İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 131. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 131. Birleşim · 4. yasama yılı · 8 Temmuz 2010 · 894 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 8 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA(S.S.506)); konuşma 894 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)”. TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-07-08-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında üç yılı aşkın bir süredir Mecliste beraber görev yapıyoruz ve şunu gördük, araştırma komisyonları kurduğumuz zaman tüm partilerin üyelerinin katıldığı araştırma komisyonlarıyla, hem bilim hem uzmanlık hem ilgili resmî ve sivil toplum kuruluşlarını dinleyerek çok önemli çalışmaları, raporları hazırlayıp Meclise sunabiliyoruz.

Ana dilde eğitim yasağı, çocukların zekâ gelişimi, dersler, sınavlar, başarı, anlama yeteneği, iletişim kurma yeteneği, zihinsel dünyalar üzerinde yaratılan olumsuz etkiler, bunların bütün boyutlarıyla araştırılması yönündeki talebimizin nedeni, Türkiye'de sayıları milyonlarca olan Kürt yurttaşımızın çocuklarının kendi ana dillerinde eğitim yapabilme, aynı şekilde resmî dilde de zaten mecburi eğitim söz konusu olduğundan, kendi eğitim konularında gelişimlerini sağlamak, çünkü eğitimciler dünyada yaptıkları araştırmalarda şunu tespit ederler ki ana dili dışındaki bir dili öğrenen bir kişinin anlama kapasitesi, ne kadar o öğrendiği ana dilin dışındaki dille ilgili gelişim sağlarsa bile mutlaka yüzde 10’luk bir boşluk bırakırmış, bilimsel veriler bunu gösteriyor, çünkü daha anne karnında sesler, yaşadığı çevre, algı, bunlar hep zihinlere yerleşiyor.

Baktığımız zaman, zaten cumhuriyetin kuruluş yıllarında Meclisin kürsüsünde Kürtçe konuşmalara, Zazaca konuşmalara da tanık oluruz o dönemin tutanaklarını çıkardığımız zaman ve şu an, 12 Eylül askerî darbesinin getirdiği bir yasakçı Anayasa’yla -Anayasa’nın 42’nci maddesi- “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.” hükmünün getirildiğini görüyoruz.

21’inci yüzyılda yaşıyoruz. Avrupa Birliğinin projesi kapsamında uzun yol aldık. Ancak, bu konuda çok fazla yol almadığımızı söylemek istiyoruz. 2001 yılında, RTÜK’te yapılan bir değişiklikle, ilk kez koalisyon hükûmetleri döneminde Kürtçe televizyon yayını kırk beş dakika olarak başlamıştı. Yakın zamanda da TRT’nin Şeş kanalından ve diğer özel televizyonlardan ve radyolardan yayın yapılması söz konusu. Ancak ana dilde eğitim konusuna geldiğimiz zaman, Kürtçe kurslarına ancak belirli bir yaş kategorisi, on beş yaş üzeri insanların gidebildiği, ondan küçüklerin ise yasaklandığı Kürtçe kurslar Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde yapılabiliyor.

Tabii ki, ana dilde eğitim yasağı ÖSS’de ve benzer sınavlarda Kürt kökenli öğrencilerin çoğunlukta olduğu illerin alt sıralamalarda olmaları bir tesadüf değil. Örneğin, Şırnak’ta, Hakkâri’de, Muş’ta olumsuz eğitim koşulları tek başına değil, aynı zamanda önemli nedenlerden birisi de.

Yine araştırmalar gösteriyor ki, ana dil konusunda algılama ve sınavda kapasite artırma konusunda da çok ciddi zorluklar var. Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmeleri bir kenara bırakıyoruz, Lozan’da azınlıklara, gayrimüslim azınlıklara şu an eğitim olanakları verildi, biliniyor. Lozan’dan beri Ermeni, Yahudi, Rum cemaatlerinin… Ancak Lozan’ın 39’uncu maddesinin çok açık hükmüne rağmen bugüne kadar bir yasakçı anlayışın sürdüğünü görüyoruz.

Ben aslında biraz da dünya örneklerine değinerek, bu konuda yaşanan yasağın Türkiye’nin bir ayıbı olarak mutlak kaldırılması gerektiği noktasına vurgu yapmak istiyorum.

Eğitimde Ayrımcılığa Karşı UNESCO Sözleşmesi örneğin, kültürel haklar konusunda uluslararası standartları oluşturma çalışmaları sonucunda kültürel hayata katılma hakkı, bilimsel gelişmeye katılma hakkı, bilgi edinme hakkı, herhangi bir sanat ya da edebiyat yapıtının maddi ya da manevi ürününün korunması hakkı, kimlik hakkı, kültürel kimlik hakkı, silahlı çatışmalarda dünya ve kültür ve doğa mirasının korunması hakkı önemli verilerdendir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de benzer hükümler var. Kişinin istediği dili kullanma hakkı yer alıyor. UNESCO’nun (MOST) Sosyal Değişimlerin Yönetimi Programı çerçevesinde de belirlenmiş ki, çok kültürlü ülkelerde farklı kültürleri tanıyan, tanımayan ülkeler olduğu bir gerçek. Ancak 21’inci yüzyılda dil yasakları gibi ayıplardan hızlı bir arınma var. Üniter devlet yapısı modeli olarak gördüğümüz Fransa’da Oksitanca, Bretonca, Baskça, Flamanca, Korsikaca; İtalya’da Sardca, Almanca, Fransızca; Avusturya’da Slovence, Hırvatça, Çekçe; Finlandiya’da İsveççe; Yunanistan’da Türkçe ki, yeni Avrupa Birliği süreci ile başladı, Bulgaristan’da yine Türkçe başladı. Çok kültürlülük içinde yine toprağa bağlı özerklik, eyalet sistemleri uygulamalarında, İspanya’da özellikle Katalan, Galiçya, Bask, Aragon veya Belçika’da Flamanca, Fransızca veya Volanca, Almanca dilleri; İsrail’de de hem Arapça hem İbranice dilleri. Yine, Çin, Rusya, Hindistan, Filipinler, Pakistan gibi ülkelerde çok fazla dil konularının olduğu biliniyor. Buralarda, ona özgün, oranın özelliklerine özgün eğitimler var. Tabii ki üniter yapı bu tür bir dil eğitimine engel değildir.

Sayın Muharrem İnce “Millî maça gitmek ister miyiz?” diye, dün sormuştu. Elbette ki, dün seslenmiştim “İspanya favorimiz.” diye. İspanya gibi gitmek istiyoruz, vallahi gönlümüzden de geçiyor, birlikte... Çünkü, oradaki Katalanlar da, Basklar da, Endülüs’te Arapça konuşanlar da kendi dillerini, kimliklerini yaşıyor, konuşabiliyor ama üniter yapıyı da, üniter yapının simgelerini de onur ve gururla taşıyor. Biz de bunu, inşallah, Mecliste beraber hayata geçirip yapacağız.

MUHARREM İNCE (Yalova)Türk millî maçına çağıracağım sizi.

HASİP KAPLAN (Devamla)Evet, “İspanya gibi” dedim ve beraber, İspanya gibi bir demokrasiye kavuşma ve Anayasa yapma dileğiyle.

Biliyorsunuz, İsrail’de iki resmî dil var: Arapça ve İbranice. Yine, farklı diller var. Bugün, dil sayısı 6 bin, devlet sayısı 197. Bu da çok ülkenin çok kültürlü olduğunu gösteriyor, azınlık ve insan hakları sorunlarıyla ilgili.

Yine, Katılım Ortaklığı Belgesi’nde, 2005’te ana dilde yayın, eğitim önündeki engellerin kaldırılması sözü vermişti Hükûmet ama bunu yapamadı. Bu çok kültürlülükle ilgili, dille ilgili konuların toplumumuzda, halkımızda bir antipati yaratmadığı, bir terslik yaratmadığı… Zaman zaman, bu acılı süreçler nedeniyle -işte Ahmet Kaya’nın müziğine de tahammül olmadığını biliyoruz- bir Kürtçe şarkının kavga nedeni olduğunu da ancak bunların istisna olarak, aşılabileceğini düşünüyoruz.

“Indigenous” halkların haklarına ilişkin deklarasyona baktığımız zaman da yine yerli halkların, ki özellikle Kızılderililer için, Amerika kıtasında konulan sert determinasyonel hakkın, spesifik biçimde, kültür, din eğitimi, iletişim, dil konularını nasıl belirlediğini de biliyoruz. Türkiye’de de gerçekten inanıyoruz ki farklı kültürler, farklı diller… Ki, Kürtçe zaten dört lehçe. Türkiye’de de Zazaca, Dersim, Malatya, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ yörelerinde, ama Kırmançi lehçesinin daha yaygın olduğunu biliyoruz. Hint-Avrupa dil ailesi grubunda olmakla beraber, hukuk devleti, insan hakları çerçevesinde taleplere göre, ihtiyaca göre, bu, konuşularak, örneğin ülkenin her yerinde bu talebin olacağı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

59 konuşma daha · 8 Temmuz 2010

59 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook