İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 10. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Milletvekillerine saldırılar hakkında

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 10. Birleşim · 5. yasama yılı · 21 Ekim 2010 · 857 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 21 Ekim 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLETVEKİLLERİNE SALDIRILAR HAKKINDA); konuşma 857 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Milletvekillerine saldırılar hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 21 Ekim 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-10-21-milletvekillerine-saldirilar-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğer etin kilosu 40 lirayı aşmışsa ve ülkemizde et ithalatı başlamışsa, hayvancılık sorunları son derece ciddi ve vahim bir noktada demektir. Bu nedenle, söz alırken, bizim, parti olarak, grubumuz olarak bu konudaki hassasiyetimizi dile getirmek istiyorum.

19 Şubatta Meclis araştırması önergesi vermişiz, hayvancılığın ve hayvan üreticilerinin sorunlarının değerlendirilmesiyle ilgili. Yine hayvancılık sektörüyle ilgili sorunların tartışılması ve ülke ekonomisine etkilerinin araştırılması için bir araştırma önergesi vermişim. Arkasından… Ülkemizde hayvancılık denirken hep, sığır, koyun, keçi anlaşılıyor ama üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde balıkçılık sektörü her nedense unutuluyor. Allah öyle bir ülke vermiş ki bize, etin kilosu 40 liraya fırladığı zaman hamsinin kasası da 5 liraya iniyor ve yoksulluk sınırı altındaki 15 milyon insanımız gerçekten bu ülkenin nimetleri olmasa açlığa mahkûm edilecek, gıdasızlığa mahkûm edilecek, sağlıksız beslenmeye mahkûm edilecek durumda. Yine, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki hayvancılık sorunlarıyla ilgili vermiş olduğumuz bir araştırma önergesi var.

Bütün bu araştırma önergeleri üzerinden baktığımız zaman, bir de önümüzde bir Kurban Bayramı var arkadaşlar. Hayvancılık sektörünün bunca sorun yaşadığı ülkemizde zaman zaman Diyanet İşleri Başkanlığının açıklamaları oluyor, diyor ki:”Yeri geldiği zaman kurban kesilmeyebilir.” Türkiye’de 73 milyonu kurban kesimi konusunda, ibadetleri ve inançları konusunda Diyanet İşlerinin doğru bilgilendirmesi gerektiğini de ayrıca düşünüyoruz. Çünkü kurban farz mıdır, hangi koşullarda farzdır, nasıl yerine getirilir, bunun mutlaka anlatılması gerekiyor.

Sadece hac ibadeti olanların hacca giderken kurban kesmesi şeklinde olan fariza, daha sonra hacca gitmeyenlerin de kurban kesmesi şeklinde devam etmiş. Bu, İslam’ın dört mezhebine göre değişiklikler arz ediyor. Örneğin, Maliki, Hanefi, Hanbeli ve Şafii mezheplerinde kurbana yaklaşım tarzı farklıdır. Şafiilerde farz olmadığı için kesimlerin daha az, Hanefilerde daha fazla olduğunu biliyoruz. Bu konuda elbette ki toplumun doğru bilgilendirilmesi gerekiyor.

Hayvancılık derken şunu ifade etmekte yarar var: İnsanoğlunun en temel haklarından birisi şüphesiz beslenme hakkıdır. Yaşamın idame ettirilmesi açısından bu son derece önemlidir. Hayvancılık, insanın dengeli beslenmesi için gerekli olan et ve süt gibi temel ürünleri üretmesinin yanında özellikle kırsal alandaki açık ve gizli işsizliği azaltmak, önlemek bakımından da önemlidir. Bu yönüyle göç olaylarını ve bunun ortaya çıkardığı sosyal sıkıntıları azaltmak ve önlemek gibi önemli ekonomik ve sosyal fonksiyonları da vardır.

Hayvancılık, sektör olarak et, süt, tekstil, deri, kozmetik ve ilaç sanayisi dallarına ham madde sağlayarak dengeli kalkınmaya katkıda bulunduğu gibi, ihracat yoluyla döviz gelirlerini de artırmaktadır. Ülkemiz hayvancılığının giderek gerilediği TÜİK verilerinden anlaşılacağı gibi son aylarda hızla artan et fiyatlarıyla bu konu kanıtlanmaktadır.

Kırmızı etin kilogramına Avrupa Birliği tüketicisi 4-5 dolar öderken, ABD tüketicisi 2-3 dolar öderken ülkemiz tüketicisi 16-17 dolar ödemektedir arkadaşlar. Bu, resmî veriler.

2009 Haziran ayında 18 TL olan dana kıymanın fiyatı 2010 Şubat ayında 24 TL’ye -bu bizim söylediğimiz en düşük rakamlar- 17 TL olan kuzu but fiyatı da 23 TL’ye çıkmış. Bunun pirzola, bonfile vesairede de 30-40, hatta 40’ın üzerine çıktığını da biliyoruz.

Avrupa ülkelerinde kişi başı kırmızı et tüketimi 75 kilogram iken ülkemizde bunun 8 kilogramın altına düştüğü de maalesef bir gerçek.

Mevcut ve önceki iktidarların öngörüsüz ve sığ tarım ve hayvancılık politikaları ülkemizde et tüketimini, fiyatlarının yüksekliği nedeniyle neredeyse lüks tüketime dönüştürmüştür. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren hayvancılığımızda sürekli denilebilecek bir gelişme sağlanmışken, 24 Ocak kararlarıyla, 1980, hayvan üretimi ve hayvansal ürünler üretimine verilen teşviklerin kaldırılmasıyla hayvancılığımıza büyük bir darbe vurulmuştur. Hayvancılığa vurulan darbeyi Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu, Yem Sanayii gibi tarımsal kuruluşların özelleştirilmesi… Bunun yanında, 1952 yılında kurulan Et ve Balık Kurumunun özelleştirilmeye çalışıldığı 1994 yılına gelindiğinde 29 olan kombine mevcudu günümüzde 8’e düşürülmüştür.

Üreticinin yetiştirdiği hayvanların değerlendirilmesi ve hayvan hastalıklarının önlemesi ayrı bir konudur.

Yine, ülkemizde gerilemenin en önemli etkenlerinden biri de maliyetlerin yüzde 78 oranında yem fiyatlarından oluşmasıdır. Yem fiyatları bir yıl içinde yüzde 50-60 civarında artış göstermiştir.

Yem fiyatlarındaki bu artış önlenemediği takdirde sektörden çıkışın önü alınamaz. Vergiler kaldırılmadığı takdirde, teşvikler yapılmadığı takdirde, kredi destekleri sağlanamadığı takdirde de maalesef istenen gelişme sağlanamaz.

83-90 yılları arasında Türkiye’den Orta Doğu ülkelerine yıllık ortalama 2,7 milyon canlı küçükbaş hayvan ihracatı resmen yapılmaktaydı. On beş yıl önce elimizde olan bu yakın pazar, bugün Avustralya, Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD’nin eline geçmiştir. Uygulanmakta olan politikalar hayvancılığımızı bitirme noktasına getirmiştir. Türkiye’nin bulunduğu iklim ve arazi koşulları, doğu ve güneydoğudaki yayla yasakları, yine 2008’den itibaren uygulanan politikalar, Avrupa Birliği ilerleme raporlarında da etkili önlemlerin alınmadığını göstermektedir.

Şimdi, durum böyleyken yine dört tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde 3.442 kilometre akarsuyu olan, 1 milyon hektarın üzerinde 200 gölü olan, 178 bin kilometre kıyı şeridi olan ülkemizde balıkçılıkta da SOS işaretleri görülmektedir. Evet, hamsi bugünlerde biraz ucuzladı ama balık türlerinin giderek kaybolduğu, lüferin tanesinin hâlâ 20 liranın altına düşmediği günleri yaşıyoruz. OECD ülkelerinin balıkçılığa ayırdığı harcamalar ve Türkiye’dekileri karşılaştırdığımız zaman, gerçekten… Bir bütçe konuşmasında sormuştum: “KÖYDES var, BELDES var. Niye TARDES’i kurmadınız? Programınızda yok, tarımı destekleme gibi bir projeniz yok.” dediğimde ve sorduğumda, bugüne kadar da bunun bir cevabını alamadım.

Şimdi, bu sorunları konuşuyoruz. Bu sorunları usul tartışmalarına boğmayalım arkadaşlar. Ülkemizin, hepimizin bu konuda uzlaşması gerekiyor. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi bu önergeyi verdi diye reddetmenin bir anlamı yok. Grup başkan vekillerimiz burada, bir uzlaşsınlar, maden komisyonu, spor komisyonu gibi bu konuda bir komisyon kurulsun arkadaşlar. Memurun et alamadığı günler yaşıyoruz. İşçinin asgari ücretle bir ayda 1 kilo eti alamadığı günler yaşıyoruz. Kuyumcu dükkânlarının yerine, artık, kasapların, marketlerin soyulduğu ve etlerin alındığı günleri yaşıyor Türkiye.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

14 konuşma daha · 21 Ekim 2010

14 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook