Terörle mücadele kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ve benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:526)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 138. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Temmuz 2010 · 467 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 21 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TERÖRLE MÜCADELE KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:526)); konuşma 467 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Terörle mücadele kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ve benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:526)”. TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim tutanağı, 21 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-07-21-terorle-mucadele-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dai-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak) –Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gecenin bu vaktine kadar hararetli bir tartışmayla taş atan çocukları konuştuk. Şüphesiz Meclis, çocuklarını, yarınını, geleceğini ve istikbalini düşünmeyecek de, konuşmayacak da neyi konuşacaktı? Elbette ki bu kanun teklif ve tasarıları içinde Barış ve Demokrasi Partisinin, kapatılmadan önce Demokratik Toplum Partisinin bütün milletvekili arkadaşlarımızın imzaları vardı.
(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.
Gönül arzu ederdi ki Terörle Mücadele Kanunu 1991 senesinde çıktı, daha sonra 2005 yılında Türk Ceza Kanunu yapıldı, Türk Ceza Kanunu yapılırken Avrupa Birliğinin uyum paketleri, reformları hatta koalisyon dönemi 2001 Anayasa değişiklikleri de dikkate alındı, infaz hukuku Avrupa’ya uyduruldu, dörtte 3 infaz sistemine geçildi ama bununla beraber Terörle Mücadele Kanunu, bütün maddeleri yeni Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmesine rağmen maalesef Terörle Mücadele Kanunu kaldırılmadı. Bugün, bu tartışmalarımızın sonucunda bunu kaldırabilmiş değiliz, basın özgürlüğünü aşabilmiş değiliz, Azadiye Welat gazetesinin Yazı İşleri Müdürü Vedat Kurşun’a, eğer sırf Yazı İşleri Müdürü olduğu için yüz altmış altı buçuk sene hâlâ ceza veriliyorsa bu ülkede, arkadaşlar, düşünce özgürlüğünün, farklı dillerin, farklı kültürlerin yayınlanması konusunda hâlâ bu Terörle Mücadele Kanunu bir engeldir. Umarım ki ileri dönemlerde, günlerde bunu aşabileceğiz. Basına yönelik tehditler devam ediyor, düşünce açıklamasına ilişkin hükümler devam ediyor, yasaklar. İstediğiniz kadar Avrupa Birliği uyum paketleri deyiniz, Kopenhag Kriterleri deyiniz bunları aşabilmiş değiliz.
Yine şunu da ifade etmek istiyorum: Demokratik bir toplumun oluşmasının temeli öncelikle kendini ifade kanallarının açılmasıdır. Toplantı ve gösteri hakkı olmayan bir ülkede, dernek kurma hakkı olmayan bir ülkede, sivil toplumu gelişmemiş bir ülkede maalesef demokrasi de gelişemiyor.
Eğer sivil toplumumuzu geliştirebilmiş olsaydık, bugün Diyarbakır’da Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin 479 tane sivil toplum örgütünün toplanarak, günlerce tartıştıktan sonra, aldıkları kararları kamuoyuna deklare ederken çatışmalı sürecin dindirilmesi, sona erdirilmesi konusunda yaptığı çağrıya bütün siyasi parti gruplarının içtenlikle cevap vermesi gerekirdi. Bu kürsüden “Operasyonlar da dursun, silahlar da sussun, herkes elini tetikten çeksin.” çağrısına buradaki, Meclisteki bütün parti gruplarının, en azından aynı duyarlılıkla cevap vermesi ülkemizin batısında, kuzeyinde, Akdeniz’inde, İç Anadolu’sunda da sivil toplum örgütlerinin aynı cevabı vermesi gerekirdi.
Bugün çocuklarımızın özel ağır ceza mahkemelerinden yaş küçüklüğü nedeniyle kısmen alabilmiş olsak da, cezalarını kısmen olsun indirebilmiş olsak da, kısmen olsun yaşadıkları infaz kurumlarında, okulda olması gereken bu çağda cezaevlerindeki günlerinde onlara karşı olan bir özür borcumuzu kısmen de olsa iyileştirebilmişsek; kerhen de olsa, içimize sinmese de bu yasa tasarısına sonuçta oy verebilmişsek, bu noktaya kadar gelebilmişsek ve özellikle iktidar partisinin 2006 senesinde yapılan bu değişiklikler altındaki o konuşmalarını, o sözlerini, o önergelerini bilen bir milletvekili olarak bunu getirebilmişsek, bugün aynı sözcülerin, Sayın Bozdağ’ın kalkıp 2006’dan sonra, dört yıl sonra, bugün aksini savunuyor noktaya gelmesini savunabiliyorsa, Türkiye’de demokraside azıcık da olsa bir ilerleme var ama içimde olan bir ukdeyi söylemeden gitmeyeceğim: 2004 yılında Meclis -burada şu tutanaklarda- idamı kaldırdı. Avrupa’nın bütün ülkelerinde, bütün çağdaş ülkelerde idam kalktı. Artık insanları asmıyorlar, kurşuna dizmiyorlar, giyotine çekmiyorlar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
61 konuşma daha · 21 Temmuz 2010