İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 28. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 28. Birleşim · 5. yasama yılı · 8 Aralık 2010 · 880 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 8 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 880 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 8 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-12-08-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 565 sıra sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Görevini Kötüye Kullanma Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bakıyoruz, gerçekten AK PARTİ’nin gündemiyle Türkiye'nin gündemi birbirinden farklı. Kendine istediği yasaları, teklifi akşam veriyor, ertesi gün de komisyona iniyor. Tam dördüncü senemdir Meclisteyim. Dört sene boyunca bir hukukçu olarak onlarca kanun teklifi verdim, gizli dinlemeden taciz suçlarına kadar, düşünce suçlarından tutun da özel ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasına kadar. Bunlardan hiçbirisi ne komisyona indirildi ne de İç Tüzük 37’nci maddeye göre yaptığımız başvurular dikkate alındı. Şimdi, böyle bir çalışma esasıyla Parlamentonun çalıştığını söylemek mümkün mü?

Şimdi, Parlamentoda 600’ü aşkın fezleke var. Bu fezlekelerin 545 tanesi partililerimize ait, hepsi düşünce açıklaması. Bunların hepsi ya Mecliste ya partide ya mitingde ya seçimde yaptığımız konuşmaları kapsıyor. Hatta Kürtçe su istedik diye de fezlekeler geldi, merhaba “…” (x) dediğimiz için de geldi. Evet, 545 fezleke geldi bize ama bizim dışımızda da fezlekeler var Mecliste. Bu fezlekelere baktığımız zaman bu madde de içinde var bu fezlekenin ve bu fezlekenin kapsadığı çok önemli kişiler de var, biliyorum.

Şimdi soruyorum: Ne yapmak istiyorsunuz? Önceki Türk Ceza Kanunu’nda, meşhur 228, 230, 240’ıncı maddeler. 2004 öncesi, zaten yüz bini aşkın dosya müruruzamana uğratıldı, yargıdaki iş yükü nedeniyle, bu maddelerle ilgili dosyaların hemen hemen yüzde 80’i müruruzamana uğratıldı ve failleri kurtuldu. Görevi kötüye kullanma, kötü muameleyi de işkenceyi de hırsızlığı da zimmeti de her türlü, bu alandaki suçları kapsıyordu. E şimdi, bakıyoruz, verilen teklifte ne yapılması isteniliyor? Maddede öncelikle, cezayı azaltıyor, suç tipini değiştirmek için “kazanç” kavramı yerine “menfaat” konuyor, iki maddede daha değişiklik yapılıyor ve bu maddelerle:

1) Dosyaları asliye cezadan sulh cezaya düşürüyorsunuz, bir hükmü geri bıraktırma yolu açıyorsunuz suçu sabit olsa.

2) Erteleme imkânı sağlıyorsunuz çünkü üç sene cezalar ertelenmiyordu.

3) Örtülü af gibi bir madde yapıyorsunuz. Bürokraside mi lazım size, yoksa Parlamentoya bu şekilde taşımayı düşündüğünüz insanlar mı var? Açık konuşmak lazım.

Yani ben şimdi, Barış ve Demokrasi Partisi milletvekili olarak benim il belediye başkanım, Şırnak Belediye Başkanım, bir basın açıklamasını okudu diye, bakın, Sayın Parlamentonun dikkatine sunuyorum, bir basın açıklamasını okudu diye, örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt üyesiymiş gibi davranmaktan, propaganda yapmaktan, yedi yıl iki ay hapis cezası aldı. Yedi yıl, dile kolay, yedi yıl! Eğer dağa çıkmış olsaydı, üniforma giymiş olsaydı, kod adını almış olsaydı, elinde Kalaşnikofla, bombayla yakalansaydı, altı buçuk sene ceza alacaktı, daha az ceza.

Şimdi, 2004’te Terörle Mücadele Kanunu’nu değiştirdiniz, cezaları ağırlaştırdınız. Terörle Mücadele Kanunu’nun bütün karşılıkları Türk Ceza Kanunu’nda yer aldı ve buna rağmen, infaz hukuku da değiştirilmesine rağmen, dörtte 3 getirilmesine rağmen hâlâ ceza artırımı var, hâlâ orada verilen cezalar 2 kat artırılıyor, infaz hâlâ ağırlaştırılıyor. Peki, Terörle Mücadele Kanunu’nu niye kaldırmayı düşünmezsiniz?

215’inci madde… Abdullah Öcalan’a “sayın” dediği için 30 binin üstünde insan yargılanıyor. Dikkat edin, 30 binin… Her mahkeme farklı karar veriyor; kimisi bir sene veriyor, kimisi örgüt propagandası sayıyor beş sene veriyor, kimisi on sene veriyor, kimisi yedi sene veriyor, kimisi altı ay veriyor, kimisi beraat veriyor. “Suç ve suçluyu övme”, kabahat nevinden bir madde. Her gün, her yerde Kenan Evren’e “sayın” diyorlar insanlar, rütbeliler. Hatta, Başbakan yanında saf tuttu, resimleri yayınlandı. Bu ülkede darbe yapan, bu Meclisi kapatan, bütün partileri kapatan, Zincirbozan’a süren ve bırakın onu, sadece bu da değil, sarı üniformalarıyla gelip bu kürsülerde oturanlar… Darbe yapanlara “sayın” dediği için bir tane Allah’ın kulu hakkında açılmış bir dava var mı bu ülkede? Ya bu ülkenin yargıçları, yargısı, bu yasayı yapanlar bu ülkede yaşamıyor ya da söylediklerinin hepsi palavra. Ne diyorlar? “Kenan Evren’i yargılayacağız.” Siz gölgesini bile yargılayamazsınız bu mantıkla, gölgesini! Siz bu kürsüde “Yargılayacağız.” dediniz, biz suç duyurusunda bulunduk, ifadeye bile çağıramadınız.

Şimdi, arkadaşlar, benim söylediklerim basit şeyler değil. Siz düşünce açıklamasının uluslararası standartlarını, Avrupa Mahkemesi standartlarını biliyorsunuz, yargı biliyor. Anayasa’nın 90’ıncı maddesi “Uluslararası sözleşmeler kanunların üstünde.” diyor ama benim Yüksekova Belediye Başkanım Ruken Yetişkin bir şenlik nedeniyle şu an cezaevinde. Benim Bitlis Belediye Başkanım, benim hukukçu olan Kars’taki Belediye Başkanım gece apar topar gözaltına alınıyor. Sizi rahatsız etmiyor mu bunlar? Ülkenin toplumsal barışına zarar vermiyor mu bu yaklaşımlar? Türk Ceza Kanunu’nun 216’ncı, 220’nci maddesinin 6’ncı fıkrası, 7’nci fıkrası, 8’inci fıkrası, 314’üncü madde örgüt üyelerini tanımlamış. Peki, bu madde neyi karşılıyor? Niye kaldırmayı düşünmüyorsunuz? Yani illa, hırsıza, zimmetçiye, işkenceciye, namussuza mı çalışacağız bu ülkede? Allah aşkına, düşünce suçu kaldırılmadan cezaları, indirilmeden cezaları bu ülkede insanlar konuşamadan demokrasi gelebilir mi? Ne bu ikiyüzlülük, madalyonun iki farklı yanı? Bir yanda ülkemde bu oluyor, bir yanda böylesine ceza yasaları çıkarılıyor. Bunun neresi kabul edilebilir? Bizim içimiz yanıyor. Her gün yanı başımızda arkadaşlarımız içeri alınıyor. Her gün içeri alınırken düşünceleri nedeniyle, bu yasalar Meclise geliyor. Kimi kurtarmaya çalışıyorsunuz? Bu fezlekenin içinde, bu maddelerin içinde kim var? Bakın bakayım, eski Türk Ceza Kanunu 228, 230, 240, sizin Genel Başkanınız, Başbakan olmasın acaba? Fezleke maddelerine bakın. Şimdi, Allah aşkına, niye düşünce suçlarında bir adım atmıyorsunuz? Niye Kürt siyasetçilere bu kadar zalim davranıyorsunuz? Niye Kürt siyasetçiler konuştuğu için on sene içeri atıyorsunuz? Niye hırsızlara kapıyı açıyorsunuz, düşüncesini açıklayanları içeri atıyorsunuz? Bu yasalar…

AKİF AKKUŞ (Mersin)Onlar herkese yapıyor herkese, sadece Kürtlere değil.

HASİP KAPLAN (Devamla)Ben kendi açımdan içimde… Benim 3 bin tane partilim içeride. Sizin yanınızda başka türlü içeri giren olabilir. 3 bin tane partilim içeride benim. 50 bin tane dava açılmış. Şimdi soruyum size…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

80 konuşma daha · 8 Aralık 2010

80 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook