimizi tek tipe düşürmek için elimizden geleni yapıyoruz.” Aynen bugüne kadar yapılan resmî devlet politikaları bunlar. Alevi’yse sustur, Kürt’se sustur, Çerkez’se sustur, Arnavut’sa vur kafasına, Boşnak’sa ezdir, Arap’sa sesini çıkarmasın ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olacak. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın bir onuru vardır arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
64 konuşma daha · 7 Temmuz 2010